''Çocuklar Sözlerimizi Değil İzlerimizi Takip Ederler.''
ALİ ÖZKANLI Kimdir?
• 1956 Kayseri doğumludur. İlk, orta ve yüksek öğrenimini memleketi Kayseri’de tamamladı. 1978 Kayseri Eğitim Enstitüsünden mezun oldu. 1979 yılında başlayan öğretmenlik mesleğ
ine, Ordu-Merkez, Kayseri-Pınarbaşı, Diyarbakır-Silvan, Ankara-Çubuk ve Kayseri Melikgazi ilçelerinde devam etti. 2004 yılı Temmuz ayında emekli olana kadar değişik okullarda 15 yıl sınıf, 10 yıl Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenliği yaptı.
• 1990–2004 yılları arasında değişik vakıf ve derneklerde eğitim çalışmalarında bulundu. Bir dönem eğitim sendikacılığı yaptı. Şu anda çeşitli fikir- kültür-sanat dergilerinde aile ve çocuk eğitimiyle ilgili yazılar yazmakta. İç Anadolu Bölgesine yayın yapan Art Fm radyosunda “Elini Ver Öğretmenim” isimli eğitim programı yapmakta2003 yılında “Gönül Bahçem”, 2005 yılında “Beni de Götür” adlı şiir kitapları yayınlandı
.
Anne-Baba-Çocuk ve Öğretmen eğitimiyle ilgili “Elini Ver Öğretmenim” adlı kitap çalışmasıyla yayınlanma aşamasına geldi.
İLKADIM: Hocam, ilk sorumuza çocuk eğitimi neden çok önemlidir? Diyerek başlamak istiyoruz.
Ali ÖZKANLI: Her şeyden önce çocuk geleceğimizdir. Yarınlarımızı onlara emanet ediyoruz. Çocuklarına gereken önemi vermeyenler, geleceklerini yok ediyorlar demektir.
Toplum olarak karþýlaþýlan problemler iyi yetiþmemiþ çocuklardan kaynaklanmaktadýr. Bunun suçlusu çocuklar deðil, onlarý en iyi þekilde yetiþtirmemiz gerekirken yetiþtirmeyen biz büyüklerdedir. Hz. Ali radýyallahu anh konumuzla ilgili olarak þöyle buyuruyor: “Gençliði anlamadýðýnýz da, bu dünyadaki iþiniz bitti demektir.”
Anne babalar olarak bizler, çocuklarýmýz için her þeyi yapýyoruz ama bu her þeyin içine baktýðýmýz zaman “maddî” deðeri olan ihtiyaçlarýn aðýrlýkta olduðunu görüyoruz. Bedenlerini doyurduðumuz kadar ruhlarýný doyurmuyoruz. Mideler doluyor ama gönüller boþ kalýyor. Kalýp adamý olarak yetiþtirdiðimiz için bir türlü kalp adamý, gönül insaný, Allah eri olamýyorlar.
Her anne-baba, çocuðundan önce mutlaka kendisini yetiþtirmelidir. Eðitim önce ailede baþlar. En büyük öðretmen anne-babadýr. Dünyanýn en kaliteli okuluna, en iyi öðretmenine de verseniz hiçbir eðitim, aile eðitiminin önüne geçemez.
Anne ve babalar çocuklarýnýn her yaþ dönemi ile ilgili (bebeklik dönemi, çocukluk dönemi, okul yýllarý, ergenlik dönemi gibi…) bolca kitaplar okumalýdýr.
Deðerli okuyucularýnýzýn kulaklarýna küpe yapmasýný istediðim þu güzel sözlerle konumuzu özetlemiþ olalým: “Çocuklarýnýz sözlerinizi deðil, ayak izlerinizi takip ederler.” “Çocuklar, kulaklarýna hitap edilerek deðil, gözlerine hitap edilerek eðitilir.”
ÝLKADIM: Okul öncesi eðitimin önemi konusunda neler söylemek istersiniz?
Ali ÖZKANLI: Eðitimci Francis W. PARKER’e:
- Çocuðumun eðitimine ne zaman baþlayayým? Diye soran anneye;
- Çocuðunuz ne zaman doðacak? Diye karþýlýk verir. Anne:
- Çocuðum þu anda 5 yaþýnda, deyince de:
- “Benimle konuþarak zamanýnýzý harcamayýn. Hemen çocuðunuzun eðitimine baþlayýn. Zaten 5 yýl kaybetmiþsiniz” diyor.
Okul öncesi eðitimi ülkemiz daha yeni yeni anlamaya baþlamýþtýr. Okul öncesi eðitimi alan çocuklarla, bu eðitimi almayan çocuklar arasýndaki farký görebiliyoruz. Evde ya da bir kurumda okul öncesi eðitimden yararlanan çocuklarýn, böyle bir eðitim almayanlara göre daha uzun süreli okuduðunu, daha çoðunun üniversiteye gittiðini, daha yüksek statülü iþlerde çalýþtýðýný, sosyal ve ekonomik yaþama katýlýmlarýnýn daha yüksek olduðunu yapýlan araþtýrma sonuçlarýndan öðreniyoruz. Beyin geliþiminin büyük bir kýsmýnýn tamamlandýðý yaþlarda, oyun gruplarýndaki etkinlikler, çocuklarýn zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel geliþimlerine katkýda bulunmaktadýr. Oyun grubunda sosyalleþen çocuklarýn okul öncesi eðitime katýlmayanlara göre ileride alýþma problemi yaþamadýklarý da görülmektedir.
Bu arada, okul öncesi öðrencileri ile ilköðretim öðrencilerinin ayný bahçeyi, ayný kantini kullanmamasý gerektiðini belirtmemiz gerekiyor. Hepsi bir arada yapýlan eðitimde küçük çocuklar bedenen ve ruhen ezilmektedir. Buna dikkat edilmesi gerekiyor.
ÝLKADIM: Hocam, topluma þöyle bir baktýðýmýz zaman karþýmýzda gecesini gündüzüne katarak çalýþan bir baba; evde çocuklarýyla, onlarýn eðitimi ve beslenmesiyle sorumlu olan fedakâr ve cefakâr bir anneyi görüyoruz. Hayat þartlarýnýn güçleþmesiyle de babalar dýþarýya daha fazla mahkûm. Biraz önce çocuk eðitiminde anne-baba iþbirliðinin önemini belirttiniz. Bu durumda aileler ne yapacak, anne-babalar bu sorumluluðu nasýl paylaþacaklar? Çocuklarýyla nasýl ilgilenecekler?
Ali ÖZKANLI: Annenin ev iþleri yapmasý ve çocuðun eðitimi ile daha fazla ilgilenmesi, babanýn da dýþarýda çalýþýp çocuðun maddî ihtiyaçlarý ile daha fazla ilgilenmesi fýtratýn gereðidir. Ancak biz de genel olarak yapýlan yanlýþ, çocuðun tüm eðitiminin anneye býrakýlmasý, babanýn çocukla ilgilenmesinin, onu sevmesinin ayýp gibi görülmesidir. Bunda Anadolu’da oluþmuþ kültürün etkisi yüksektir.
Büyüklerimiz anlatýrlar: “Babalar çocuklarýný, onlar uyurken severlermiþ. Neden efendim? Þýmarmasýnlar” diye! Bunun ne eðitim, ne de din açýsýndan doðru bir tarafý vardýr. Çocuk babasýnýn sevgisini, gözlerinde, sözlerinde ve göðsünde hissetmeli, duymalý ve yaþamalýdýr.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem torunlarýný göðsünde uyuturmuþ. Bu bizlere güzel bir örnektir. Çocuk babanýn sýcaklýðýný hissetmelidir. Çocukla annesi arasýnda doðum öncesinden baþlayarak duygusal bir bað kurulmaktadýr. Bu gayet normal bir þeydir. Ama çocuðun babasýnýn sevgisine ve ilgisine de ihtiyacý vardýr. Çünkü babasýyla arasýnda, baþka iki kiþinin arasýnda olmayan manevî bir bað vardýr.
Konumuza eðitim açýsýndan baktýðýmýz zaman; ünlü eðitimci Jean Jack Roussoeu’nun þu sözleri aklýmýza geliyor. Þöyle diyor: “Anne ile baba, eðitim sistemleri konusunda birbiriyle anlaþsýnlar. Çocuk birinin elinden ötekine geçsin.” Fakat bizim toplumumuzda hiç ötekinin eline geçmiyor ki. Hep birinin elinde kalýyor. O da her zaman maalesef anne oluyor. Roussoeu þöyle devam ediyor: “Babanýn süper zekâ sahibi olmasýna gerek yok. Çocuðun normal seviyede zihni kapasiteye sahip olan bir baba tarafýndan yetiþtirilmesi, dünyanýn en yetenekli öðretmeni tarafýndan yetiþtirilmekten daha iyidir.”
Olay çok abartýlmýþ gibi görünse de temelde doðrudur. Çünkü hiçbir çocuk için, babasýnýn sunduðu sevgiyi kendisine sunacak ikinci bir kiþi yoktur. Yeryüzünde en güzel baba-kýz örneðini Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemle Hz. Fatýma arasýnda görmekteyiz.
Anneler genelde duygusaldýr. Çocuklarýn ruh dünyalarýnýn oluþmasý için duygusal geliþime ihtiyaçlarý vardýr. Babalar ise akýlcý davranýrlar ve çocuðun yetiþmesi ve eðitimi için akla ihtiyaç vardýr. Baba bunu esirgediði zaman toplumda kimlik problemi çýkýyor. Ailelerde huzursuzluk baþ gösteriyor. Eðitim, el birliði, gönül birliði içinde verilmelidir. Anne-baba birbirlerine yardýmcý olmalýdýr. Annenin uyguladýðý eðitimi baba, babanýnkini anne bozmamalýdýr. Þunu hiç unutmayalým ki, çocuðu dünyada en iyi yetiþtirecek kiþi anne-babadýr.
ÝLKADIM: Aile içi iletiþimde nelere dikkat etmeliyiz? Bir de çocuk eðitimindeki püf noktalar hakkýnda bilgi verir misiniz?
Ali ÖZKANLI: Dünyaya gelen bebeðin ‘iyi-kötü, güzel-çirkin doðru-yanlýþ’ gibi deðer yargýlarý yoktur. Çocuk, gözlemlediðimiz iyi ya da kötü davranýþlarýný, çevresiyle özellikle de en yakýnýndaki ailesiyle iliþkileri sýrasýnda öðrenir.
Anne-baba olarak en önemli özelliðiniz sakin olmak olmalýdýr. Çocuklarýnýzla iliþkilerinizde öfke ve telaþ gibi aþýrý tepkilerden kaçýnmak ve sakin olmayý baþarabilmek anne-baba olmanýn bir gereðidir. Çocuklarýmýz genellikle ilgi görmek istediklerinde “beni gör, farkýma var, beni dikkate al, benimle ilgilensene” demenin bir yolu olarak bizi kýzdýrmayý kullanýrlar. Çocuklarýn birçoðunun yaramazlýk yapmalarýnýn temel sebebi budur. Çocuk bizim sinirlenmemizi ister, olumsuz bile olsa kendisiyle ilgilenmemizi bekler.
Çocuklarýmýzda istemediðimiz davranýþlar görüyor ve bu davranýþlarýný deðiþtirmek istiyorsak öncelikle kendi davranýþlarýmýzý gözden geçirmekten baþlamalýyýz. Çocuðun istemediðimiz davranýþý yapmasýnda bizim mutlaka önemli bir payýmýz vardýr. Kendimizi objektif, cesur ve dürüst bir þekilde eleþtirmeliyiz. Suçlu arayarak ya da bahaneler üreterek deðiþim gerçekleþtiremeyiz.
Çocuðum söz dinleyen, itiraz etmeyen, yaramazlýk yapmayan, kurallara tamamen uyan, izin verilmeden konuþmayan, çok çalýþkan biri olsun istiyoruz. Çocuklarým için neyin en uygun ve en iyi olduðunu ancak ben bilebilirim. Hangi alanda baþarýlý olacaklarýna ben karar veririm diyoruz. Hem okulda hem de evde kolayca yönetilebilen, edilgen, uyumlu bir çocuk yetiþtirmenin gerekliliðine inanýyoruz. Çevreyle problem çýkarmadan ortama kolayca uyum saðlayan insanlar olmasýný istiyoruz.
Bütün çocuklarýn dünyaya iyi ve güzel olarak geldiklerini biliyoruz ama yine de çocuklarýmýza her an kontrol altýnda tutulmasý gereken zararlý bir varlýkmýþ gibi davranýyoruz. Çocuklarýmýzý þaþýrtýyor, korkutuyor ve onlarý baðýmlý hale getiriyoruz.
Çocuklarýn eðitim sorumluluðunun okula ve öðretmene ait olduðuna inanýyoruz. Baba olarak çantasýný, kitaplarýný almalý, giydirmeli ve karnýný doyurmalýyým yeter diye düþünüyoruz. Öðretmenlerin çocuklarýmýzý hem akademik, hem kültürel, hem psikolojik, hem sosyal, hem meslekî ve hem de ahlakî yönden geliþtirmesini bekliyoruz.
Þimdi baþýmýzý iki elimizin arasýna alýp sakin bir kafayla düþünelim bakalým. Deðiþen ve geliþen dünyada ve ülkemizde, bu zihniyette yetiþen çocuklarýmýzýn deðiþime saðlýklý bir þekilde uyum saðlayýp, ruh saðlýðý yerinde kiþilikler oluþturmasý mümkün mü? Tabii ki mümkün deðil. Geliniz o zaman iþ iþten geçmeden yaptýðýmýz yanlýþlarý görelim ve vazgeçelim. Atalarýmýz: “Zararýn neresinden dönersek kârdýr” demiþlerdir.
ÝLKADIM: Hocam, son olarak “Çocuk ve Eðitim” denilince aklýmýza neler gelmelidir?
Ali ÖZKANLI: Hadis-i þerifte: “Beþikten mezara kadar ilim talep ediniz.” buyrulmuþtur. Öyleyse eðitim, insanýn doðumundan ölümüne kadar devam eden uzun bir süreçtir.
Çocuk eðitiminde “Sevgi-Bilgi-Ýlgi” uyumu olduðunda, gönüllere sevgi tohumu aþýlandýðýnda cefalar sefaya döner, emekler yemek olur, zahmetler rahmete dönüþür. Çocuk, anne babasýný severse, onlarýn yaptýklarýndan gurur duyacak, onlarýn dedikleri doðrultuda gidecektir. Çocuk eðitiminde düzeyli, yeterli ve dengeli sevgi esas olmalýdýr.
Gönüllerin fethi, önemli olan bir diðer husustur. Sahabe önce Peygamber Efendimizi sevdi, sonra O’nun verdiklerini öðrendiler. Burada kardeþlerime söyleyeceðim, eðer insanlar sizi severlerse sizin deðerlerinizi de severler. Sevdirmek için önce kendi deðerlerimizi sevmeliyiz. Sözlerimi Eðitimci Yazar Sayýn Halit Ertuðrul’un þu güzel sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Sevgi temeli üzerine kurulmayan eðitim gerçek bir eðitim deðildir. Eðitimle sadece bir insan yetiþtirilmiyor, bir gelecek hazýrlanýyor. Sevgiyle kurulan bir dünyada yaþamak ne kadar güzel olur deðil mi?”
ÝLKADIM: Hocam mülâkat için teþekkür ediyoruz.
Ali ÖZKANLI: Asýl ben teþekkür ediyorum. Çocuk eðitimi konusunda deðerli okuyucularýmýza bir katkýmýz olmuþsa mutluluk duyarým. Yuvalarýmýzýn huzur ve mutlulukla dolmasýný Cenab-ý Haktan niyaz ediyor, gönül dolusu sevgi, saygý ve selamlarýmý sunuyorum efendim. Rabbime emanet olunuz.
