Teneffüs
Efendimizin Takdiri
Mescid-i Nebevî önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde hurma dalları ve yaprakları yakılarak aydınlatılıyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Temim heyeti ile birlikte Medine’ye gelen ve yanında birkaç kandil ile fitil ve yağ getiren Temim ed-Darî, bir Cuma gecesi hizmetçisine Mescid’de kandilleri direklere astırarak yaktırır. Hz. Peygamber Mescid’e gelince bunları kimin yaktığını sorar. Temim ed-Darî’nin yaptığını öğrenince ona şunları söyler:
- Sen İslâm’ı nurlandırdın. İslâm’ın mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.
Bu olay Efendimizi o derece etkiler ki, Temim ed-Darî’ye kandilleri asan hizmetçisinin adını sorar. Fetih olduğunu öğrenince onun adını Sirac (kandil) olarak değiştirir.
(Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, s. 282)
Terzi Aranıyor!
- Tanıdığın güvenilir, işini iyi yapan bir terzi var mı?
- Ooo… Terzi mi? Bilirsin ben kumaşçıyım. Çok terzi tanırım. Ama en iyilerini sorarsan: Mesela, Kurtuluş caddesinde “Altın Makas” terzisi Hasan abi var, acayip tela yapar. Pazarın arka tarafında terzi Cemil var, diktiği takımı, istersen 80 derecede yıka, ütülediğin zaman ne kabarma var ne çekme... Ayrıca bizim yeğen de terzi. Gerçi biraz tecrübesiz ama yaptıracağın işin özelliğine göre, o da elinden geleni yapar. Sahi terziyi neden sormuştun? Ne iş için terzi ararsın?
- Sorma, benim ilköğretime giden çocuk Türkçeyi söktü de, onu diktirecektim.
- …….
- Git Allah aşkına işin gücün yok mu?
Dost Acı Söyler
- Dostum, gözünde büyüttüğün insanın askere gitmesini beklemen oldukça yanlış. Onu gözünde büyütürken resmî hiçbir işleme tâbi tutmadın. Kayıt bile yaptırmadın. Askerlik muayenesi de olmadı. Öyleyse büyütmeye devam et! Ama askere gitmesini bekleme! Hatta bırak gözünde yaşlanmaya başlasın artık! Dahası gözünden düşebilir de… Düştüğünde kolu kanadı kırılır da, ortopediye götürüp para harcarım zannetme! Öyle bir şey olmayacak. Çünkü gözden düşenlerin zerresi bile bulunmaz.
Bir Gidiş Hikâyesi
Şeyhin biri müridiyle giderken bir köyün yanından geçmişler. Şeyh demiş ki:
- Evladım. Ben şu incir ağacının altında biraz nefesleneyim, sen de al şu testiyi, git köyün çeşmesinden dolduruver bir zahmet!
Mürid gitmiş çeşmeye. Bir de ne görsün çeşmenin yanında dünya güzeli bir kız testisini dolduruyor. Takılmış peşine. Yolda aşkını ilan edivermiş. Kız da ondan hoşlanmış ve “Babamdan iste beni” demiş. Delikanlı da gidip babasından Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle kızı istemiş. Adamın gözü delikanlıyı tutmuş,
- ”Verdim gitti” demiş. Derken çocukları olmuş, aradan yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş; hatta en son gelip babalarına demişler ki:
- Baba bize destur ver de gidip rızkımızı arayalım.
Çocuklar gitmişler, derken bizimki iyice yaşlanmış. Bu sırada kayınpederi vefat etmiş, çok geçmeden hanımını da kaybetmiş. Ve öylece yalnız, tek başına kalmış. Birden bire incir ağacının altında unuttuğu Şeyhini hatırlayıp “Eyvah!” demiş, “Ben ne yaptım?” Hemen koşup bir testi almış ve gidip testiyi doldurduktan sonra koşa koşa incir ağacının yanına gitmiş.
Bir bakmış ki Şeyh hâlâ ağacın altında ayaklarını uzatmış oturmakta. Şeyh tebessüm ederek şöyle demiş bizim delikanlıya: “Evladım, nerede kaldın? Az kalsın ben de gidecektim!”
İLAN
Son zamanlarda kalp gözümde katarakt oluşması nedeniyle kalp gözüm, etrafı, insanları açık ve net olarak görememektedir. Bu konuların mütehassısı, kalp gözü, ameliyatı yapabilecek doktor aranmaktadır! Ücret konusunda tereddüde mahal yoktur.
Hesaplı Hat !
- Hangi hattı kullanıyorsun?
- Hesaplı hat.
- Nasıl bir hat bu?
- Anlatayım, önceden evde tek, sabit telefon vardı. Fatura geldiğinde (konuşma bedeli 30-40 ytl olurdu) evde ufak tefek tartışmalar çıkardı. Ben, hane halkına telefonla konuşma dersleri verirdim. Az bir sürede meram anlatmanın türlü türlü yollarını izah ederdim. Zevkli de olurdu hani. Mevzu derin(!) olsa da evde sohbet bile ediliyordu.
- Eee, sonra?
- Sonra ne olduysa oldu. Cep telefonları bizim eve de selamsız sabahsız girdiler. Önce kendime bir adet, sonra hanıma bir tane, daha sonra liseye başlayan her çocuğa birer telefon olmak üzere üç telefon daha aldık. Şimdi evin sabit telefonuna 30, benim numaraya 40-50, hanımın faturalı hattına 30, çocukların kontörlerine 60 ytl, olmak üzere her ay 170 ytl ödüyorum. Evde tartışma da ders de yok!
- Nasıl? Hesaplı hat değil mi?
- Gerçekten “Hesaplı” imiş!
Bilmiyorsan Bilmediğini Söylesene Kardeşim
Aslan ormanda dolaşırken hayvanlarla dalga geçip biraz eğlenmek ister. Bir tavşan görür, iki tokat atar. Sonra söyle bakalım bu ormanın kralı kimdir? der.
Tavşan:
- Tabii ki sizsiniz der. Aslan biraz sonra tilkiye rastlar. Ona da iki tokat aşkeder ve sorar:
- Söyle ülen tilki bu ormanın kralı kimdir? Tilki cevap verir:
- Ben aslandan başka kral tanımadım, sayın kralım.
Aslan birkaç hayvana aynı uygulamayla biatini tamamlar. Yoluna fil çıkar. File de iki tokat vurur ve ona da sorar:
- Bu ormanın kralı kimdir? Tokadın verdiği acıyla canı yanan fil, aslanı hortumuyla iyice bir sarar ve bir dönüm uzaklığa fırlatır. Perişan bir halde üstünün tozunu toprağını silkeleyerek file doğru gelen aslan:
- Bilmiyorsan bari bilmediğini söylesene kardeşim!
















