Hizmet-1

Yazar: 
Fatih Yılmaz
Köşe: 
Kaliteli İnsan

Aşk ikliminden beslenen hizmet arzusu, kalpte mekân bulduğunda, kulu sonsuzluğun seyyahı eyler. Kalp, Haccac-ı Zalim'in katılığından çıkar, Yunus'un şefkat postuna bürünür. Bu ruh ile sahip olunan ilim, sanat ve ahlak, mest edici bir ebedîliğe kavuşur. Bu itibarla samimi ve gerçek hizmetler, kalbî olgunluğun bir şaheseridir. Böyle kalpler, "nazargâh-ı ilâhî"dir.
Ruh yapımız ve fizikî yapımız İslam’la özdeşleşecek, Rasûlü Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizin: “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olanlardır.” sözünü kulağımıza küpe edinecek ve bunu daima hayatımızda uygulamaya çalışacağız. Bu kaidelere uyduğumuz zaman, toplumda parmakla gösterilen kaliteli insanlardan olur, sevilir sayılır, yaşça küçük dahi olsak, kendisine hürmet edilen insanlardan oluruz. O zaman ruhumuzda kopan fırtınalar diner ve bir iç huzuru hâsıl olur. Evimizde, işimizde, hülasa her yerde gönül huzuru ile yaşantımız devam eder. Bunun adı dünya saadetidir. Bir de ahiret saadeti vardır ki, onun önü ve sonu yoktur. Orası devamlıdır ve gerçek kazanç ahiret kazancıdır. O da dünyada kazanılır. Hizmetle, merhametle ve şefkatle kazanılır. Kim kalben ve ruhen Rabbine bağlı ve huzur içindeyse, görevini layıkıyla yapıyorsa, o, ahiretini de imar etmiş demektir.

Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur:
 “Hizmet eden, sonunda kendisi de hizmet edilen durumuna gelir. İtâat eden, sonunda kendisi de itâat olunan kişi seviyesine yükselir. İkram eden, sonunda ikram olunan kişi durumuna gelir. Allah'a yaklaşan, yakınlaştırılır. Tevâzu gösteren, yüceltilir. Kerem ve ihsan sahibi olmağa gayret eden, şereflendirilir. Güzel edeb sahibi olan, Allah'a yakınlaşır. Güzel edeb, Allah'a tâattir. Çirkin davranışlar ise ona karşı günahkârlıktır.”
Kendi devrinin sevimsiz ve kaba insanlarıyla geçinmesini bilmeyen adam, hizmetin gereğini bilmeyen adamdır! Nitekim Efendimiz de kendi devrinin Ebu Cehil'iyle geçinmeye gayret etmiş, sayısı bilinemeyecek kadar ayağına gidip meselesini anlatmıştır. Bu konuda verilen ibretli misaller bizlere çevremizle geçinme, idare etme adına çok şeyler söylemektedir.
İlâhî yasanın sınırları içinde kalan bir kimsenin başarılı olup olmaması tümüyle Allah’a kalmış bir şeydir. Dolayısıyla temiz amaçları öngörmüş, meşru vasıtalara başvurmuş fakat başarılı olamamış bir kimse en azından rezalet ve zilletten korunmuş olacaktır. Oysa aşağılık bir amacı öngörmüş ve amaca ulaşmak için de gayri meşru vasıtalara başvurmuş bir kimse yalnızca ahirette rezil rüsvay olmakla kalmayacak, aynı zamanda bu dünyada da rezil ve zelil olmanın riskini göze alacaktır.
Allah’ın davası sadece bize bağlı değildir, sadece bizim yaptığımızla başarılacak da değildir. Allah’ın bize kendi yolunda hizmet etme fırsatı bahşetmesi O’nun lütuf ve merhametindendir. Bu nedenle eğer siz kendinize verilen bu mükemmel fırsatı saçma bir zan yüzünden kaçırırsanız, Allah başka bir topluluk çıkarır ve onlara kendi davasını yürütme yetenek ve fırsatını verir, siz de kaybedenlerden olursunuz.
Hizmet eden kişinin gönlü, mümbit bir toprak gibi olmalıdır. Toprağın üzerinde gezen canlılar, onu çiğner ve cürufunu da ona döker. Fakat toprak, bu cürufun hepsini temizler ve sonra çeşit çeşit güzellikte nebatlar bitirerek üzerinde dolaşan bütün mahlûkatı besler. Büyüklerimiz, “hizmet eden hizmet bulur” diyerek, hizmette yarışa teşvik etmişlerdir.
Gönül feyzinden mahrum bir hizmet, çöle dökülen bir kova su misalidir. Kurak araziye atılan bir tohum, tarla farelerinin kursağında yok olmaya mahkûmdur. Gönüle atılan hizmet tohumları ise istikbalin çınarlarıdır. Bu sebeple hizmet insanı, gönlüne seviye kazandırmak mecburiyetindedir.
Bir milletin ıslahı, fenaları imhâ ederek değil, nesilleri millî kültür ve millî terbiye ile eğitilerek sağlanmalıdır. Din, tarih şuuru ve gelenekler harîtasından ibaret mukaddes bir tohumu, yurdun dört bir bucağında çimlendirmedikten sonra, imhâ edilen her fenanın yerinde birkaç tane yenisi bitecektir.
“Kişi sevdiğiyle beraberdir.”
Evet, severseniz sevilirsiniz. Rasûlullah’ın muhabbeti sineye düştüğünde elbette vefalıların en vefalısı Efendimiz onu yalnız bırakmayacaktır. Allah’a hizmetin yapıldığı her yerde O aleyhissalatü vesselam vardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun temeline ilk harcı koyan ve bu koca çınarın kurucusu Osman Gazi Hazretleri hizmet hususunda şu tavsiyelerde bulunuyor:
“Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkânını koru! Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla! Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme! Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar! Askerî erkânı iyi koru! Âlimler, fazıllar, sanatkârlar, edipler, devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle! Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun.”