Kardeşlik Tesis Edilmeden Olmaz
İnsanın yaratılış gayesi olan Allah'a kulluğun en iyi bir şekilde gerçekleştirilmesinin şartlardan biri de, Allah için kardeşliğin tesis edilmesidir. Bu da Allah sevgisindeki samimiyetin bir göstergesidir. Allah ve Rasûlü bizlerden samimi kardeşler olmamızı istemektedir. Allah ve Rasulullah sevgisinden neşet eden sevgilerin gerçekleştiği toplumlar, mümbit arazilerin kaliteli mahsul yetiştirdiği gibi kaliteli müslüman yetişmesi için çok ehemmiyetli ortamlardır.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Mekke’de Darul Erkam; Medine’de mescit ortamlarında hep bu kardeşlik ve muhabbetin tesisi için gayret göstermiş, tarihte eşine bir daha rastlanamayacak, her şeyini birbiri için feda edebilen kardeşler yetiştirmiş ve bu samimi kardeşlerin gayret ve çabaları ile de İslam kardeşliği bütün cihana yayılmıştır.
Bu öyle bir kardeşliktir ki her türlü menfaat duygusundan arınmış, her türlü şaibeden uzak, mal, makam ve itibar farklarından sıyrılmış, Allah’a gönülden bağlanmanın verdiği huzur hali ile birbirine muhabbetle bağlanarak kulluğun zirvesine tırmanmışlardır.
Mevlana hazretleri buyurur ki:
“Sen, kaskatı bir taş veya bir mermer parçası olsan, muhabbet dolu bir gönül sayesinde cevher olursun. Fakat sevgi olmayınca mum bile demir gibi katılaşır.
Muhabbet öyle bir sırdır ki, onunla acılar tatlılaşır, onunla gönüller kir ve pastan arınır. Dertler onunla şifa bulur.
Ölü, sevgi ile dirilir, sevda sebebi ile padişah kul olur. Aşk sayesinde hapishane ve zindan gül bahçesi olur. Nar nur olur.
Yine muhabbet sayesinde kederler, üzüntüler neşe olur, sevinç olur. Nice kahırlar nice rahmete dönüşür.
Fakat böyle neticeler hâsıl eden gerçek muhabbet, ancak ariflere mahsustur. İrfan ve ihlâs sonucudur. Yani saçma sapan şeylere kapılan asla sevgi tahtına oturamaz.”
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Mekke’nin, kalpleri kaskatı kesilip taşlaşan insanlarını sevgi ve muhabbetle cevhere dönüştürmüştür.
Kin ve nefretle paslanıp ölen kalpleri sevgi ve muhabbetle dirilterek canlandırmış ve canlanan bu gönüller cihanı aydınlatan birer kandil olmuştur.
İşte bu sevgi ve muhabbet ummanına dalan ashab her türlü dert ve sıkıntıyı, her türlü engeli ve meşakkati bu güzel hasletle aşmış ve menzil-i maksuduna kavuşmuştur.
Müslümanı müslüman kardeşine bağlayan en kuvvetli bağ iman bağıdır.
Nitekim Rabbimiz:
“Ancak müminler kardeştirler.” (Hucurat 10) buyurmaktadır.
Rabbimizin ilan ettiği bu eşsiz kardeşliğin yüceliğinde, temizliğinde, derinliğinde ve devamında hayretengiz bir sevgi şeklinin ortaya çıkması şaşılacak bir şey değildir. Çünkü bu, Allah uğrunda gerçekleştirilen bir sevgidir. Sevgisinde sadık olan müslüman ise imanın tadını hisseder.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:
“Üç şey vardır ki insanda onlar bulunursa iman halâvetini bulur. Allah ve Rasûlünün o kimseye her şeyden daha sevgili olması; müslüman kardeşini sadece Allah için sevmesi ve ateşe atılmaktan nasıl korkuyorsa Allah’ın kendisini kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten de öyle korkması.” (Müttefekun aleyh)
Rabbimiz Teala ve Tekaddes hazretleri de:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sımsıkı sarılın, parçalanmayın, Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Âl-i İmran 103) buyurmaktadır.
Müslümanların kardeşliğini en iyi bir şekilde gerçekleştirmelerinin yolu öncelikle Allah’ın ipine yani İslam’a sıkı sıkıya sarılmalarından geçmektedir. İhtilaflara dalarak parçalanmamalıdır. Bu parçalanma Allah’ın mümin kullarına bahşettiği en büyük nimetlerden biri olan İslam kardeşliğini zedeler. Bu da müslümanları izzetten zillete sürükler.
Müslümanlar İslam nizamının potasında erimediği müddetçe ne hakiki manada İslam kardeşliğinin gerçekleştirilmesi, ne de gerçekleştirilmiş kardeşliğin korunması mümkündür. Hakiki İslam kardeşliğini gerçekleştirememiş insanların da, büyük iddialarla ortaya çıkması ham hayalden ibarettir. Ashab ancak hakiki İslam kardeşliği sayesinde üstesinden gelinemeyecek gibi görünen işleri başarmışlardır. Onlar kolaylıkta da, zorlukta da, darlıkta da, bollukta da kardeşlik hukukunu zedelememişlerdir. Son nefeslerinde bile kardeşlerini kendilerine tercih edebilmişlerdir. Cihad meydanında yaralı haliyle suyun kardeşlerine götürülmesini isteyebilmişlerdir. Bu hal de elbette ilâhî rahmeti celbetmektedir.
Muaz radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim diyor:
“Allah Azze ve Celle buyurdu ki: Benim için birbirini sevenlere peygamber ve şehitlerin gıpta edeceği nurdan minberler vardır.” (Tirmizi)
Allah için birbirini sevenlere vaat edilen makamlar o kadar çok ki bunlar saymakla bitmez.
Ebu Hureyre radıyallahu anhın Nebi sallallahu aleyhi ve sellemden şu rivayeti vardır:
“Bir adam başka bir köyde bulunan bir din kardeşini ziyaret için yola çıktı. Allah onun yoluna bir melek çıkardı ve adam gelince melek ona:
- Nereye gitmek istiyorsun? dedi. Adam:
- Şu köydeki din kardeşime gitmek istiyorum, dedi. Melek de:
- Senin ondan elde etmek istediğin menfaat var mı? dediğinde adam:
- Hayır, benim onu Allah için sevmemden başka bir şeyim yok! dedi. Melek ona bu kez şöyle dedi:
- Ben, senin arkadaşını sevdiğin gibi Allah’ın da seni sevdiğini bildirmek için sana gönderdiği elçisiyim.” (Müslim)
Mümin kardeşini Allah için sevmek ne büyük bir sevgi ki onu Allah’ın seveceği bir makama çıkarıyor. Bundan daha büyük bir nimet düşünülebilir mi?
Günümüzde yığın yığın menfaat ve çıkarların dolu olduğu bu hayatta sırf Allah için sevmenin ulaşılması zor bir derece olduğu bilinci ile Allah’tan mümin kardeşlerimizin sevgisini talep etmeliyiz. Hiç olmazsa öncelikle birkaç müslüman kardeşimizle bu sevgiyi samimiyetle gerçekleştirme gayreti içinde olmalıyız ki Rabbim bütün müminleri bizlere sevdirsin, kendisi de bizleri sevsin.
Rabbimiz kardeşliğin tesisinden sonra onun muhafazası için de bizi uyararak:
“Kardeşlerinizin arasını ıslah ediniz” buyurmakta, beşeriyet icabı vukû bulan sıkıntıların derhal giderilmesi ve en büyük nimetlerden olan kardeşliğin zarar görmemesini istemektedir.
Ayet-i celilenin devamında
“Allah’tan korkun, umulur ki merhamet olunursunuz” buyrulur.
İslam kardeşliğini zedeleyecek her şeyden uzak olmamız öğütlenmektedir.
Nitekim Allah Teala’nın emir ve yasaklarının çoğunun kardeşlik ruhuna riayeti içine aldığını görmeliyiz.
Yalan, iftira, dedikodu, gıybet, insanları küçük görmek, insanları alaya almak, insanlara lakap takmak, haset etmek, kibir vb. yasaklanmıştır.
İnsanları sevmek, yardımcı olmak, ihtiyaç sahibini gözetmek, affetmek, güler yüzle davranmak ve güzellikler de emredilmiştir.
Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Bilal radıyallahu anha, “Kara kadının çocuğu” diyen Ebu Zerr radıyallahu anhı azarlamış; “Ya Rasulullah, şu adamı seviyorum!” diyen kişiden de kardeşini sevdiğini ona bildirmesini istemiştir.
Bütün bu ilâhî ve nebevî teşvik ve uyarılar müslümanlar arasında kardeşlik ve sevginin gerçekleştirilmesine yöneltmiştir.
Ebu Hureyre’nin rivayetinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Size yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey göstereyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim)
Bu hadis-i şerifte müslümanların birbirlerini sevmesi imanın şartlarından sayılmaktadır. Yani müminler birbirlerini sevmek zorundadır. Birbirlerine bazı yaftalar takarak, hiçbir müslüman başka bir müslümanı sevgi hâlesinin dışına atamaz.
Hazreti Ömer radıyallahu anh:
“Gece kaim, gündüz saim, malını mülkünü tasadduk eden, harplerde kahramanca savaşan kimse, sevdiğini Allah için sevmiyor, buğzettiğine Allah için buğzetmiyorsa yaptıklarından hiçbir fayda göremez” buyurmaktadır.
Rabbimiz:
“Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız, kuvvetiniz gider. Sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46) buyurarak niza ve çekişmenin başarısızlık, zaaf ve korku meydana getireceği, bu yüzden de kuvvet, azamet, şevket ve salabetin kaybolacağı haber verilmektedir.
Rabbimiz:
“Kâfir olanlar birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz bunu yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük fesat olur.” (Enfal 73) buyurarak müslümanların birbirlerini sevmediklerinde ve birbirlerine yardımcı olmadıklarında yeryüzünün fesada uğrayacağını haber vermiştir.
Müminler birbirlerini sevmek mecburiyetindedirler. Allah ve Rasûlüne itaat ettiğimizde birbirimize olan sevgi ve muhabbetimiz artacak ve bu durumda Allah Teala’nın rahmet ve mağfiretini celbedecek ve müslümanların rüzgârı hiç kesilmeyecektir.
















