“En büyük eksikliğimiz: Namaz bilinci”

Yazar: 
Abdullah Yıldız ve Ahmet Bulut İle Mülâkat
Köşe: 
Kapak

İlkadım: Abdullah hocam sizinle başlayalım inşallah. Namaz insanın ufkunu nasıl açar?  
Abdullah Yıldız: Tevafuk biz de dergimizde namaz konusunu işleyeceğiz. Bil vesile İlkadım dergimize teşekkürle başlayalım, Yüce Rabbimiz tarafından 610 yılının Ramazan ayında, Kadir gecesinde iqra’ (oku, anla, anlat, duyur) emri ile zatına Peygamberlik görevi verilen Hz. Muhammed’e (s.), hemen ertesi günün sabahında, Cebrail (a.s) tarafından namaz öğretilmiştir. Allah’ın Resulü (s.), vahyi insanlara duyurmakla kalmayıp bu ilahi hakikatler çerçevesinde köklü bir inkılap gerçekleştirmek ve cahili hayat tarzının kökünü kazımak için her gün namazdan güç alacak, namazla heyecanını tazeleyecek, halini namazda Rabbi’ne arz edecek, namazla O’ndan yardım dileyecek, sıkıntılara namazla göğüs gerecek, göğsü namazla inşirah bulup ferahlayacak, namazla ufku/âfâkı açılacaktır. Kısaca; yirmi üç yıllık Nebevi değişim mücadelesinin merkezinde namaz olacak; kendisine iman eden herkese önce namazı emredecektir.

İlkadım: Abdullah hocam sizinle başlayalım inşallah. Namaz insanın ufkunu nasıl açar?  
Abdullah Yıldız: Tevafuk biz de dergimizde namaz konusunu işleyeceğiz. Bil vesile İlkadım dergimize teşekkürle başlayalım, Yüce Rabbimiz tarafından 610 yılının Ramazan ayında, Kadir gecesinde iqra’ (oku, anla, anlat, duyur) emri ile zatına Peygamberlik görevi verilen Hz. Muhammed’e (s.), hemen ertesi günün sabahında, Cebrail (a.s) tarafından namaz öğretilmiştir. Allah’ın Resulü (s.), vahyi insanlara duyurmakla kalmayıp bu ilahi hakikatler çerçevesinde köklü bir inkılap gerçekleştirmek ve cahili hayat tarzının kökünü kazımak için her gün namazdan güç alacak, namazla heyecanını tazeleyecek, halini namazda Rabbi’ne arz edecek, namazla O’ndan yardım dileyecek, sıkıntılara namazla göğüs gerecek, göğsü namazla inşirah bulup ferahlayacak, namazla ufku/âfâkı açılacaktır. Kısaca; yirmi üç yıllık Nebevi değişim mücadelesinin merkezinde namaz olacak; kendisine iman eden herkese önce namazı emredecektir.

 Ezan-ı Muhammedî’de ifadesini bulduğu üzere; önce Allah’ın büyüklüğünü, büyüklük sıfatının sadece O’na ait olduğunu kabul edip, “Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed O’nun kulu ve resulüdür” kelime-i şahadetini tasdik edenler, bu imanlarını hemen namazla ispatlamışlar, böylece “felâh”a yani gerçek özgürlüğe ve huzura kavuşmuşlardır. Tevhid’in ikrarı ve bu imanın “Tevhid eylemi” olan namazla pratiğe aktarılması, onları cahiliye karanlığından vahyin aydınlığına, şeytanın ve nefsin esaretinden İslâm’ın özgürlüğüne taşımış, yepyeni ufuklara uçurmuştur.
“Namaz, sancıma ilaç, yanık yerime merhem;
Onsuz ebedî hayat benim olsun istemem”
Namazın insan hayatına etkisini en veciz şekilde böyle özetleyen Üstad Necip Fazıl’ın, “Gaye İnsan, Ufuk Peygamber” diye tarif ettiği Allah Rasûlü (s.), namaz hakkında şu nitelemelerde bulunur: “Dinin direği.” “Müminin miracı.” “Gözümün nuru.” “Cennetin anahtarı.”
Evet, Din binası namazla ayakta kalacak; mümin namazla günde beş kez Allah’ın huzuruna yükselecek, hayatının merkezine namazı alıp her şeye namaz prizmasından bakacak ve huşu içinde sürekli ikame edeceği namazlarını bir hayat tarzı haline getirerek Cennet’in anahtarını eline alacaktır.
“Bana namaz sevdirildi” diyen kutlu Peygamberimiz (s.) şöyle der namaz hakkında:
“Namaz Allah ile sohbet etmektir. Herkes namazda Allah’a ne söz verdiğinin farkına varsın.”
Yaratanla sohbet edenin ufku açılmaz mı? Yüreği ferahlamaz mı? Kalbi yatışmaz mı?
İlkadım: Sayın Ahmet hocam Namaz bilincine ulaşmak için ferdin dikkatini neye çekmek lazım?
Ahmet Bulut: Öncelikle İlkadım dergimize bizlere bu imkanı verdiği için çok teşekkür ederim.Rabbim nice gönülleri namazla buluşturmaya vesile eylesin. Gelelim sorunuza. Ülkemizde namazlarını kılamayan kardeşlerimize baktığımızda karşımıza iki sonuç çıkıyor:
1- İman zafiyeti var.
2- Namaz bilinci zayıf. Niçin namaz kılması gerektiğini bilmiyor.
Bu tespiti yaptıktan sonra yapmamız gereken, muhataplarımızın imanını besleyecek tebliğde bulunmak ve niçin namaz kılması gerektiğini anlatmak. Sadece namaz kıl demek yeterli değil. Anlattığınızda güzel sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Ülkemiz insanının amellerindeki problemin genel sebebi bilgisizlik. Dine karşı olmasından değil. Yaptığımız bir ankete göre, ben namaza karşıyım, Kur’an’a karşıyım, hayatıma karışmasını istemiyorum diyenlerin oranı sadece %5 dir. Öyleyse bize düşen bu büyük yığınlara kapasitelerine uygun bir dille tebliğde bulunmak. Niçin namaz kılması gerektiğini, kılanların neler kazanacağını, geçmişten ve günümüzden örneklerle anlatmak. Çok güzel sonuçlar alındığına şahit olduk. Toplantılarımıza merakından dolayı,eşinin zorlamasıyla ve görev icabı gelen bir çok dinleyicimizdeki muhteşem gelişmeleri bizzat yaşadık.
İlkadım: Namaz toplumun gündemine nasıl getirilebilir? namaz platformunu oluşturma sebebiniz nedir? neden ihtiyaç hissettiniz?
Ahmet Bulut: Bu konuda yapılacak o kadar çok iş var ki… Biz daha işin başındayız. Biz sadece yüz yüze tebliğde bulunuyoruz. Hedef kitlemizin çok az bir kısmına ulaşabildik. Ülkemizin %70’i en iyi anket sonuçlarına göre namaz kılmıyor. Daha çok işimiz var. Biz şimdiye kadar iki ilimiz hariç inşallah onlarda da Ramazan Bayramından sonra yapacağız, Namazla Diriliş Toplantıları yaptık. Seminerler verdik. Gittiğimiz yerlerde namazı gündeme taşıdık.Ulaşabildiğimiz bütün imkanları değerlendirdik. Yayınevlerine kitapların fiyatlarını düşük tutmaları için ricada bulunduk ve hamdolsun gerçekleşti. Fiyatı sebebiyle insanlar alamıyoruz demesinler. Hazırladığımız Namazla Diriliş kitapçığı yaklaşık iki milyon aileye ulaştı. İki Tv ve bir Radyo programıyla iki yıldır farklı kesimlere ulaşmaya çalışıyoruz. Namaz Resimleri Sergisi açtık. Çok ilgi gördü. Yapacak daha çok işimiz var. Namaz filmi çekmeyi, Namaz Dizisi yayınlatmayı, Namaz Resimleri Sergisi açmayı, Namaz Şiirleri albümü, Namaz Şenlikleri, Namazın okullarda ve iş yerlerinde rahat kılınabileceği ortamların oluşturulması, memurlarımızın ve işçilerimizin Cuma namazlarını kılabilecekleri imkanların sunulması gibi birçok iş var. Dedik ya daha işin başındayız.
Platformu kurma amacımız: Namazsızlık hastalığını tedavi etmek, Kılanlar olarak huşu ile kılabilmek ve Namazlı temiz bir toplum meydana getirmek. Biz henüz birinci aşamadayız. Yaptıklarımız yapacaklarımız yanında devede kulak misali. İşin başındayız. Namaz ahrette ilk hesaba çekileceğimiz amelimiz. Nefsimizi ve neslimizi bu hesapta başarılı kılmak. Dünya ve ahiret saadetine kavuşturmak.

İlkadım:Platformu kurma amacınıza ulaştınız mı.?
Ahmet Bulut: Dostların duası ve desteği ile emin adımlarla ilerliyoruz. İlk aşamalı hedefimize ulaştık. İller bazında ziyaretlerimiz tamamladık. İlçelerle yolumuza devam ediyoruz. Gittiğimiz yerlerde namaz gündemimizi belirler hale geliyor. Ama daha işin başındayız çok çalışmamız gerekiyor. Bir kardeşimiz namazsız kalmayıncaya kadar çalışmalarımız devam edecek. Okuyucularımızdan dua bekliyoruz. Onlara da kendi bölgelerinde bir şeyler yapmalarını istirham ediyoruz.
İlkadım: Abdullah hocam Namazın toplumsal değişimde etkisi nedir? (Terkedilişi ve devamlılığı noktasında) olumlu ve olumsuz yönleri konusunda ne dersiniz?
Abdullah Yıldız: Kur’ân-ı Kerîm, toplumların ve nesillerin namaza karşı durum ve duruşlarındaki olumsuz değişimin yani onların namaza karşı duyarsızlaşmalarının toplumsal bozulmayı ve çöküşü de beraberinde getirdiğini söyler. Meryem Suresi’nin 58-59. ayetlerinde, bu değişimin namaz merkezli olarak nasıl dikkatlerimize sunulduğuna bakalım:
Meryem 19/58: “Onlara Rahman’ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlardı.”
Bu ayette, Meryem suresinin başından beri anlatılan Allah’ın peygamberlerinin ve sevgili kullarının vahye duyarlı oluş düzeyleri “ağlayarak secdeye kapanmak” şeklindeki “namaz bilinci” ile özetleniyor.
Meryem 19/59. ayete gelince: “Onların ardından öyle bir nesil geldi ki, onlar namazlarını zayi ettiler, tutkularına uydular; onlar azgınlıklarının cezasını göreceklerdir.”
Bu ayet, namaz duyarlılığını kaybedip namazı terk edenlerin ya da onu alışkanlık düzeyine indirgeyip zaman zaman da savsaklayanların kaçınılmaz olarak nefislerine yenik düşeceklerini, bunun sonucu olarak şeytani arzularının ve hayvani tutkularının esiri olacaklarını ve bu şekilde yoldan çıkmalarının cezasını hem bu dünyada hem de öbür dünyada göreceklerini beyan ediyor.
Böylece, namazın bir toplumun değişiminde ne büyük bir belirleyiciliğe sahip olduğunu görmüş olduk. Ancak, Meryem 58-59.ayetler, bir toplumun olumlu istikametten olumsuz istikamete doğru değişimini ortaya koyuyor. Elbette 58.ayet, secde/namaz bilincinin nesilleri hangi seviyelere taşıyacağının da bir işareti olarak okunabilir.
Olumsuz istikametten olumlu istikamete değişimi açıkça işaret eden ayet ise Ankebut 29/45.ayettir:
“Sana vahy edilen Kitab’ı oku. Ve namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki namaz, çirkin işlerden (fahşâ) ve kötü davranışlardan (münker) alıkoyar.”
Bu ayet-i kerime, gereği gibi, dosdoğru ve düzenli kılınan namazların birey ve toplumları “fahşâ” adı verilen her türlü fâhiş uygulamadan; fuhuştan, ahlaksızlıktan, iğrençlikten, edepsizlikten, yalandan, dolandan, fahiş kazançtan... uzaklaştırdığı gibi, “münker” adı verilen her türlü kötülükten, haramdan, günahtan, zulümden, içkiden, kumardan da uzak tutacağını beyan ediyor. Bu, kirli toplumdan temiz topluma, suçlu toplumda suçsuz topluma, kaos ve bunalımdan huzur ve saadete geçişin müjdesidir.
Demek ki; namazın terki her türlü kötülüğün ve olumsuzluğun kapılarını açıyor; namaza huşu ile sımsıkı sarılmak ise bütün olumsuzlukların kapısını kapatıyor.
İlkadım: Teşekkür ederim hocam. Ahmet hocam, Namazı namazla öğrenmenin ve de öğretmenin metodunu nasıl bulabiliriz?
Ahmet Bulut: Sevgili Peygamberimiz (sav) namazı ve diğer ibadetleri yaşayarak öğretti. Öncelikle anlatacaklarımızı biz yaşamalıyız. Hani güzel bir söz var: Dudaktan çıkan sözler dudakta kalır. Gönülden çıkan sözler gönle gider. Yaşadıklarınız makes buluyor. Bütün programlarımızı ezana ve namaza göre ayarlarsak bizimle birlikte olanlar namazı hayatın bir parçası olarak algılayacaktır. Namaz kılmak ekstra bir şey değil. Hayatın bir parçası olduğu yerleşecektir. Böyle olunca da zor gelmeyecek. Yemek yemek gibi, su içmek gibi doğal bir şey haline gelecektir. Mesela vakıf, dernek ve dergi çalışmalarımızı yaparken namaza önceler ve programımızı ve toplantılarımızı ona göre yaparsak, bizi takip edenler, okuyanlar da aynı hassasiyet içinde yetişeceklerdir. Maalesef yıllarca bu konuda hatalar yaptık. Önceliği namaza değil diğer işlere verdiğimiz için, namazlarımız bir angarya gibi oldu. Çalışmalarımızda bereket olmadı.
İlkadım: Sayın hocam Ülkemizin çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen 5 vakit namazda istenilen seviyede olunmamasını neye bağlıyorsunuz?
Abdullah Yıldız: Yukarıda bahis konusu ettiğimiz Meryem suresinin 59. ayeti, aslında tam da bizim ülkemizin halini resmeder: Ataları Müslüman ve namazlı-niyazlı olduğu halde, hatta Meryem/58.ayetteki örnek nesiller gibi, secdelerinde göz yaşı döken, İslâm’ın hizmetkârlığını, bayraktarlığını yapan, namazdan aldıkları güçle “yedi düvel”e (Çanakkale’de olduğu gibi) kafa tutan insanlar olduğu halde, kendileri namazı terk eden, savsaklayan ve tutkularının peşinden sürüklenen kayıp nesil...
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse; bu ülkede namazın öğretimi ve şekil eğitimi yapıldı ama “namaz bilinci” üzerinde yeterince durulmadı. Namaz bilinci olmayınca, insanlar “niçin namaz kılmalıyım?” sorusunun cevabını gereği gibi öğrenip ruhuna sindiremeyince, namazların içi boşaldı, savsaklandı, olsa da olan olmasa da olan rutin bir işlem olarak algılanır haline geldi, -haşa- bir yük gibi, işin gücün arasında bir engel gibi görülmeye başlandı ve kolayca terk edilir oldu. Ve bugün, bir ankete göre, halkımızın dörtte üçü beş vakit namaz kılamaz hale geldi. Oysa halkımızın dörtte üçü oruç tutuyor, bir o kadarı Cuma namazına gidiyor; bayram namazına giden ve kurban kesenler daha fazla.
Hasılı; bütün mesele namaz bilinci eksikliği. İşte Namaz Gönüllüleri Platformu bu ihtiyaçtan doğdu. Namaz Gönüllüleri olarak, biz inanıyoruz ki, halkımıza namaz bilinci kazandırdığımız zaman, sadece namaz kılma oranı artmakla kalmayacak, bilinçli ve huşu içinde sürekli kılınan namazlar insanımızın topyekun Tevhîdî/İslâmî değişimini de beraberinde getirecektir.
İlkadım: Platform nedeniyle ülkemizin her yerini ve her bölgemizi ziyaret ettiniz ..bir grafik çizmemiz gerekse namazda en bilinçli bölgemiz konusunda ne dersiniz?
Ahmet Bulut: Zor bir soru. En bilinçli bölgemizi tespit edebileceğimiz bir anket çalışmamız yok. Gözlemlerimizi söyleyecek olursak bu da ne kadar gerçeği yansıtır bilemiyorum. Toplantılara katılıma göre bir değerlendirme yapacak olursak çok şaşırdığımız bölgeler oldu. Burada pek katılım olmaz diye tereddüt ettiğimiz yerlerde muhteşem katılımlar oldu. Çok dikkatli dinleyicilerle karşılaştık. Tabiî ki bu durum karşısında çok sevindik ve Rabbimize hamdettik. Bunlardan biri de Kapadokya bölgesiydi. Gidemediğimiz birçok ilden önce Nevşehir ve ilçelerinde birkaç defa program organize edilmesi ve katılımın ve ilginin oldukça iyi olması bizi çok sevindirdi. Bunda organize eden ekibin gayreti büyüktü. O ekibi yetiştiren,besleyen kaynağın sağlam olması en önemli etkendi. Tohumlar yıllar önce bilinçli bir şekilde,verimli topraklara ekilmişti. İşte bu İlkadım dergisi de ekilen tohumların meyvesidir. Sizler de öyle. Allah cc. Zeki Soyak Hocamızdan ve O’nu yetiştirenlerden razı olsun. Makamları cennet olsun. Rabbim bizleri de onların izinden yürüyen ve şefaatlerine nail olanlardan eylesin. Amin…
İlkadım: Yine bir grafik çizmek gerekse, namazda en bilinçli yaş seviyesi nerelerde seyrediyor?
Ahmet Bulut: İşte bu konuda çok sevindirici haberlerim var. Toplantılarımıza katılanlar gençler ve özellikle üniversite gençliği. Kitap imzalatan, okuyan ve okuduktan sonra yorumlarını yazan hep gençlerimiz. Hatta ilköğretim seviyesindeki çocuklarımız. Bu bizi oldukça sevindiriyor ve heyecanlandırıyor. Gittiğimiz her bölgeden mektuplar alıyoruz. İşte bunlardan birkaçını sizlerle paylaşayım:
Selamunaleyküm hocam, ben Kayseri’den Zeynep. Cumartesi günü sizinle beraberdik canlı canlı sohbetinize katılmak nasip oldu çok şükür. Sizi o kadar çok seviyordum ki görüşmeyi çok istiyordum ama buraya geleceğinizden haberim yoktu. Kardeşim vesilesi ile haberimiz oldu ve görüşmek nasip oldu. Hamdolsun demek ki gönülden isteyince oluyormuş. Bu dünyada böyle gönülden istediklerimizi rabbim hemen nasip ediyor da ahirete yönelik isteklerimizi neden kabul etmesin. İmzaladığınız kitaba yazdığınız gibi her daim dualarınızda olmayı isteriz. ”Namaz Dirilişe Çağrı” kitabınızı okumaya başladım. Yarıladım bile. Çok güzel. Samimi söylüyorum annemde aynı şeyi söylüyor her ikimizin de namazlarında değişmeler oldu hamdolsun. Çok büyük bir iş yapıyorsunuz gerçekten rabbim sizleri her iki cihanda da güldürsün, yüzünüz her daim böyle mütebessim kalsın inşallah. Selametle. Allahın selamı bereketi üzerinize olsun.
Ahmet hocam, ben Yozgat Tarım İl Müdürlüğünde memur olarak görev yapıyorum. 2 kız ve 2 oglum var, ellerinden öperler. Sizin Yozgat’a gelişinize gerçekten çok sevindim. Çünkü size Hilal Tv’deki programınızdan dolayı büyük bir muhabbet besliyordum ve cuma günü akşam tüm çocuklarımı ve eşimi alıp Yimpaş’a geldik ve gerçekten sizlerden ve diger konuşmacı arkadaşlardan Allah razı olsun. Rabbim emeginizi zayi etmesin bizi doyurdunuz çocuklarımdan büyük kızımı biraz zor getirmiştim o 16 yaşında küçük kızım 13 yaşında programdan çıktıktan sonra inanın küçük kızım baba bundan sonra namazımı hiç bırakmayacagım sabah namazına kalktıgında benide kaldır dedi ve hiç ara vermeden devam ediyor oglum büyük 11 yaşında küçükte 4 yaşında büyük oglum rabime şükürler olsun namazını kılıyor bir tane büyük kızım kaldı onada dua ediyorum ve sizdende dua etmenizi ve pazartesi günki programınızda bizlerden bahsetmenizi rica ediyorum ve özellikle büyük kızım enise şeyma için birkaç cümlede olsa birşeyler söylemenizi istirham ediyorum sizleri allah için seviyorum allah sizlerden razı olsun rabim ahirette bizi sizlere komşu eylesin inşallah bize namazda dirilişi tattırdıgınız için ve kızıma namaza başlamasına vesile oldugunuz için çok çok teşekürler ediyorum pazartesi günki programınızı ailece izleyecegiz inşallah birde kitbınızı aldık ve imzalattık heycanla ve zevkle ailece okuyoruz.   Salim Bucak
Gelen mektuplardan sadece ikisi. Kitap olacak kadar güzel haberler ve mektuplar var.
İlkadım: İnsanımız namaza nasıl bakıyor? Kavrayış seviyesi ne aşamada?
Ahmet Bulut: Herkes namaza ilgi duyuyor. Siyasi görüşü, cemaati, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun, herkes namaz deyince kulak kabartıyor. Acaba ne anlatacaklar diye ilgiyle dinliyor. Çok enteresan örnekler var. Yer darlığı sebebiyle anlatamıyorum. Eğitim seviyesine, kültür yapısına ve bölgesine göre anlayışlar ve kavrayışlar farklı. Biz de sunumlarımızda buna özellikle dikkat ediyoruz. Seviyeyi tutturamazsanız dikkat dağılıyor, sizi dinleyemiyor. Bizim programlarımız yaklaşık olarak iki-üç saat sürmesine rağmen bu zaman kadar programın sonuna kadar insanımız programları ilgiyle takip ettiler.
İlkadım: Evet insanların bilinçlenmesi için yola koyulmak ve çalışmak çalışmak, yılmadan bıkmadan çalışmak ne kadar güzel. Abdullah hocam -Namaz Gönüllüleri Platformu takipçisi halkımızla ilginç bir anınızı alabilir miyiz?
Abdullah Yıldız: Geçen yıl, Kutlu Doğum Haftası sebebiyle Kıbrıs’a “Namazla Diriliş” paneli sunumu için gitmiştik. Hali ve vaziyetinden çok zor durumda olduğunu fark ettiğimiz, Türkiyeli bir öğrenci kardeşimiz, toplantıyı en ön sırada ve dikkatle dinledi. Ama bakışlarındaki boşluğu fark etmekte gecikmedik. Panel sonunda kitap aldı, imzalattı ve ‘biraz konuşabilir miyiz?’ dedi. Ayaküstü kısaca dinledim: “Benim derdim” dedi; “namazdan çok daha öncelikli. Namaza varıncaya kadar cevaplamam gereken sorular var. Ve bir türlü içinden çıkamıyorum. Hayat büsbütün bana anlamsız geliyor. Niçin yaşadığımı bile bilmiyorum...” Çok ciddi bir anlam boşluğu yaşadığı belli idi. Ayaküstü ne anlatabilirdim ki? Birkaç ayet ve hadis ile nasihatte bulundum. Yaratılış gayemizi ve insanın kainattaki konumunu anlatmaya çalıştım. Kur’ân’ın mealini okumasını söyledim; ama böyle bir şeyin yani Kur’ân’ın Türkçe çevirisinin varlığından bile haberdar değildi. Magosa’ya geçmek zorundaydık; mail adresimi verdim, derdini yazmasını istedim.
Sorunları gerçekten derindi; derin bir bunalım içinde idi. Sonradan itiraf ettiği üzere, eğer o gün bizim programımıza gelip ayaküstü de olsa konuşmuş olmasaydık, ya intihar etmeyi ya da uyuşturucuya başlamayı düşünüyormuş; zira daha önce de tatmış o mereti. Meğer tam uçurumun kenarında iken elinden tutmuşuz evladımızın...
On beş gün sonra İstanbul’a geldi. Uzunca sohbet etme fırsatımız oldu. Kendisine kitaplar ve bir de Kur’ân meali verdim. Kur’ân’ı, Allah’ın kendisine gönderdiği mektuplar demeti olarak ve birer-ikişer sayfa ve yavaş yavaş, düşünerek okumasını tavsiye ettim. Tanışması ve dostluk kurması yararlı olacak insanlarla da tanıştırdım kendisini. Sevinçten uçarcasına Kıbrıs’a geri döndü...
Her gün, mesajlar gelmeye başladı: ‘Kur’ân’ın şu sayfasındayım. Haydi Namaza kitabınızın şu bölümündeyim. Öbür kitaptan şu kadar okudum...’ Nihayet, bir hafta kadar sonra bir mesaj:
“Hocam, şu an ikindi vakti ve ben seccademi serdim, namaza başladım,”
Onun İstanbul’daki gönül dostları, gözyaşları içinde bu mesajı birbirlerine aktardılar...
Bir başka İstanbul seyahatinde bana bir yazı gösterdi, dolabının kapağına astığı bir kağıt parçası idi bu: 5 Nisan 2008: Hocalarımla tanışma. 20 Nisan 2008: İstanbul’a gidiş.28 Nisan 2008: Namaza başlayış; yani hayata yeniden dönüş.
Evladımız namazla yeniden hayata tutunmuştu. Dahası, namaza başladığının ertesi günü Teoman’ın konseri varmış Kıbrıs’ta. Arkadaşları zorlayıp götürmüşler konsere. “Hocam, inanır mısınız, bütün arkadaşlar rakı, şarap, bira içtiler; ben ise sade gazoz içtim.” diyor ve ekliyor: “Namaz sayesinde içkiyi de bıraktım hamdolsun. Ertesi günlerde başka konserlere de çağırdılar, nefsime yenik düşerim korkusuyla gitmedim. Psikolojik sorunlarımı da aştım Allah’a şükür. Artık her namazda Rabbimle terapi yapıyorum. Halimi O’na arz ediyorum, derdimi O’na açıyorum, O’nunla sohbet ediyorum. Ailem de bendeki bu değişimi gördü ve müthiş sevindiler. Hocam, her namazımda size dua ediyorum...”
İlkadım: Ahmet hocam sizdende bir anınızı anlatmanızı istesek? Namaz platformu takipcisi halkımızla ilginç bir anınızı alabilir miyiz?
Ahmet Bulut: Olmaz mı? Nevşehir’den dönerken, uçakta karşılaştığımız bir hanımefendiyle diyoloğumuzu sizlerle paylaşayım. Uçakta yan koltukta oturan orta yaşlarda bir hanımefendi bana dönerek:
-      Beyefendi sizinle tanışabilir miyiz? dedi.
-      Buyurun bendeniz Ahmet Bulut.
-      Ne iş yapıyorsunuz?
-      Namaz gönüllüsüyüm.
-      Namazın da gönüllüsü mü var?
-      Evet kılamayanlar olunca gönüllüler de çıkıyor namazı anlatmaya…
-      Haa şu bizim namaz mı? Ülkemizde namaz kılmasını bilmeyen var mı? Namazın neyini anlatıyorsunuz ki?
-      Tam sözün burasında dedim ki: Hanımefendi namazınızı kılabiliyor musunuz?
-      Vallahi iş güç o kadar çok yoğunum ki…Kılamıyorum. İzmir’de açtığımız şirketin on sekizinci şubesini açmaya geldim. Fırsat bulamıyorum.
-      İşte bizler de Müslümanlara niçin namaz kılması gerektiğini anlatıyoruz. Deyince.
-      Bana da anlatır mısınız. Dedi ve bir seminerde uçakta vermiş olduk. Kılık kıyafetine bakarsanız hiç namazla alakası yok diyeceğiniz kişiler bile namaza ciddi ilgi duyuyor. Yeter ki güzel bir uslüp ile yaklaşabilelim…
İlkadım: Sayın hocam son olarak, İlkadım okurlarına bir mesajınız var mı?
Ahmet Bulut: Kardeşlerimizden istirhamım, bizlere dua etmeleri. Namaz için ellerindeki imkanlarla bir şeyler yapmaları. Hepimizin yapabileceği mutlaka bir şeyler var. Rabbim bizleri dininin hizmetçileri kılsın. Hayırda yardımlaşan ve yarışanlardan eylesin. Bütün kardeşlerimize selam ve dualarımızla
İlkadım: Abdullah hocam İlkadım okurlarına bir mesajınız var mı?
Abdullah Yıldız: İlkadım okurlarını, Kur’ân’a ve namaza duyarlı okurlar olarak tanıyoruz. Ama her birimizin tek tek Kur’ân ve namaza duyarlı olması yetmez. Her İlkadım okuyucusu birer “Namaz Gönüllüsü” olmalı ve bir “Tevhid eylemi” olan namazı yaygınlaştırarak, namazın bireyi ve toplumu değiştiren gücünü fark ederek namazla kendisini, çevresini, ülkesini, ümmetini ve tüm dünyayı değiştirmeyi hedeflemelidir.
İlkadım: Efendim her ikinize de çok teşekkür ediyorum.
Biz teşekkür ederiz. Bizlere bu fırsatı verdiğiniz için.