Nikah

Yazar: 
Cemil Usta
Köşe: 
Fıkıh

"Evlenmenin hükmü nedir ve zamanımızdaki evlilikler konusunda dinen tercihimiz ne olmalı yani evliliği tehir mi edelim?" Abdurrahman HATİPOĞLU-AKSARAY
“İçinizden bekârları (erkek ve kadın) evlendirin.” (Nur 32)
“Onlar, Rabbimiz, eşlerimiz ve çocuklarımız hususundaki gözümüzü aydın kıl, bize iyi bir eş ve hayırlı evlatlar ver! derler.” (Furkan 74)
Peygamberimiz aleyhisselam hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Nikâh, benim sünnetimdir. Sünnetimden i’raz eden, benden yüz çevirmiş sayılır.”
“Evlenin çoğalın zira doğan çocuk düşükte olsa kıyamet gününde ben sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.”
“İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Zira evlenmek gözleri (haramdan) daha çok korur. Zinadan daha çok muhafaza eder. Gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun. Çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardır.”

Abdullah bin Abbas radıyallahu anhüma:
“Kişinin ibadeti ancak evlenmek ile kemal bulur.”
İbni Mesud radıyallahu anh:
“Allah’ın huzuruna bekâr olarak varmamak için ömrümden on gün kaldığını da bilsem evlenmeyi tercih ederim” demiştir. (İhya)
Hazreti İmam-ı Azam’ın mezhebinde, ev ve iyal işleriyle iştigal etmek, nafile ibadet için bir kenara çekilip, inzivada bulunmaktan efdaldir. (Nimeti İslam, 2/608)
Evlenmek, Rasulü Ekrem’in sevdiği yolda yürümektir. Bu da Rasulü Ekrem’in açıkça ifade buyurdukları ümmetinin çokluğu ile iftihar etmesi keyfiyetidir. Evlenmekten gayenin çocuk yetiştirmek ve çocuk hakkına riayet etmek olduğuna Hazreti Ömer “Ben çocuk için evleniyorum” sözü ile işaret etmiştir. Peygamberimiz aleyhisselam evlilik ve gayesini ve çocuğun önemini bildiren bir hadis-i şerifinde şöyle ifade buyuruyor.
“İnsanlar hesaba arz olunduğu kıyamet günü, küçük çocuklar bir araya toplanırlar. Meleklere: “Bunları cennete götürün!” denir. Cennet kapısı önüne geldiklerinde dururlar kendilerine: “Ey müslümanların incileri cennete girin, sizin için hesap yok!” derler. Çocuklar: “Babalarımız ve analarımız nerede?” diye sorarlar. Cennet hazinedarları: “Onlar sizin gibi değillerdir. Onların günahları ve kötülükleri vardır. Bunların hesabını vereceklerdir” derler. Bunun üzerine çocuklar cennet kapısında hep bir ağızdan feryadu figan ederler. Her şeyi daha iyi bilen Allah Teala meleklere: “Bu feryat nedir?” diye sorar. Melekler: “Ey Rabbimiz müslüman çocukları “ana babalarımız gelmeden cennete girmeyiz” diye bağrışıyorlar” derler. Allah Teala: Ana babalarını bulun, varın şu kalabalığa götürün ve onlarla cennete koyun buyurur.” (İhyau Ulumiddin)
Dünyada çocuklarını kürtaj yolu ile katledenlerin vay haline! Böylesi gafil anne babadan ve onu alan doktorundan çocuklar şikâyetçi olacaktır. Ayet-i celile de Allah Teala:
“Diri diri gömülen kız çocuklarına hangi günah sebebi ile öldürüldüğü sorulduğunda” (Tekvir 8-9) buyuruyor.
Çocuk, “anne baba benim suçum ne idi de beni katlettiniz” deyince anne baba ne cevap verebilir ki? Burası dünya, pek çok garip yaşantımız var ama hepsinden hesaba çekileceğiz. Hazır mıyız?

EVLİLİĞİN HÜKÜMLERİ
1. Farz olan evlilik: Fakirlerin çoğunluğuna göre, kişi evlenmediği takdirde zinaya düşeceğine kesin kanaat getirir, oruç ve benzeri şeylerle fuhşa düşmekten kendini koruyamaz durumdaysa; mehir, eşinin nafakası ve şer’i evliliğin masraflarını da karşılamaya muktedirse ona evlilik farzdır.
2. Haram olan evlilik: Kişinin evlendiği kadına, evlilik masraflarını karşılayamama ya da bir başka kadınla evlendiği takdirde adaletli davranmama gibi yönlerden zarar vereceği, zulmedeceği kesinse evlilik haram olur. Çünkü harama götüren şey de haramdır. Evlenmediği takdirde zinaya düşmek gibi evliliği farz kılıcı, karısına zulmedecek olmak gibi evliliği haram kılıcı iki durum birlikte olursa evlilik haram olur. Çünkü bir şeyde helal ve haramın birlikte olması halinde haramlık yönü daha ağır basar.
3. Mekruh olan evlilik: Evlilik hukukuna riayet etmeyeceği, hanımına zulmedeceği kesin gözükmemekle beraber, böyle yapacağından korkulan kişilerin evlenmesi mekruhtur.
4. Sünnet olan evlilik: İtidal üzere olan, zina etmesinden korkulmayan ve evlenmeye mani bir durumu bulunmayan kişinin evlenmesi sünnettir.

NİKÂHIN ZIDDI ZİNADIR
Toplumların çekirdeği ailedir. Sağlıklı nesil böylesi yuvada yetişir. Bu yuva için en büyük tehlike zinadır. Kurulmuş olan ailenin dağılmasına ve perişan olmasına sebep olur. İnsan sevgisinin kaynağı ailedir. Zina sevgiyi yok eder. Zinanın yaygın hâle geldiği toplumlarda ölüm olaylarının çoğalacağını haber veren Peygamberimiz, bu noktaya dikkatimizi çekmiştir.
Zina büyük günahlardandır. Olgun iman ile bir arada barınmaz. Nitekim Peygamber Efendimiz:
“Zina eden kişi, (tam ve olgun) mümin olduğu halde zina etmez” buyurmuştur. (Buhârî)
Dolayısıyla İslam’a göre nikâh, nesil yetirmek, evlat terbiyesi, ailenin muhafazası, insanlık haysiyetinin korunması bakımından muazzam ve vazgeçilmez bir aile temelidir. İslam bu temele öylesine ehemmiyet verir ki, ona suikastta bulunan çürük ve sefil münasebetleri tamamen reddeder. Bu itibarla nikâh dışı rezaletlerin en kötüsü olan zina fiilini en ağır haramlardan biri olarak yasaklar. Zira o çirkin hal, nikâhın zarafetine, güzelliğine ve meşruiyetine çılgınca bir saldırış, bir nesli yok edici en acımasız bir cinayettir. Nikâh gibi bir saadet ve huzur dünyasını fuhşun murdarlığına değiştirmek kadar ahmaklık ve cehalet olamaz.
Zinaya vasıta olan her şey dinen merduttur, murdardır. Önce bu yolların kapatılması gerekir. Çünkü harama vesile olan her şey haramdır. Haram, müslüman erkek ve kadının malı ve işi değildir. Benzeri haramlarla meşgul olanlar için cehennem azabı vardır ve cehennemin azabı pek şiddetlidir. Zina ile meşgul olanlar, teşvik edenler bilsinler ki, herkes gibi onların da dönüşü Allah’adır. Herkes her yaptığından sual olunacak…

NİKÂHI, EVLİLİĞİ TEŞVİK GEREKİYOR
Cenab- Hak kulunun iffetli ve huzurlu yaşamasını arzu eder. İffeti en güzel temin eden şey evliliktir. Cemiyet içerisinde evlenmeye gücü yetenlerin de evlendirilmesi İslam toplumuna yüklenmiş ilâhî bir vazifedir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
“İçinizden bekâr olanları ve kadın ya da erkek kölelerinizden (evlenmesi) uygun olacak olanları evlendirin. (Evlenmeye niyeti olanlar) yoksul iseler, (bu sizi kaygılandırmasın,) Allah onları lütfuyla destekleyecektir. Çünkü, Allah her şeyin aslını eksiksiz bilmekte (ve bu itibarla herkesi bağış ve lütfuyla) kuşatmaktadır.” (Nur 32)
Muhyiddin Arabî kuddise sirruh, nikaha teşvik edip evlenenlere yardımcı olmanın fazileti hakkında şöyle buyurur:
“En üstün sadaka-i cariye evliliğe vesile olmaktır. Zira onların neslinden gelen kimselerin yaptıkları her iyilikten vesile olana da bir ecir vardır.”
Bu sebeple, günümüz şartlarını da göz önünde bulundurduğumuzda, gençlerimizden hâli vakti yerinde olanların bir an evvel evlenmelerinde hem dînî hem de dünyevî menfaatler vardır. Çünkü Peygamberimiz aleyhisselam:
“Gözün zinası bakmaktır” buyuruyor.
Ayet-i celilede ise Allah Teâlâ:
“Allah gözlerin hain bakışını bilir” buyuruyor. (Mümin 19)
Zamanımızda Kur’an ve sünnetin kontrolünden mahrum, haramların teşvik edildiği, helallerin kınandığı bir ortam var. Bu sebeple gençlerimizin iffet ve namusunu, edebini muhafazası zordur. Mesela başörtüsü bazı yerlerde yasak ama zina suç değil.
Herkes sonunda ölüm acısını tadacak. Herkesin dönüşü Allah’adır ve nihayet Allah’a hesap vereceğiz. İman ediyoruz ki haramlar cehenneme gitmeye vesiledir. O zaman bizi mahşerde sıkıntıya düşürecek her şeyden sakınalım, hesabını veremeyeceğimiz her işten uzaklaşalım. Zira mezarda, mahşerde, cehennemde, pişmanlığın faydası yoktur.
Allah’ım ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin.