Sözler Kalbin Aynasıdır

Yazar: 
Sümeyye Çiftçi
Köşe: 
Deneme

Ey çocuk! Dünyanın en mükemmel aynaları gümüş çerçeveli, altın yaldızlı olanlar değil “sizsiniz” biliyor musun? Ey çocuk; israfların en büyüğü insan israfı olduğunu ve bir gram eksik insan yetişmişse, ne olursa olsun mağlup sayılırız anlıyor musun? Her çocuk kabul edilmiş bir dua ve dua, sadece namazdan sonra âmin dediğimiz cümleler değil aslında. Ağzımızdan çıkıyor kelimeler ve Allah onları bizim için bir araya getirip dua yapıyor, hissediyor musun? Ey çocuk! Her bir kar tanesini bir melek indirirken yeryüzüne, her bir sözü kaç melek çıkarır gökyüzüne, hesap edebiliyor musun? Ey kabul edilmiş en güzel dua! Artık dudağımıza sadece kabul edilecek güzel dualar değdireceğiz, desek bize inanır mısın? Seni son nefesine değin uyutmayacak, ruhen ve zihnen diri tutacak ninniler söylesek bizi dinler misin?

 
Sizin eliniz ne ince çocuklar,
Ne ince,
Solmasın umutlarınız.
Deli bir söz değince!
 
Ey anne! Ninni  ‘AMİN’ini meleklerin dediği bir dilek mi? Bana ninnini söyle sana çocuğunun karakterini söyleyeyim denebilir mi? Bebeğin tertemiz, savunmasız bilinçaltı her sözü gerçek zanneder mi? Kızgınlık ve affedilmeyenlerin oluşturduğu olumsuz enerji içimizde tümörleşti. Bu ur sözlerimizi etkiler mi? Ey anne! Sapanından çıkan taşın öldürdüğü, kuşun yere düşmesini heyecanla seyreden çocukla, kafesteki kanaryaya gözyaşı döken çocuk aynı çağın, ancak farklı ninninin evlatları mı? Enes’e bir defa bile “yaramaz”demeyen,  çocuklarý etiketlemeyen, gözlerine bakýp hizalarýna eðilerek en önemsiz sözlerini bile bitene kadar dinleyen Fahri Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem, çocuklarýna nasýl ninniler söylerdi?
Ey çocuk! Ninniler nasýl da anlatmýþlar, annelerimizin hayat görüþünü, evlat sevgisini ya da sevgisizliðini, üzüntüsünü, hayatta olduðu yeri olamadýðý yeri, tarihi serüvenini… Anlatmamý ister misin?
 
Besmeleyle uyanýr,
O nurlara boyanýr,
Buna can mý dayanýr,
Ninni yavrum ninni.
 
Dünyaya bu sözlerle merhaba diyen çocuk! Elveda derken de zorlanmadan Allah’ý hatýrladýn mý?
 
Ninni diye uyuturum,
Allah diye büyütürüm,
Tevhid ile yürütürüm,
Uyusun da büyüsün ninni.
Týpýþ týpýþ yürüsün ninni.
 
Ýstikamet üzere olan bir hayatýn ilk nüvesi bu sözlerle atýlýr. Böyle ninnilerle yürüyen çocuklarýn ismi hep Hakk’a yakýn olanlarýn listesine yazýlýr.
 
Sultan haremi olasýn,
Elmaslar ve ihtiþam içinde yaþayasýn.
 
Bu ninniyle büyüyen çocuk! Bir ömür sultan haremi olamamanýn hüznü çöktü mü gözlerine?
 
Ala keçi gelmiþ oðlum ne ister?
Ne olur kadir Mevlam bir devlet göster,
Ne olur kadir Mevlam bir bebek göster,
Bebesiz gelini kýnamayýn dostlarým.
 
Þimdiki zamaný çalýnmýþ bir gelinin, gelecek zaman kiplerinden merhamet istemesi seni de mi hayatýnda olmayanlara odaklandýrdý ey çocuk? Omuzlarýn düþük, gözlerinden yýldýzlar dökülüyor adeta belki de sen olacaktýn ümmetin yitik lideri ahh çocuk!
 
Ninnilerin merdanesi ninni,
Annesinin bir tanesi ninni,
Mini mini kýzým ninni,
Benim güzel yavrum ninni.
 
Gece gökyüzünü seyretmekten, ay ýþýðýnýn izi kalýr mý insanýn yüzünde? Küçücükken duyduðu güzel, olumlu sözlerin mutlaka izi kalýr mý insanýn yüreðinde? Deðerli, özel olduðu hissettirilen bir çocuk, tabii ki deðer verir baþka ‘BEN’lere.
 
Elma attým yuvarlandý ay ay,
Gitti beþiðe dayandý ay ay,
Bebek uykudan uyandý ay ay,
Nenni yavruma yavruma,
Nenni bebek nenni oðul ay ay.
Bütün yýldýzlarýn doldurduðu bir boþluk vardýr semada, görevleri bitince arkalarýnda kocaman bir boþluk býrakarak sessizce giderler. Ancak bazý yýldýzlar hiç boþluk doldurmadan, ýþýðýný saçamadan öylece sönerler týpký bazý insanlar gibi. Öylesine, hiç yaþamamýþ gibi, etkisiz eleman gibi, ninnisinin anlamsýzlýðý gibi.
 
Yük dibine yerin yaptým,
El uyudu ben ah ettim,
Senin ile sabah ettim,
Ah ah ninni ah ah ninni.
 
Dünyanýn öbür ucunda bir suç iþlense üstüne mi alýnýrsýn. Suçlanmak, yargýlanmak ithamlarýn en büyüðü bunu bir tek sen anlarsýn. Hiç kimseye ihtiyaç duymadan yani kimseyi kaybetmeden, yanlýþ anlaþýlmadan uzak bir hayat mý özlemini çektiðin?
 
Dandini dandini danadan,
Doðmuþ bebek anadan.
Böyle güzel doðar mý?
Öyle çirkin anadan.
 
Ey çocuk! Neden böylesine üzgün ve terkedilmiþ görünüyorsun? Bir kapý kapalý olduðunda açýktýr, bir diðeri bilmiyor musun?
 
Ninni desem beni yýkar,
Beþiðinde güller kokar,
Kötü sözler hatýr yýkar,
Ninni yavrucuðum ninni.
 
Kötü sözler hatýr yýkar, uzun yazý gözü yorar. Görsek, duysak, öðrensek, farketsek, fark edebilsek daha neler neler var… Güneþ; bir salkým koruðu bir salkým üzüm haline getirmek için ne kadar uðraþ veriyor. Güneþin sarfettiði çabayý, seçtiðimiz kelimelerde, kurduðumuz cümlelerde kullandýðýmýz zaman baþlar fecr-i sadýkýmýz, hasretini çektiðimiz güneþli günlere kavuþuruz. Malum soðuk havada çiçek açmýyor, çiçeksiz bahçe de bahçeden sayýlmýyor. Haydi bakalým rast gele…
 
Düþmanlarýmý öldürmeye,
Küçük büyük savaþlarda mücadele etmeye,
Gidiyorum.
Gidiyorum anne gittiðimi duy!
Lütfen beni hatýrla güzel sözlerle,
Kanatlarým büyüdü, artýk uçmak,
Baþarý ve zaferler kazanmak istiyorum.
Gidiyorum anne söylediðin ninniler kalbimde.
Tehlikelere ve korkulara raðmen,
Görmek, dokunmak ve duymak istiyorum.
Kendi gülüþümle eðlenecek,
Gözyaþlarýmý kendim sileceðim.
Lütfen istediklerimi söylememe izin ver.
Dünyamý ve düþlerimi bulmaya gidiyorum,
Kendi barýnaðýmý kendim yapacak,
Dikiþimi kendim dikeceðim.
Unutma!
Kendi nehirlerimde,
Yelkenlerimi suyla doldururken,
Seni hep seveceðim.