Dua'dan Dua'ya

Yazar: 
Nuri Ercan
Köşe: 
İmbik

Dua bir sesleniştir, acizden muktedir olana. Dua daima rağbet edilene uzanmaktır. O'na vasıl olmaktır. Dua etmek, iyilik talebidir, yardım isteğidir, kendiliğinden olamayacak işlerin beraberce yapılmasını arzu etmektir.
Dua, sevgi ve hürmetle, lütuf ve nazar istemektir layık olandan. Duaya sarılan, için için aczini itiraf etmektedir. Çaresizlik, ancak dua sayesinde yüksek sesle terennüm edilebilmektedir. Kulluğun özü duadır. Duasız kulluk olmaz. Tazim edilenden, tazimi terk etmeden dilek dilemek ancak dua ile olabilir. Duada, dua edilene hayranlık vardır. Hayran olunmayana yalvarılmaz. Dua, dua edilene yaklaşmaktır. Sıkıntının panzehiri, stresin ilacı duadır. Duanın ön şartı, olabilecekleri istemektir.

 
LEYLEĞİN DUASI
 
Şeyh-i murgân leylekest
Lek lekeş dânî ki cist
Hamdü lek, mülkü lek
Şükrü lek yâ müsteân

Kuşların şeyhi leylektir.
Onun “lek lek” diye çıkardığı ses nedir bilir misin?
O ses şudur:
“Hamdü lek” (Hamd sana);
“mülkülek” (mülk senin)
“şükrü lek”(şükür sana)
Ya müsteân
(ey yardım istenen tek varlık)!
MEVLÂNÂ

BAŞKA BİR DUA VE YORUMU

“Teknik heyetimize uyanık olmayı, takıma güzel taktik vermeyi, futbolcularımızı sahaya güzel yaymayı, şehrimize puanlarla dönmeyi, bizleri sevindirmeyi nasip eyle Yarabbi”
Sayın hocam, uyanık olmak insana has bir olgudur. Uyanık olmak konusunda, zekânın gelişimi ve diğer etkenler önemlidir. Salak bir teknik heyete Allah’ın yapacağı bir şey yoktur. Sonra her uyanık teknik heyet galibiyet alamaz. Tersine aklını kullanan bir teknik heyet, maç esnasında uyusa bile, galip gelebilir. Hocam boşuna dil dökmüşsünüz. Yıllardır dünya futbolunda az bir başarıya razı olan bizim teknik heyet dua etse, sabahlara kadar ibadet etse durum değişir miydi? Yoksa Brezilyalı teknik direktörler sabahlara kadar dua ile mi bu işte başarılı oldular?
“Başta kalecimize, karşıdan gelen bütün toplara, bir panter misali uçarak doksandan dahi yakalamayı, defans oyuncularımıza karşıdan gelen bütün topları kesmeyi, kendi arkadaşlarına isabetli paslar atmayı ve sağ sol açıklarımıza, fırtına gibi esmeyi, santrforumuza güzel orta yapmayı, golcülerimize de doksandan rakip kaleye topu takmayı nasip eyle Yarabbi!”
Hayda… Gel, işin içinden çık çıkabilirsen! Öbür takımın kalecisine bir şey yok mu? Hadi o kaleci de sabaha kadar secde ederse ne olacak. İşler sarpa sarmaz mı? Bari takvalı olma şartını ileri sürseydin a hocam! Diyelim: Panter gibi uçmaya başladı, nereye kadar! Hem düşerse sakatlanmaz mı? Düştü bayıldı, yedek kaleciye doksandan goller sayıldı, o zaman ne olacak! Sonra bu defans oyuncularının ameline bakılmayacak mı? Nasıl olsa hoca bize dua etti deyip işe yavan sarılırlarsa ne olacak? Sağ ve sol açıklar hiç mi açık vermesinler? Hadi sağ açık bağırsak enfeksiyonu geçirmekte ise, fırtına gibi estiğinde ne manzaralar ortaya çıkar bir düşün canım hocam!
Golcülerin her topu doksanda filelere takmasını Allah neden arzu etsin? Diğer takımdaki kullarını üzmüş olmaz mı? Onların yediği gollerin hesabını da Allah’a havale ediyorsun be hocam! Seni takımın galibiyeti Allah için ne ifade eder Allah aşkına! Dine, memlekete millete ne faydası olacak? Bu duaya Rabbilâlemîn ne der acep! Afrika’da açlıktan kıvranan insanların duası mı, falan futbol takımının goller sıralaması için yalvaran takım imamının duası mı? Rabbim tabii ki, kendi bilir.
Rakip takımın hocası daha derin ise ne olacak? Rakip futbolcular daha çalışkan ve daha becerikli ise sonuç kötü olursa senin duaya ne olacak. Bir de 90 dakikalık dua ediyorsun; uzatmalar için dua etmediysen ne olacak? Allah Teala futbolcuları dindar takımların dualarını kabul ederek takım mı tutmalı? Allah’a takım mı tutturalım?

ÖNCE SÖYLENMESİ GEREKEN

Uzak bozkırlar nasıl unutursa denizi
Seni öyle unuttuk; bağışla bizi
 
Dalgın bir yolculayın yitirdik dengimizi
Seni öyle unuttuk; bağışla bizi
 
Ara ki hangi mezatta bulasın kalbimizi
Seni öyle unuttuk; bağışla bizi
 
Utançla perdeledik yenilgimizi
Seni öyle unuttuk; bağışla bizi
 
Nasıl baharı görmezse kara düşen kan izi
Seni öyle unuttuk; bağışla bizi
 
Unuttuk aşkımızı, sevgimizi, rengimizi
Ve seni de unuttuk; bağışla bizi
 
Mehmet AVCI

AZDIRMA

Sahip olduğu kedinin rast gele yemek tabaklarını yalamaya başlamasından rahatsız olan sahip, kediyi azdırmaya karar verir. Şehrin en kenar mahallesine gider kediyi azdırır. Eve gelir bir de bakar ki, kedi evde.
Ertesi gün, başka bir uzak mahalleye götürür. Oraya bırakır. Akşam kedi gene eve dönmüştür. Bu sefer iyi bir plan yapar. Kediyi ışık görmeyecek şekilde bir çuvala koyar. Şehrin eski mahallelerinden birine gider. Dar sokaklardan geçer. Çıkmaz sokaklara girer, çıkar. Sonra tam mahallenin karmaşık bir yerinden kediyi bırakır.
Biraz sonra telefonla eşini arar:
-Hanım kediyi azdırdım. Eve geldi mi? Hanımı cevap verir:
-Azdırdın mı?! Kedi burada…! Adam şöyle seslenir:
-Kediyi telefona çağır da, bana evin adresini tarif ediversin!