Konuşmaya Dair
"Sözler seçilir sözlerden, gerisi unutulur." Konuşma insanoğlunun önemli özelliklerinden biridir. Diğer varlıklar da kendi lisanlarıyla anlaşıyorlar ama insanın konuşması tekâmül etmiş, düşünceye müstenit bir konuşmadır. İnsan, konuşmasıyla topluma sıhhat de kazandırabilir, yara da açabilir. Kitapların faydalı olanları da vardır, zararlı olanları da.
İnsan bazen, “bir güzel sözden, bir nasihatten ne çıkar?” diye düşünebilir. Ne var ki, zaman ve zemin gözetilerek, bir ömür boyu süren güzel konuşmalar, tadında bırakılmış sohbetler, çok zengin, çok hayırlı bir muhteva oluşturabilirler.
“Söz ola, kese savaşı / Söz ola, kestire başı”
Zaman olur, bir çift söz, kopmak üzere olan kıyameti süt liman dünyalara çevirebilir. Öyle bir söz de olur ki, söylenmesi, dünyanın yıkılmasıdır.
İnsanın en önemli üretimi kafa ve gönül merkezli üretimlerdir. Nasıl ki fizikî gücümüzle ürettiğimiz mahsullerin kaliteli ve kıymetli olmasını istiyorsak, kafa ve kalp mahsullerinin de kaliteli olmasını isteriz. Üretilen bu gıdalar kelam ve kalemle muhataplara iletilir. Bu noktada gaflete kapılmamalı, uyanık bulunmalı, kalbe ve kafaya doğan varidat, meleğin fısıltıları hemen yazıya geçmeli ve insanlara iletilmelidir.
Kelam sıfatının sahibi olan Cenab-ı Hakk’ın, yedi derya mürekkep, cümle ağaçlar kalem kesilse, yaza yaza bitmeyecek kelimelere sahip olmasına rağmen, mesajını bir kitap halinde yazdırıp dünya durdukça koruyacağına dair garanti vermesi dikkate alınmalıdır.
Cenab-ı Hakk’ın ilmi sonsuzken ve her an kullarının gönlün ilhamlar halinde kelamını göndermeye kadirken, Kelam-ı Kadimini tesbit ettirmiş, şu halde biz ilim ve söz fakirleri de âdetullah’a uyarak akıl ve gönül mahsullerini yazıya geçmeli, azıcık sermayemizin unutulup gitmesine razı olmamalıyız.
Sözün her zaman aynı kıvamda muhataplarla karşılaşmayacağı malumdur. Her insan ayrı bir âlemdir. Karşımızdaki insan söylenen sözün önemini hiç kavrayamayabilir. Sözden çok memnun da olabilir. Böyle durumlarda kitap gibi sessiz olmak da sular gibi coşmak da usuldendir. Düşünce ve söz tarağında bezi olmayanlar pek çoktur. Bunlarla günlük hayatın sıradan işlerini konuşmaktan öteye geçmemelidir.
İyi yetişmiş bir muallimin, meraklı talebeler karşısında işlediği dersin tadına doyum olmayacaktır.
Maalesef, daha çok hayatı olumsuz yönde etkileyen sözlerle karşılaşıyoruz. Dedikodular, kin ve nefretin söylettiği sözler, bir ideolojinin militanı olup, her ne pahasına olursa olsun taraftar kazanmak niyetiyle söylenen sözler. Karşı ideoloji hakkında bilgisizce ve insafsızca sarf edilen sözler, nabza göre şerbet vermek için elvan elvan söylenen sözler…
Yerinde ve zamanında söylenmiş bir söz insanı bir ömür boyu etkisi altında tutabilir.
“Söz” deyip geçme. Allah celle celaluhu gökten yere söz indirdi ve annen babana bir çift sözle helal oldu. Şu halde ağzına girenle, ağzından çıkana dikkat et. Unutma ki, ağzımızdan çıkan sözler kulağımızdan girerek beynimizi ve gönlümüzü programlıyor. Tabii ki başka beyinleri, başka gönülleri de.
“Konuşmayı Allah’a arz etmek” diye bir anlayış vardır. Şöyle kabul et:
Allah var, başka hiç kimse yok ve sen konuşuyorsun. Elbette Allah’ın beğeneceği sözleri, O’nun beğeneceği bir üslupla halisen-lillah bir niyetle söyleyeceksin. Farz et ki talebe hocasının önünde ders anlatıyor.
İşte bu konuşmayı Allah’a arz etmektir. Bu anlayış “insanlar denizi”ni selametle geçmeye vesile olacaktır. Yani, konuşan, dinleyicinin sözleri nasıl karşılayacağını umursamayacak ve hep söylenmesi gerekenleri söyleyecektir. Sözlerin tesirini de Allah’a havale edecektir. Sözler yüksek bir makama takdim edildiğinden, yüksek vasıflı sözler olacaktır.
İnsanlar genelde sükuttan değil konuşmaktan hoşlanırlar. Üçü beşi bir araya geldiğinde çuvallar dolusu boş laf üretirler. Bu durum, seviyeli insanları sıkar, gönülleri karartır. Burada, beyin ve yürek enerjisi de zaman da boşa harcanıyor demektir.
İnsanlar yükselen zamanlarda, parlayan devirlerde konuşmayı öğrendikleri kadar sükut etmeyi de öğreniyorlardı. Sükûtları düşünmek için, düşünmeleri de sadra şifa sözler üretmek içindi. O devirlerin insanı iman merkezli, insan merkezli düşünmeyi en büyük ibadet kabul ediyorlardı.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sükutî bir mizaca sahipti. Konuşması ihtiyaca binaen ve yeteri kadardı.
“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun” ölçüsünü insanlık âlemine kazandıran O’ydu. “İnsanların yüz üstü cehenneme yuvarlanmaları, dillerini kontrolsüz kullanmaları yüzündendir” buyuran da O’ydu.
Söz bazen, kızgın toprağa yağan yağmur gibi olur. Yanan yürekleri serinletir. Gönüllere huzur, yüzlere tebessüm olur. Akıl ve gönül zenginleri, insanlık dünyasını öyle ilkeler öyle duygular ikram ederler ki, bunlar zaman içinde dünyamızı cennete çevirebilirler. Ekserunnas bu güzelliklerin farkına varmasa da bu böyledir.
Mevlana: “Anlayan kimse için yerler gökler hep sözdür” der. El-hak böyledir efendim. Yerler gökler hep sözdür. Davranış ve tavırlar sözdür. Masum bir duruş, mahzun bir eda, günahsız bir gülümseme hep bir sözdür ki nice ince hisleri tetikler.
Sözler de kalite kalitedir. Söyleyenler de, dinleyenler de, Allah celle celaluhun kelamı ise mucizedir. Bu, “Allah celle celaluhun âdetine uyarak, sözde kaliteye önem verin” demektir.
Söylenen sözler, hayatın hassas anlarında daha bir tesirli hâle gelirler. Mesela, bir annenin gelin olan kızına, evden ayrılma anında söylediği sözler, askere uğurlanan bir evlada babanın son bir nasihati, idam sehpasına yürüyen bir insanın son sözleri, anasını kaybeden bir yavrunun iç yangını ile söylediği sözler, dinleyenler üzerinde çok yoğun bir tesir bırakır. Bu, konuşan ve dinleyen tarafın o anda hissî yoğunluğunun çok fazla oluşundan ileri gelir. Hani ne derler: “Söz kalpten çıkarsa, kalbe kadar ulaşırmış” ateş gibi kalbi delip geçen sözler de olabilir.
İnsanlara bir en sevinçli, bir de en üzüntülü anlarda gösterilen ilgiler kalıcı tesir gösterir. Cenazesi olan hane halkına, evlenen gençlere gösterilen ilgiler böyledir.
Kelam-ı Kadim şöyle buyuruyor: “Güzel söz Allah’a yükselir.” (Fatır 35/10)
“Güzel bir söz kökü yerde sabit, dalları havada güzel bir ağaca benzer. O Rabbinin izni ile her zaman meyvesini verir.” (İbrahim 14 /24)
Peygamber efendimiz de şöyle buyuruyor: “Sözde sihir vardır.”
Bir vecize şöyledir: “Güzel söz akan su gibi bütün dünyayı dolaşır ve geçtiği yerleri yeşertir.”
Sözün gücüne inanan, sözüne değer yükleyen değerli insanlara, insanlık camiasının bu gerçekten büyük evlatlarına selam olsun.
