Allah Nurunu Tamamlayacak

Yazar: 
Cemil Usta
Köşe: 
Fıkıh

"Yeryüzünde müminlerin sıkıntıya duçar olduklarını müşahede ediyoruz. Buna rağmen haklarında çeşitli tuzakları da ibretle izliyor ve hayretimizi gizleyemiyor ve diyoruz ki ne zamana kadar?" Emre Özcan
Müşrikler Peygamberimiz aleyhisselamın durumu hakkında istişare etmek üzere Darü’n-Nedve’de toplandılar, çeşitli görüşler ileri sürdüler ve dediler ki, bir eve hapsedelim iple bağlayalım ve ölünceye kadar o evde kalsın. Tabii bu görüş kabul görmedi, ikinci görüş ise bir deveye bindirip iple bağlayalım, yurdundan çıkarıp uzaklaştıralım. Bu da kabul görmedi.
Üçüncü görüş ve son görüş Ebu Cehil’den geldi: “Kureyşi oluşturan her kabileden birer adam seçilmeli her biri Muhammed’in üzerine yürüyüp onu öldürmeliler.” İşte bu görüş üzerinde ittifak etmişler ve tuzaklarını hazırlamışlar. Bu hadiseyi Allah Teala ayet-i kerimede şöyle beyan ediyor.

“Hani kâfirler seni tutup bağlamak, öldürmek veya yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal 30)
Merhametten mahrum, yaratılmışlara karşı şefkat duygusu olmayan bazı insanların tarih boyu böylesi hile ve tuzaklarının olduğunu ve olabileceğini bilmek gerekir. Şu iyi idrak edilmeli ki halkın kendine göre bir tuzağı varsa Allah’ın da kendine göre bir tuzağı vardır. Halkın tuzağı onların hilekârlık ve acziyetlerinden kaynaklanır. Yaratanın tuzağı ise hikmet ve kudretten ileri gelir. Hakk’ın tuzağı yanında halkın tuzağı batıldır. Halkın tuzağı yok olup gider. Hakk’ın tuzağı ise doğru ve kalıcıdır.
Tarihen sabittir ki İbrahim aleyhisselam hakkında Nemrut’un tuzağı pek çetin idi. Ama İbrahim aleyhisselamın teslimiyeti neticesinde bu çetin imtihan rahmete dönüşmüştür.
Firavun zalimce nice çocukları öldürürken, ilâhî takdir onu bir denizde boğarak tuzağı boşa çıkarmıştır.
Ebu Cehil ve tarafeyninin nice tuzakları, Peygamberimizin âleme rahmet olarak gelmesi ilâhî kudretin tecellisidir. Allah her şeye kadirdir. Allah hâkim ve hikmet sahibidir.
ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK
“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoşlanmasa Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister. (Bundan başka bir şeye razı olmaz)” (Tevbe 32)
Allah’ın nurundan maksat Kur’an ve hükümleridir. Yani Kur’an’ı reddediyorlar. Onun sunduğu tevhid inancını, Kur’an’ın getirdiği hükümleri yalanlıyorlar. Kur’an’ın helal ve haram saydığı şeylere karşı çıkıyorlar.
Ağızlarıyla ifadesi, ağızlarından çıkan batıl ve münasebetsiz sözlerdir. Kişi insanlığını unutuyor. Allah’ın hükümlerinin hilafı olan şahsî görüşlerini Allah’ın hükümlerine tercih ediyor. Doğru olan kendi ağzından çıkandır zannıyla Allah’ın ulûhiyetini reddediyor. Hâlbuki Allah’ın hükümleri her zaman geçerlidir. Zamanımızda geçerli değil diyenler imandan mahrum olurlar. Tekrar mümin olmak isterlerse imanını ve nikâhını tazelemesi gerekir.
“Kâfirler hoşlanmasalar da” bölümü, kâfirlerin inkâr ve tekzibinin olacağı, İslam’ı engellemek için uğraşacakları fakat bu çalışmalarının İslam’ın önüne set olamayacağını ifade etmektedir.

İNSANLARI ALLAH YOLUNDAN UZAKLAŞTIRANLAR
“İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir. Ancak orada ebedî kalmak üzere onları cehennem yoluna (iletecektir). Bu da Allah’a çok kolaydır.” (Nisa 167-169)
Müminlere karşı içindeki kinlerini gizleyip, inançlarını belli etmeyen ancak her zaman müminleri hakir gören dînî değerleri hiçe sayanların sonu işte budur.
Kendilerini cennete ulaştıracak olan salih amellerden ve hak yolunun hikmetlerinden mahrum oldukları için amelleri onları ancak cehennem yoluna iletecektir. Zira Allah’a, Rasûlüne ve müminlere karşı hile düşünürler. Kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemden çıkar sonunda cennete gider. Kâfirler ise cehennemde ebedî kalır. Çünkü çeşitli ayet-i celilelerde “onlar cehennemde ebedî kalacaklar” buyruluyor. Bu durum, haliyle inkârcıların cehennemden çıkmaları ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Zamanımızda bazı zevatın kâfirler hakkındaki görüşlerinin dînî bir değeri yoktur. Onlar kâfirlere cehennemi layık görmezken, onlara sormak lazım, siz kendinizin cehenneme uğramayacağınızdan emin misiniz? Dünyada kabul etmediğiniz ilâhî mizan her şeyi ortaya koyacak, ilâhî adalet yerini bulacaktır.

MÜMİNLERİN İMTİHANI
Müminlerin dostu Allah, rasûlü ve müminlerdir. Gayri müslimlerin dostu da kendileri gibi inananlardır. Allah Teâlâ ayet-i celilede şöyle buyuruyor.
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.” (Maide 51)
Bunların müminlere karşı içlerindeki kin ve tuzakları eksik olmaz, bu tuzaklar karşısında müminlere Allah Teâlâ şöyle buyuruyor.
“Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)
Habbab b. Eret radıyallahu anh anlatır.
“Rasul-i Ekrem aleyhisselama müşriklerden gördüğümüz eza ve cefadan şikâyette bulunmuştum. Bunun üzerine buyurdular ki:
Sizden önceki ümmetler içinde öyleleri vardır ki, demir tarakla bütün derileri, etleri soyunup kazınırdı da bu işkence yine onu dininden vazgeçirmezdi. Testereyle ikiye bölünürlerdi de, yine de bu işkenceler onları dinlerinden geri çevirmezdi. Allah, elbette bu işi tamamlayacaktır ve bu dini bütün dinlerden üstün kılacaktır. Öyle ki hayvanına binip San'a’dan Hadramevt’e kadar tek başına giden bir kimse, Allah'tan başkasından korkmayacak. Koyunları hakkında da kurt saldırmasından başka hiçbir endişe duymayacaktır. Fakat siz çok acele ediyorsunuz!" (Buhari, Müsned)
Tevhid mücadelesi hazreti Âdem’den Peygamberimize, hatta kıyamet sabahına kadar devam edecek. Mücadelesiz de olmaz. Herkes imtihandadır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir. İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır. Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.” (Beyyine 6-8)
Düşünebilen, Rabbini tanıyan, ahirete iman edenlere gereken, put yapan babasına rağmen Hanif olan Hz. İbrahim; Rablik iddiasında bulunan firavuna rağmen Allah’ın cennetle müjdelediği Asiye olmaya çalışmaktır.
Netice olarak Allah’ın hükümlerini hafife alanları, yanlışa dalanları Allah Teala, Nemrud’u bir sivrisineğe mahkûm ettiği gibi insanlığın gözü önünde hem dünyada hem de ahirette rüsvay eder. Cehennem azabı pek şiddetlidir.
Allah’ım ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin.