235

İlkadım'dan

Yazar: 
Akif Dursun

Müslümanların kâfirler karşısında gerilediği, her zaman ve zeminde "neden bu hallere düştük?" sorusunun sorulması ve buna cevap aranması tabiidir. İslam'da bir hata olmadığına, son din olduğuna, başka bir din ve şeriat gelmeyeceğine göre müslümanların İslam'ı anlayışlarında bir sıkıntı olduğu aşikârdır.
Çözüm yolları da buna göre aranmalıdır. Ulemanın bir hadise istinaden “tecdit” olarak nitelediği bu husus tarih boyunca olmuştur. İslam tarihinde müceddit unvanını hakkıyla alan şahsiyetler hepimizin malumudur.

Din Tahrifçileri

Yazar: 
Nureddin Soyak

"Şimdi (ey müminler) onların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Oysaki onlardan bir kısmı, Allah'ın kelamını işitirler de iyice anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi." (Bakara 75) İnsanlık tarihine baktığımızda ne gariptir ki, tamire müvekkel kılınan insan, sanki tahrife müvekkel kılınmışçasına, kimi zaman bilerek, kimi zaman bilmeyerek, kâinattaki ölçü ve dengeleri tahrife (bozma, değiştirme, çaptırmaya) yönelmiştir.
“Şimdi (ey müminler) onların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Oysaki onlardan bir kısmı, Allah’ın kelamını işitirler de iyice anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi.” (Bakara 75)
İnsanlık tarihine baktığımızda ne gariptir ki, tamire müvekkel kılınan insan, sanki tahrife müvekkel kılınmışçasına, kimi zaman bilerek, kimi zaman bilmeyerek, kâinattaki ölçü ve dengeleri tahrife (bozma, değiştirme, çaptırmaya) yönelmiştir.

Reform Laboratuvarı Türkiye

Yazar: 
Mustafa Özcan

Türkiye, İslam dünyasının reform laboratuarı. Nazarî ve pratik reformları hem imal hem de ihraç ediyor. Reformlar önce Türkiye'de pişiriliyor sonra da İslam âlemine servis yapılıyor. 'Bizde pişer komşuya da düşer' tekerlemesinde olduğu gibi komşu ülkeler de Türkiye'de kotarılan reformları kendilerine ve bünyelerine adapte etmeye çalışıyorlar. Türkiye'nin reformların laboratuarı olması keyfiyeti aslında bizim tesbitimiz değil.
NZZ/Qantara.de sitesinin yazarlarından Volker S. Stahr'a ait bir tesbit ama pek yerinde ve vakıaya mutabık veya eskilerin tabiriyle mukteza-yı hâle uygun bir tesbit.

Kur'an'ın Tarihselliği

Yazar: 
Prof. Dr. Mehmet Soysaldı

Kur'an, miladî 610 yılında insanlığın hidayeti, refahı ve mutluluğu için Allah Teâlâ tarafından Cebrail aleyhis selam vasıtasıyla Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme vahyedilen en son ilâhî kitaptır.
Kur’an, önceki ilâhî kitaplardan farklı olarak bir defada toplu olarak inmemiş, olaylara uygun olarak, 23 yıl gibi bir süre içerisinde parça parça inmiştir.
Kur’an ayetlerinin tarih içerisinde olan olaylarla bir ilişkisi vardır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in bir kısım ayet ve sureleri, meydana gelen bazı olaylar ve Peygamberimize sorulan sorulara cevap olarak indirilmiştir. Ayrıca bazı ayet ve surelerde önceki peygamberler ve geçmiş milletlerin başına gelen birtakım tarihî olaylardan bahsedilmektedir. Bu yönlerini göz önünde bulundurarak Kur’an’ın tarihle ve tarihsel olaylarla bir ilişkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak son zamanlarda “Kur’an tarihseldir” diyerek, Kur’an’daki bazı emir ve hükümlerin Kur’an’ın indiği dönem için geçerli olduğu, bugün ise bir geçerliliğinin kalmadığını ileri sürenler ortaya çıkmıştır.

Anarşi

Yazar: 
Cemil Usta

"Halkı müslüman olan ülkelerde anarşik olaylar devam etmektedir. Bu bütün müslümanları üzmektedir. Sizce bunun çözümü nedir?" Celal BATTAL-İSTANBUL
Anarşi, kargaşalık, başıboşluk, düzensizlik, otorite tanımayan; anarşi taraftarı anarşist de, kargaşalıktan fayda uman, yıkıcı, tahrifkar manalarına gelmektedir.
Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde kişinin hem kendi manevî halini koruyup geliştirmesi, hem de başkalarının manevî kişiliğine, şeref ve haysiyetine saygılı olması emredilir. Mesela şöyle buyrulur.
“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat 10)

Gönül'le yönetmek

Yazar: 
Veysi Erken

İki insanın bir amaç doğrultusunda belirlenmiş hedefleri gerçekleştirmek üzere ortak olarak bir faaliyeti gerçekleştirme çabasına girdikleri yerde "yönetim" olgusunun varlığı kaçınılmazdır.
Her yönetim olgusunda “yöneten” ve “yönetilen”ler bulunur. Bu kaçınılmaz bir durumdur. Özellikle “yönetim”de benimsenen ilkeler, yazılı hale getirilen kurallar, oluşturulan mevki ve makamlar ve bunlardan da önemli mevki ve makamlara kurulanların tutum ve tavırları yönetimin niteliğine damgasını vurur.

İki Kalp Bir Karakter

Yazar: 
Muhammed B. Ayaz

İnsan davranışlarını normal ve anormal olarak sınıflandıran psikoloji biliminin, ruh sağlığı hakkında yetersizliği bilinmektedir. Davranışı, bir beden hastalığı gibi ele alarak adlandırmak ve ilaçla tedavi etmeye çalışmak, bir akıl yürütmekten öteye geçmemiştir.
Çünkü yaratılış donanımı, rastlantı olarak kabul edilip insan bir makine gibi incelenmiştir.
Zengin bir fıtrat donanımı ile insanı tanımlayan İslam, yönelişlerin merkezi olarak “kalbe” işaret eder. Fıtrata uygun ya da ters düşecek yönelişin “kalpten” sadır olduğunu Kur’an’dan öğreniyoruz:
“Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır.” (Ahzab 4)

Müslümanlar Arasındaki İlişkiler-1

Yazar: 
Zeki Soyak

Muhterem müslümanlar, Bugün müslümanlar arası ilişkiler ve birbirimize karşı davranışlarımızla ilgili bir sohbet yapacağız. Tabii müslümanların birbiriyle ilişkileri, küçük büyük münasebetleri deyince akla ilk gelen Hucurat suresidir. Çünkü bu sure-i celile, bir kısım bedevinin Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme karşı yapmış oldukları yanlış tavır ve konuşmalarından dolayı nazil olmuş ve ümmet-i Muhammed'in, peygamberlerine ve büyüklerine nasıl davranacağı hususunda bize açık beyanlar ve mesajlar sunulmuştur.
“Ey iman edenler! Allah'ın ve Elçisi'nin (emrettiği şeyin) önüne kendinizi koymayın, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah, kuşkusuz her şeyi işiten, her şeyi bilendir!” (Hucurat 49/1)
Hucurat suresi böyle başlıyor.

Yine Geleceksiniz Değil mi?

Yazar: 
İlkadım Mülakat

Yaklaşık 14 yıldır hizmet veren IBS, birçok hayırlı işe imza ata ata günümüze kadar sizin katkılarınızla geldi. Mazlumların, mağdurların yüzünü güldürdü. Kâh depremzedelere, kâh gurbet ellerde kimsesiz ilim tahsilinde bulunan öğrencilere, kâh yurt içinde, kâh yurt dışında bizim adımıza çalıştı, didindi. Mesuliyetimizi hafifletmek, yüzümüzü ak etmek ve dünyanın dört bir tarafındaki insanlara uzanan bir dost eli olmak için geceli gündüzlü çalıştı ve çalışıyor. Şimdi yepyeni bir hizmet ufku ile yeni mekânında kaldığı yerden hizmetlerine devam ediyor.
IBS’nin dünü, bugünü ve yarını hakkında Dernek Başkanı Bünyamin Çil Bey ile röportaj yaptık. Hizmetlerini birkaç sayfaya sığdırırız diye düşündük, ama olmadı.

Geçtiğimiz kurbanda IBS olarak çok geniş kapsamlı, dünya çapında bir yardım faaliyeti yaptınız. Sizden bu yılki kurbanla ilgili çalışmalarınızı dinlemeden önce, dernek hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Allah'tan Hakkıyla Korkmak

Yazar: 
Fatih Yılmaz

Allah korkusu bu imtihan ortamında müminin en büyük dayanağıdır. Çünkü Allah korkusu, kişiyi, her anında Allah'ın istediği gibi davranmaya, O'nu hoşnut etmeye çalışmaya, şeytanın ve nefsinin isteklerinden sakınmaya, onların hile ve oyunlarına karşı uyanık ve tedbirli olmaya sevk eder. Bu da, insana kendi sınır tanımaz isteklerini uygulatmaya çalışan nefsin ve şeytanın hiç işine gelmeyen bir durumdur.
Bu sebeple şeytan ve nefsi, insanı en başta Allah korkusundan uzaklaştırmaya çalışır. Allah'tan korkmanın gereksiz, hatta yanlış olduğu, asıl önemli olanın Allah sevgisi, kalp temizliği olduğu gibi telkinlerle onun Allah'tan korkup sakınmasını engellemek ister. Oysa Kur’an'ı okuyan şuurlu bir insan, şeytanın bu tür telkinlerinin hiçbir gerçekliği olmadığını, tamamen saptırma ve aldatma amacı taşıdığını rahatlıkla görür. Zira Allah, müminlere Kendisi'nden korkmalarını Kuran'da son derece açık bir biçimde emretmiştir. Bu emir Kur’an'ın sayısız ayetinde yer alır.

Özleyip Durduğum Kareler

Yazar: 
İdris Arpat

Yeşillikler arasına kurulmuş bir köy, planlı programlı evler, mahalleler, yollar... Yollar boyunca dizilmiş ağaçlar. Sülün gibi bir camii. Dalgalanan ekin tarlaları. Beyaz çakıllar arasında, şakır şakır akan berrak dereler.
Bir bağın bir bahçenin, bir derenin karşılıklı iki kenarına konarak nöbetleşe öten kuşlar.
Uzak ufuklara düzgün bir kaş gibi kurulan karlı dağlar.
Şehirlere sığmayan dağcılar. Heybetli sevdalarla heybetli dağlara tırmanan dağ gibi insanlar.
Yaylalara, serin yamaçlara serilmiş koyun sürüleri.
Yankılanan at kişnemeleri.

İsrail'in Köktenci Terörünün Yol Haritası-3

Yazar: 
İsmail Çolak

Vahşete Hıristiyan ve Yahudi Çevrelerin Tepkisi Günümüzde, Siyonizm'e ve İsrail Devleti'nin Siyonist uygulamalarına yönelik eleştirileriyle bilinen düşünür ve yazarlar arasında, pek çok hıristiyan olduğu gibi, Yahudi dinine mensup, İsrail üniversitelerinde görev yapan akademisyenler de az da olsa bulunmaktadır. Kudüslü bir hıristiyan olan Edward Said, İsrail'in Filistin halkına karşı uyguladığı şiddeti eleştiren ve bölgeye barışın getirilmesinin ancak İsrail'in Siyonist ideolojiden vazgeçmesi ile mümkün olabileceğini savunan ünlü Ortadoğu (anti-oryantalist) uzmanlardandır.
Kendisi de bir Yahudi olan Noam Chomsky de, yazılarının ve kitaplarının büyük çoğunluğunda Siyonizm’i ve Siyonizm’e destek veren ülkelerin politikalarını, halihâzırda en fazla tenkit eden ve bu tenkitleri, başta ABD olmak üzere tüm dünyada ziyadesiyle yankı yapan yazarlardan biridir. Diğer yandan, Profesör Benny Morris, “Correcting A Mistake: Jews and Arabs in Palestine/Israel, 1936-1956” (Bir Hatayı Düzeltmek: Filistin/İsrail’de Araplar ve Yahudiler) adlı kitabında, şahitlerin ifadeleri ve gizli tutanaklarla Siyonist vahşeti detaylı bir şekilde ispatlamıştır.
2001 yılında ölen Israel Sh

Türkiye'de Anayasa Geleneğinin Özellikleri-3

Yazar: 
Yusuf Can

d. 1924 Anayasası 1921 Anayasası ile yeni rejimin işletilmesi mümkün değildi. Hilafet ve Saltanat kaldırılmış, Cumhuriyet ilan edilmişti. Kaldırılan bu geleneksel kurumların yerine yeni kurumlaşmalara gidilmemişti. Ciddi bir hukukî boşluk söz konusuydu.
Geniş ve kapsamlı bir anayasa gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, tasarladıkları devlet ve toplum modelini kısa sürede gerçekleştirmelerine elverişli olacak bir anayasayı, CHF’nın öncülüğünde, yeni meclis aracılığı ile yaptılar.30 Yeni anayasa Kanunu Esasi Encümeni adlı bir komisyon tarafından, özellikle Fransız ve Polonya Anayasalarından büyük ölçüde yararlanılarak hazırlandı. Klasik parlamenter sistem ile meclis hükümeti sistemlerinin izlerini taşıyan yeni anayasa, mecliste yapılan değişikliklerden sonra oylanarak 20 Nisan 1924’de yürürlüğe girdi.31

Amerika İle İlişkiler, Alevilerle İftar...

Yazar: 
İlhan Öztürk

Başbakan Erdoğan'dan sonra, Cumhurbaşkanı Gül de Amerika'yı ziyaret etti. Bu üst düzey iki ziyaretten sonra, yeni bir dönemin başladığı ifade ediliyor. Bu konuda farklı yorum ve görüşler basınımıza yansıdı. Biz de bu önemli dış politik gelişmeyi ele almak istiyoruz.
İlk olarak Bush’un görevinin sonuna gelmesi ve yeni seçimlerde Amerika’da farklı bir yapının oluşması söz konusu iken, atılan adımlar, verilen sözler ne kadar kalıcı olabilir? Güvenilebilir mi? Bizim bazı taahhütlerde bulunmamız doğru mu?
Amerika tarafının her zaman çıkarları doğrultusunda hareket ettiği biliniyor. Öyleyse çıkarları sürdüğü müddetçe politikaları değişmez, devamlılık gösterir. Zaten politika yapıcıları kısa süreli olmayan politikalar geliştiriyorlar. Böyle düşünürsek sorunun cevabından endişe etmememiz gerekiyor.

Mirasa Layık Olabilmek

Yazar: 
Nuri Ercan

İlim bellidir, âlim tâlim edilmiştir. İndirilen, öğretilen bilgiler deveran eder durur yüzyıllardır. Ve ilim, öğrenilen bilgilerle yoğrulur, harman olur, insanlığın hizmetine âmâde olur... Bilinmeyen malumlar da mevzu-ı bahistir aramızda. Diğer çabalar bilinmeyeni keşfetmek içindir ömür boyu.
Lakin kolay değildir gaiplerde dolaşabilmek. Bu yüzden bu çabamızı sonuçlandıramayız bu âlemde.
Gizemli düşüncelerle öbür âleme geçer beklentilerimiz.
Bilmek öncelikle insanoğluna gereklidir, bu bellidir. Egemen olmak değildir bilmek, kırk ilmekten bir ilmektir.