Namaz
Namazı terk etmenin ve namaz kılanları namazdan alıkoymanın hükmü nedir?
Namaz: dinin direği, müminin Allaha karşı taahhüdü ve itaat tezahürüdür. Bu cihetle imandan sonra dini vazifelerin başında gelir. Bu büyük vazifeyi yerine getirmeyenleri, özürsüz olarak kılmayanları Allah’ın adaleti bırakmayacak. Onlar cehennemin gayyalarına atılacaklardır. Çünkü namaz kılmamak, ilâhî taahhüt ve bağlılığı bozmak, Allah’ın zikrinden yüz çevirmek, hakiki hayat kaynağından uzaklaşmaktır ki, cinayetlerin ve hainliklerin en korkuncudur. Ayeti celilede namazdan uzak kalanların hali şöyle beyan ediliyor: “Günahkârlara sizi şu yakıcı azaba sokan nedir? Uzaktan sorulduğunda, onlar şöyle cevap verirler. Biz namaz kılanlardan değildik.” Müddesir 41-43
Mal, mülk ve servetin çokluğundan gaflete düşüp namaza yanaşmayanlar Karun’la haşrolacaklar, saltanat ve idareden dolayı yanaşmayanlar Firavun’la haşrolacaklar. Yüksek devlet memurluğundan ötürü yanaşmayanlar Haman’la haşrolunacaklar, ticaret ve kazançtan dolayı yanaşmayanlar da peygamber düşmanı olan Übey bin Halef ile haşrolunacaklar.
Namazdan uzak kimseler, dünya hayatında bereketsiz bir ömür yaşar. Simalarında ilâhî güzelliğin nuru kalmaz hiçbir iyiliğine sevap verilmez. Duaları kabul olmaz. Salih kimselerin sevgisinden mahrum kalır. Tarih boyu müşahede edilen: “Nasıl yaşarsanız o şekilde ölürsünüz.” sırrınca son nefesi tehlike arz eder ve ızdırablı olarak can verir. Kabri onu sıkar ve cehennem çukurundan bir çukur olur. Kıyamette de Cenab-ı Hakk’ı kendine gazaplanmış olarak bulur. Hesabı çok çetin geçer ve nihayet cehenneme atılır. (İslam-İman-İbadet 260, Osman Nuri TOPBAŞ)
NAMAZI TERK ETMENİN HÜKMÜ
Bütün âlimler, namazın akıllı, buluğ çağına girmiş hayız ve nifastan temizlenmiş, deli olmayan, baygın bulunmayan her müslümana farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Namaz bedeni bir ibadet olup asla vekâlet ve niyabeti kabul etmez. Bir kimsenin başkası yerine namaz kılması sahih olmaz. Bunun gibi bir kimsenin başka bir kimse adına oruç tutması da sahih değildir.
Bütün âlimler, namazın farz olduğunu inkâr eden kimsenin kâfir ve mürtet olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Çünkü Kur’an, sünnet ve icmadan kesin deliller ile sabittir. Tembellik ve umursamazlık sebebiyle namazı kılmayan kimse günahkârdır, fasıktır. Namaz kılmamak hem dünya, hem de ahirette azaba uğramayı gerektirir.
NAMAZDAN MEN EDENLERİN HÜKMÜ
Bu konu Kur’an’da þöyle beyan edilmiştir. “Bir kulu, namaz kılarken, men edecek (adam) gördün mü?” Alak 9-10
Bu ne şaşılacak şey! Bu adam (Ebu Cehil idi)
“Eğer Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi namaz kılarken görürsem boynunu çiğneyeceğim.” demişti. İşte Rasullullahı namazdan nehyeden Ebu Cehil’dir. Şöyle ki eğer sizin yanınızda Muhammed aleyhisselamı namaz kılarken sizde sükût ederseniz, Eğer namaz kıldığını görürsem secde ederken boynuna basarım diyerek öfkesini izhar etti.
Peygamberimiz aleyhisselam bir gün Kâbe’ye geldi ve namaza durdu bunu gören Ebu Cehil Rasullah’a doğru gitti. Yaklaştığı anda elleriyle korunarak hemen geri kaçtı. Kureyş Ebu Cehil’in neden kaçtığını sorduklarında “Onunla benim aramda ateşten bir hendek dolusu ateş zuhur etti. Bir takım kanatlarda bana hücum etti,” dedi. Peygamberimiz aleyhisselam ise buyurdular ki: “Eğer bana yaklaşsaydı melaike onu parça parça ederdi.” İşte kul Allah’a samimi tevekkül ederse Allah her zaman korur. Zira Allah koruyanların hayırlısıdır. Allah kuluna kâfi, Allah her şeye kadirdir.
Ebu Cehil’in maksadı, din-i İslamı iptal etmek Allah’ın Resulüne galebe çalma idi. Şunu bilemiyordu; Allah nurunu tamamlayacak, dün Ebu Cehildi, bu günde benzeri düşünenler ve plan kuranlar mevcuttur. Kıyamete kadar devam edecek bu dünya hayatı imtihanla iç içedir. Müminler de peygamberimiz gibi tevekkül edip Allah’a kullukta zaafa düşmemeliyiz.
Tabi Allahu Teâlâ ayetin devamında namazdan men eden Ebu Cehil ve benzeri hallerde namazdan men edenlerin mahşerdeki halini şöyle bildiriyor. “Zatı ulûhiyetime yemin ederim ki, eğer o küfürden vazgeçmezse o kâfirin elbette ve elbette alnının perçeminden yakalar onu şiddetle cehenneme çekeriz. Öyle alın saçı ki, onun sahibi yalan söyleyici ve günah işleyicidir. Çağırsın o kâfir kavmi kabilesini, yakında biz de çağırırız cehennem zebanilerini Ebu cehil tarafeynini çağırsa da ona onlar yardım edemezler. Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (yalnızca ona) yaklaş.” Alak 15-19
Yani her ne kadar Ebu cehil seni rabbinden uzaklaştırmak istese de sen namaz ve secdeyle rabbine mertebeni yaklaştır. Zira bana yakın ol demektir.
Ayetin sebebi nüzulünün hususi olması umumi olmasına mani değildir. Bu vesileyle zamanımızda ve kıyamete kadar namazdan men eden namaza mani olan işveren, âmir, emri altında çalıştırdığı kimselere namaz için müsaade etmezler ise veya kişi kendi tembelliğinden dolayı namazını kılmaz ise ayetteki azaba ve lânete muhataptır. Bilelim ki ahret hayatı asıldır. Bu dünya hayatı geçicidir ve dünya ahiretten gölgesi mesabesindedir. Cehennem azabı pek şiddetlidir. O zaman yapılacak şey günahlarımızdan dolayı ölmeden önce tevbe edelim, namazlarımızı kılalım, kıldıralım. Kılmadığımız namazların da kazasnı kılalım, onun içinde namazdan sonra samimi tevbe edelim.
Bir diğer örnek ise; mekruh vakitler ile ilgili konularda Peygamberimiz aleyhisselam ramazan bayramýnda insanlarý bayram namazýndan önce nafile namaz kýlmaktan men ettiði bir anda idi. Hazreti Ali radýyallahu anh bayram namazýnýn kýlýndýðý yere geldiðinde bir takým insanlarýn nafile namaz kýldýklarýný görmüþ bunun üzerine: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanýnda bilmediðimiz bu namaz nedir?” demiþ. Çevresindeki insanlar hazreti Ali’ye: “Bu insanlarý men etmez misin?” dediklerinde Hazreti Ali: “Allah Teâlâ Kur’an’ý Keriminde: ’Namazdan men edeni gördün mü?’ buyuruyor ve sonunda cehenneme zebaniler tarafýndan atýlacaðýný beyan buyruluyor. Ben böyle þeyi hoþ görmem. Korkarým ki, ben de bu ayete muhatap olurum.” diyor. Tabi hazreti Ali mekruh vakitleri ve þartlarýný zaman zaman hükmünü beyan etmiþtir. Ancak namazdaki insana namazý kýlma demeyi uygun görmemiþtir. Bu vesileyle günümüzde nice zevatýn din adýna, fýkýh adýna, nice garip fetvalar veriyorlar mesela. Cuma namazýnýn sünnetleri, Cuma namazýndaki zuhuru ahir aslýnda bu namaz ihtilaflýdýr. Bizim tavsiyemiz kazaya niyet etmeleridir. Ýkindi namazýnýn ve yatsý namazýnýn sünneti gayr-i müekkedeleri hiçe sayýlýyor. Sünnetleri terk edip onun yerine kaza kýlýnmalý diye kiþiler sünnet namazlara karþý bir zaafa sevk ediliyor. Zihinlere þüphe tohumlarý atýlýyor. Hâlbuki kiþiler hem sünnetleri kýlmalý, hem de kaza namazýný. Böylece ömrü deðerlenmeli; çünkü namazla geçen zaman ömrün en kýymetli anlarýdýr. Yine garip fetvalardan bazýlarý þöyle: Kadýnlarýn özel hallerinde namaz kýlabileceði, oruç tutabileceði, Kuran okuyabileceði öne sürülüyor. Bu fetvalar muteber fýkýh kitaplarýnda mevcut deðil. Namaz kýlmayanlarýn sayýsý pek az deðil, bizim iþimiz onlarý namaza davet olmalý. Namaz kýlanlarýn namazlarýný azaltmak, namazdan uzaklaþtýrmak olmamalý namaz Allah’ýn emridir. Kendimizi namazýmýzý kýlalým kýlmayanlara güzel örnek olalým. Herkesin namaz kýlmasýný saðlayalým. Sormak lazým beþ vakit namazýný usulüne uygun, sünnetleri ile muntazam kýlan kiþi boþ zamanlarýnda Allah rýzasý için nafile namaz kýlsa ne lazým gelir. Mekruh mu olur? O haram mý iþler? Hayýr, ömrünü en güzel þekilde deðerlendirir. Ömrünü Kur’an’la, salâvat-ý þerifelerle, zikirle, tefekkürle, beþ vaktin yanýnda kaza namazý, nafile ve diðer namazlarla deðerlendirenlere müjdeler olsun. Aksi halde kiþileri namazdan men edenler korkarým yukarda izah ettiðimiz ayete muhatap olurlar. Namaz ne güzel, secde ne güzel, Ýslam’ýn her þeyi güzel.
Allah’ým faydasýz ilimden sana sýðýnýrýz. Allah’ým ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin.
