Günahların Zararları
GÜNÂH: Allah'ın buyruklarına aykırı düşen, dinen suç sayılan davranışlar, İslâm şeriatının ve temiz insan fıtratının yapılmamasını emrettiği hususlardır. Arapçada günah'ın karşılığında; İsm, zenb, isyan, cürm kelimeleri kullanılır. İsm, günahın tam karşılık anlamıdır. Zenb (cürm), insanın Allah'ın rızasını kazanmasını engelleyen davranışlar, isyan ise; Allah'a itaat etmemek demektir. (Cürcânî, et-Ta'rifât, s. 9, 107, 151).
Bilinmelidir ki günahlardan sakınmak, farzları yapmaktan önce gelir. Önce kalp günahlardan temizlenir, sonra farzları yapmakla süslenir. Günahlar ve haramlar dinî duyguyu helâk eder, zehirler. Bu zehirler görünürde bal gibidir; tatlı gelebilir fakat insanın manevî duygularını öldürür.
Günümüzde maalesef günah işlemek oldukça kolaylaştı. İnsan ister istemez günahın içine giriveriyor. Nüfusun artması ile birlikte teknolojinin de artması günaha dalmayı arttırıcı sebepler içerisine girdi. Televizyonlar, bilgisayarlar, internet ve cep telefonları özellikle gençlerin günaha dalıp her türlü ahlaksızlığı yapmasında büyük rol oynamaktadırlar. Bu konuda ebeveyne ve eğitimcilere çok önemli vazifeler düşmektedir.
Sorumluluk ve ceza açısından günahlar kebâîr ve seğaîr diye iki kısma ayrılır.
Kebâir (büyük günahlar): Allah'ı tanımaya engel olan ve yapılması hâlinde şer'î ceza gereken veya Allah Teâlâ'nın cehennem azabıyla tehdit ettiği günahlardır. Bir başka görüşe göre Allah'ın yasakladığı her şey büyük bir günahtır.
Büyük günahların belli başlıları şunlardır; Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, zina iftirasında bulunmak, zina etmek, İslâmî cihaddan kaçmak, sihir yapmak, yetimin malını yemek, ana-babaya karşı gelmek, Mekke'nin hareminde günah işlemek, faiz yemek, hırsızlık yapmak, içki içmek, kumar oynamak.
Bir müslüman hafife almadan, kalbinde tasdik olduğu halde büyük günah işlerse, dinden çıkıp kâfir olmaz. Ehlisünnet, büyük günah işleyen kimsenin kâfir olmayacağını, cehennemde ebedî kalmayacağını, tövbe etmeden ölse dahî, Allah dilerse fazl-ı keremiyle onu affedeceğini, dilerse adaletiyle cehennemde ona azap edeceğini kabul eder (Şerhu Akideti't-Tahâviyye)
Kebâirin (büyük günahların) en büyüğü Allah'ı tanımamak, zatında, sıfatında ve fiillerinde O'na ortak koşmaktır. Buna ekberu'l-kebâir denir.
"Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle affetmez. Bunun dışındaki günahları dilediği kimseler için affeder" (en-Nisâ 4/48).
Seğâir (küçük günahlar): Dünyada cezayı, ahirette de azabı gerektirmeyen küçük suçlardır. Devamlı işlendiğinde küçük günah küçük olmaktan çıkar. Tövbe edilip mağfiret istendiğinde inşallah affedilir. Âlimler "Günahın küçüklüğüne büyüklüğüne bakma, kime karşı suç işlediğine bak" demişlerdir. Allah'ı tanımaya, kulluğa engel olan, Allah ile kulun arasına perde olan her şey günahtır.
Hadis-i şerifte:
“Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder.” buyrulmuştur. (Buhari)
Günahların zararları;
1-İlimden mahrum kalmak: Çünkü ilim Allah'ın kalplere attığı bir nurdur. Günah ise bu nuru söndürür. İmam Şafiî bir şiirinde şöyle demektedir:
Hocam "Vekî'e ezber gücümün zayıflığından dert yandım da.
Beni günahları terke irşad buyurdu.
Dedi ki: Bil ki ilim nurdur, üstün bir nimettir.
Allah'ın üstün nimeti de âsîye (günahkâra) verilmez."
2-Rızıktan mahrum olmak: Ahmed İbni Hanbel'in Müsned'inde Sevban radıyallahu anhtan nakledilen bir hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Hakikaten bir kul yaptığı bir günahtan dolayı rızıktan mahrum edilir" buyurmuştur. Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer. Takva, rızkı celbettiği gibi takvayı terk de fakirliği celbeder.
3-Allah'la günahkâr arasında soğukluk oluşması: Kalbe, günah üstüne günah işlemenin verdiği mutsuzluk ve soğukluk kadar acı ve elem veren hiçbir şey yoktur.
4-İnsanlarla arasının soğuk olması: Özellikle hayırlı insanlarla arası soğuk olur. Bu soğukluk ne kadar kuvvetlenirse onlardan ve onlarla oturup kalkmaktan o kadar uzaklaşır ve böylece onların faydalanma bereketinden de mahrum kalır. İnsan Rahman'ın taraflarından uzaklaştığı oranda şeytanın taraflarına yaklaşır. Seleften bir zat şöyle diyor: "Ben Allah Teala'ya karşı bir günah işliyorum da, onun etkisini bineğimin ve hanımımın davranışlarında hissediyorum."
5-İşlerinin zorlaştırılması: Nasıl ki Allah’tan sakınana Allah işlerini kolaylaştırıyor, öyleyse her kim takvayı terk ederse Allah da onun işlerini zorlaştırır. Derdiniz günahlardır, devası istiğfardır. İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstiğfar edince, yani pişman olup tevbe edince günahlar silinir. Kul tüm hayır ve fayda kapılarının kendisine kapandığı veya yollarının kendisine zorlaştığını görür ve bunun nereden kaynaklandığını bilmez.
6-Kalbin kararması: Günahın kalbinde meydana getirdiği karanlık, gözüyle hissettiği karanlık gibidir. Karanlık arttıkça o farkına varmadan bidatlere, sapıklıklara ve helak edici şeylere düşer. Günah işleyince kalpte siyah bir nokta hâsıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar. Kalp kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir. Günâhlarda ısrar etmek, hakkın aynası olmak için yaratılan iman yeri olan kalbi karartır. Günâh kalbe işleyip onu karartarak iman nurunu oradan çıkarıncaya kadar katılaştırır. Her bir günâhın içinde küfre gidecek bir yol vardır. Günâh istiğfar (tövbe) ile hemen yok edilmezse, kalbi kötülüğe sürükler ve Allah'ın itaatinden çıkmış bir kalp hâline getirir.
7- Günahlar insanı Allah katında değersizleştirir:
"Onlar Allah'a değersiz olduklarından O'na asi oldular. O'nun yanında değerli olsalardı Allah onları korurdu." (Hadis-i Şerif)
Kendini günahlardan korumayanı Allah Teâlâ (dünya ve ahirette felaketlerden) korumaz. Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allah Teâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız.
8- Günahlar aklı bozar: Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte “Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez” buyruldu. O halde günah işlemekten çok sakınmalıdır.
9- Günahlar ömrü kısaltır.
10- Günah günahı doğurur.
11- Kalbin iradesini zayıflatır.
12- Günahı çirkin görmemek ve onlara alışmaya yol açar.
13- Günahlar kalp ve bedenleri zayıflatır.
14- Allah'a itaatten mahrum bırakır.
15- Günahların çoğalması kalbin mühürlenmesine yol açar.
16- Günahlar, insanı melun eder.
17- Günahlar, kişiyi Rasûlün ve meleklerin duasından mahrum eder.
İnşallah Rabbimiz bizleri bu durumlara düşmekten muhafaza eylesin. Kişi durumunu iyice tahlil etmeli ve bu durumları kendinde görürse tövbe etmeli ve Allaha sığınmalıdır. Allah samimi olarak dua edenlerin duasına icabet eder ve günahlarını affeder. Onları içinde bulundukları durumdan kurtarır. Günahlardan sakınan toplumlarda huzur ve refah ortamı olur. (İmam Gazali'nin "Günahlardan Korunmak" isimli kitabı)
İnsan olmamız hasebiyle günahlardan tamamen uzak olmamız çok zordur. Hatasız kul olmaz. Önemli olan hatalarımızdan dolayı Cenab-ı Hak’tan af ve mağfiret talep ederek tevbe etmektir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hadis-i şeriflerinde:
“Âdemoğlunun hepsi hata eder. Hata edenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir” buyurmaktadır.
Allah Teâlâ Kur'ân-ı kerîmde de meâlen şöyle buyurur:
“Biri günâh işler veya kendine zulmeder, sonra pişmân olup, Allah Teâlâ’ya tövbe istiğfâr ederse, Allah Teâlâ’yı af ve mağfiret edici, çok merhametli bulur.” (Nisâ 110)
Allah'ın rahmetinden ümidini keserek serkeşlik yapmaya devam etmek veya azabından emin olarak günaha aldırış etmeden tövbe etmemek caiz değildir. Mümin ne kadar günah işlerse işlesin korku ve ümit arasında olmalı, Rabbinden yüz çevirmemelidir.
"Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Muhakkak ki Allah bütün günahları bağışlar. Şüphe yok ki O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir." (ez-Zümer 39/53)
"Fakat azabımın da pek acıklı bir azap olduğunu kullarıma haber ver." (el-Hicr 15/50)
Güç yettiğince günahlardan sakınıldığında Allah küçük günahları affedecektir.
"Eğer size yasaklanmış şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı siler ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan cennete koyarız." (en-Nisâ 4/31)
Günâh düşünceden pratiğe geçmemişse cezası olmaz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Allah Teâlâ ümmetimden nefislerinde yapmayı arzuladıkları şeyleri, yapmadıkları ve konuşmadıkları müddetçe affetti” (Buhârî, VII, 59) buyurmuştur.
Allah Teâlâ mümin kulların günahlarını yaptıkları bazı ameller veya söyledikleri birtakım söz ve dualar sebebiyle affeder, günahlarına keffaret eder. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Denizin köpükleri kadar günahı olsa da Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh' diyen yeryüzündeki her insanın günâhına bu söz keffaret olur." (Tirmizî, Vitr, 15)
"Hiçbir kul yoktur ki bir günâh yapsın ve kalkıp güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak bu günahtan mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin” (Ahmed b. Hanbel, I, 10).
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hadis-i kudsîsinde;
"Ey Âdemoğlu! Kim güle oynaya günah işlerse, ben de onu ahirette cehenneme ağlaya ağlaya sokarım. Ey Âdemoğlu! Nice zengin insan var ki, cehenneme atıldığı zaman, ağlaya ağlaya fakir olmayı temenni ederdi. (Yâni parasıyla burada eğlenmiş, günahlara girmiş. "Keşke fakir olsaydım da, onu yapmasaydım." diye cehenneme ağlaya ağlaya girerken, fakir olmayı temenni ederdi.) Buna mukàbil kim benim haşyetimden, hafvullahtan, haşyetullahtan, Allah korkusundan, Allah sevgisinden oturup ağlar vaziyette tefekkür eder, zikreder, ibadet ederse; ben de onu cennete sokarım" diye buyuruyor.
Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevaptır. Çünkü nafile ibadet yapmak farz değil, günahlardan kaçmak ise herkese farzdır.
Göz önünde bulundurmamız gereken bir husus da işlenen günahları başkalarına anlatarak şahit tutmamamız gerekir. Hadis-i şerifte buyruluyor ki:
“Her mümin affedilebilir, ancak günahını başkalarına açıklayan hariç.” (Buhari)
Hangi ibadet, Allah Teâlâ’nın rızasına kavuşturursa, o en büyük ibadet olur. En büyük günah ise, Allah Teâlâ’nın gazabına sebep olan günahtır. Bunu da biz bilemeyiz. Allah Teâlâ’nın gazabı günahlar içinde saklıdır. Onun için her günahtan kaçınmalıdır. Belki bizim büyük sanmadığımız bir günah, O’nun gazabına sebep olabilir.
Bir kimse günahtan uzaklaşmak için, günah işleyeceği zaman, kendisini, Allah Teâlâ’nın hep gördüğünü ve yanında amellerini yazan meleklerin de bulunduğunu düşünmelidir!
Unutulmamalıdır ki her nimet külfet karşılığıdır. Cennet ve Cemâlullah'ı isteyenler nefse tatlı gelen günahlara girmemek için birtakım külfet ve zorluklara katlanmak ve Allah'a sığınmak zorundadır. Müminler ihsân sırrı ile Rablerine kendilerini görüyormuş gibi kulluk ederler. Sol omuzlarında günahlarını yazan bir meleğin olduğunun şuuru içinde hareket ederler.
Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ı Hak, hem o kulunun günahlarını affeder, hem de kulu tevbe ettiği için sevinir. İki hadis-i şerif meali:
“Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allah Teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir.” (Buhari)
Ne büyük lütuf ve ihsan! Biz günahımıza pişman olunca, Cenab-ı Hak seviniyor. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
“Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nur 31)
“Günahlarına tevbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibi olur.” (İbni Mace)
Rabbim cümlemize rahmetiyle muamele edip mağfiret olunan kullarından eylesin. (Âmin)
