Kurban Ve Allah'a Kurbiyet
Allah Teâlâ, Kevser suresinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şahsında bizden
kurban kesmemizi istiyor. Kurban, hicretin 2. yılında meşru kılınmıştır. Hür ve mukim
olan her müslüman zengine vaciptir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kurban kesecek durumda olup da kesmeyen mescidimize gelmesin” (Ýbn Mace, Edâhî 2) buyurmaktadır.
İbrahim aleyhisselam telbiye günü yani Zilhicce’nin sekizinci günü bir rüya gördü.
Kendisinden oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesi isteniyordu. Rüyanın Rahmânî mi şeytanî mi olduğu hususunda tereddüt etti. Ertesi gün yani Zilhicce’nin dokuzuncu günü aynı rüyayı tekrar gördü. O gün rüyanın Rahmânî olduğunu katiyetle anladığı için o güne “arefe” denildi. Üçüncü gün aynı rüyayı tekrar gördü. Artık Hz. İsmail’i kurban etmeye kat’i olarak kastettiğinden o güne de “yevmü nahd/kurban günü” denildi.
Hz. İbrahim oğlu İsmail’in elinden tuttu. Bir bıçak ve balta alıp yola çıktı. Mina denilen mahalle varınca rüyasını oğluna anlattı. Hz. İsmail de:
“Ey babacığım emrolunduğun şeyi yap. İnşallah sen beni sabredenlerden bulursun.” dedi. (Saffat 37/102)
İbrahim aleyhisselam Hz. İsmail’i sağ tarafına yatırınca Hz. İsmail babasına:
“Ey babacığım seni hareketimle rahatsız etmemem için ipimi iyi bağla; kanımdan üzerine sıçramaması, kanımı görüp annemin mahzun olmaması ve bu sebeple ecrimizin noksanlaşmaması için üzerimden elbisemi çıkar, bana kolay olması için de bıçağı boðazýma çabuk sür. Çünkü ölüm zordur. Anneme gittiðinde benden ona çok selam söyle. Eðer münasip görürseniz gömleðimi anneme verin. Olabilir ki annem bununla teselli bulur.” dedi.
Bunun üzerine Ýbrahim aleyhisselam:
“Evladým, sen Allah’ýn emrini yerine getirmekte ne iyi yardýmcýsýn.” dedi ve oðlunun dediklerini yaptý. Alnýndan öptü, aðlayarak onu baðladý. Sonra býçaðýný alýp boðazýna çalmaya baþladý. Fakat býçak kesmedi. O anda Ýsmail aleyhisselam babasýna þöyle dedi:
“Ey babacýðým, yüzümü yan tarafa çevir. Zira sen yüzüme bakarsan belki sende bir acýma duygusu belirir de Allah’ýn emrini yerine getiremezsin. Ben de nahoþ bir harekette bulunmamak için býçaða bakmayacaðým.”
Ýbrahim aleyhisselam bunu da yaptý. Sonra býçaðý Ýsmail aleyhisselamýn boynuna çaldý. Fakat býçak tersine dönüyor ve Ýsmail aleyhisselamý kesmiyordu. Ýþte bu anda þöyle bir ses geldi:
“Ey Ýbrahim, sen bu iþi býrak. Muhakkak ki rüyaný doðruladýn.” (Saffat 37/104-105)
Bu ses Cebrail aleyhisselamýn sesiydi. Allah Teâlâ’nýn emriyle cennetten bir koç alýp makamýndan “Allahuekber, Allahuekber” diyerek yeryüzüne inmeye baþladý.
Ýbrahim aleyhisselam, Cebrail aleyhisselamýn tekbirini iþitince “La ilahe illallahu vallahu ekber” diye tevhid ve tekbir getirdi. Ýsmail aleyhisselam da yattýðý yerde Cebrail aleyhisselamýn tekbirini ve babasýnýn tevhid ve tekbirini iþitince bildi ki Rahmân olan Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin rahmeti zuhur etti. O da “Allahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd” diyerek tekbir ve tahmid eyledi.
Ýþte bundan dolayý bu ümmete, arefe günü sabah namazýndan bayram gününün dördüncü günü ikindi namazýna kadar, yirmi üç vakit namazýn farzýný edadan sonra bu tekbiri getirmek vacip oldu. Arefe günü sabah namazýndan baþlayýp bayramýn dördüncü günü ikindi namazý vakti dâhil bu tekbirlerin unutulmadan getirilmesi gerekir. Çünkü bu vaciptir ve vacibi terk etmek de caiz deðildir.
Kurban kesmek Allah Teâlâ’ya kurbiyyettir/yakýnlýktýr. Allah Teâlâ’nýn rahmetine kavuþmak ve yaklaþmaktýr. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Âdemoðlu kurban bayramý günü kan akýtmaktan fazla Allah Teâlâ katýnda sevimli hiçbir amel iþlememiþtir. Þüphesiz o (yani kesilen kurban), kýyamet günü boynuzlarý, týrnaklarý ve kýllarýyla gelir. Þüphesiz kurbanýn kaný da yere düþmeden önce, Allah Teâlâ katýnda kabul olunur. Artýk (sevabý böyle olunca), gönülleriniz kurban (kesmek sebebi) ile (sýkýntýlý deðil) hoþ olsun” buyurmaktadýr.(Ýbn Mace, Edâhî 3)
Her müslüman, durumuna göre kurbanýn en iyisini almalý ve kurbaný, bayramýn ilk günü kesmeyi kendisi için þiar edinmelidir. Þayet herhangi bir mazeretten dolayý birinci günü kesemezse ikinci ve üçüncü günleri de kesebilir.
Kurbaný, kesileceði yere götürürken eziyet etmemeli, itip kakmamalý, rýfk ile muamele etmelidir. Kurban kesecek kiþi bayramýn birinci günü sabahleyin bir þey yememeli, bayram namazýný kýldýktan sonra kurbanýný kesip onun ciðerinden yemelidir. Bu Hz. Ýbrahim aleyhisselam ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetidir.
Bir kiþi vekâletini vererek kurbanýný baþkasýna kestirebilse de efdal olan bizâtihi kendisinin kesmesidir. Kurban kesecek kiþi, abdestli olarak, kurbanýný kurban keseceði yere yumuþak bir þekilde eziyet etmeden götürür. Onu yine rýfk ile kýbleye karþý yatýrýr. Usulüne göre bir iple ayaklarýný baðlar, gözlerini de bir bezle kapatýr. Sonra þu ayet-i kerimeyi okur:
“De ki: Benim namazým, ibadetim, hayatým ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 6/162)
Sonra “Bismillahi Allahuekber” diyerek kurbanýný keser. Kurban kesilen býçak çok keskin olmalý, kurbana eziyet verecek þekilde olmamalýdýr. Bu hususta bazý kardeþlerimiz pek dikkatli olmuyorlar ve kurbana, keserken eziyet veriyorlar. Bu uygun deðildir. Kurban tamamen cansýz kalana kadar da yüzülmemelidir. Bilhassa o gün para ile kurban kesmek için dolaþan arkadaþlarýmýz, bir iki kurban fazla keselim, biraz daha fazla para alalým diye kurbanlarý daha tamamen soðumadan, caný tamamen çýkmadan yüzmeye baþlýyorlar. Bu yanlýþ bir þeydir.
Kurbaný kesen kiþi Rabbine bir þükür olarak iki rekât nafile namaz kýlmalýdýr. Kurbaný kesen besmeleyi kasten terk ederse, o kurbanýn eti asla yenilmez, haram olur. Sadece kurban ile ilgili deðil, herhangi bir hayvaný boðazlayan insan, boðazlarken muhakkak “Bismillahi Allahuekber” demelidir. Bunu kasten terk ederse o hayvan murdar olur, eti yenmez.
Kurbanýn eti sünnete uygun olarak üç kýsma ayrýlmalýdýr. Bir kýsmý fakirlere daðýtýlýr. Bir kýsmý eþ, dost ve akrabalarla yenilir. Bir kýsmý da aile efradýna býrakýlýr. Zengin olan ve kurban etine ihtiyacý olmayan kiþiler, kurbanýnýn tamamýný daðýtabilir veyahut tamamýný bir hayýr kurumuna baðýþlayabilir. Bu baðýþlama, parasýný verip vekil tayin ederek veya bizatihi kendisi alýp hayýr kurumuna ya da bir fakire hediye ederek yapýlabilir. Ya da kendisi keser, etini, derisini bir fakire, bir hayýr kurumuna hibe edebilir.
Kurbanýn derisi, evde demirbaþ eþya olarak, mesela tabaklanýp seccade yapýlarak kullanýlabilir. Satýlarak parasý alýnamaz ya da kurbaný kesen kiþiye kesme ücreti olarak verilemez. Buna çok dikkat etmek gerekir. Maalesef zamanýmýzda birçok insan bu hassasiyeti göstermiyor. Kurbanýn baðýrsaðý ve derisine karþýlýk kurbanlarýný kestiriyorlar. Bu kat’iyen caiz deðildir. Þayet böyle bir þey yapýlmýþsa yani kurbanýn derisi, baðýrsaklarý kurbaný kesme karþýlýðýnda kurban kesen insana ücret olarak verilmiþse o kurbanýn derisinin kýymeti kadar bir paranýn fakirlere veya hayýr kurumlarýna verilmesi lazýmdýr.
Zilhiccenin ilk on günü çok mühim günlerdir. Bu günlerde yapýlan ibadetler çok makbuldür. Arefe günü oruç tutmak çok faziletlidir. Bayram gecesini ihya etmek büyük bir hayýrdýr. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Hiçbir günde yapýlan amel, Allah’a, zilhiccenin ilk on gününde yapýlan amelden daha sevimli deðildir. O günlerde tutulan bir oruç bir yýlýn orucuna, o gecelerden herhangi birini ibadetle geçirmek Kadir gecesini ibadetle geçirmeye denktir.” (Ýbn Mâce, Sýyâm 39) buyuruyor.
“Allahuekber, Allahuekber, la ilahe illallahu vallahu ekber, Allahuekber ve lillahil hamd.” demek veya “Allah, Allah” diye zikretmek çok faziletlidir. Tabii bunun en makbulü kalben zikretmektir. Kalben hamd etmektir. Elbette ki lisanýmýzla da yapacaðýz. Fakat sadece lisanýmýzla kelime olarak telaffuz etmek deðil, kalbimizin derinliklerinden bir coþku ile Allah’ý zikretmeliyiz.
Daha onun ötesinde makbul olan ise zikrettiðimiz Rabbimize tâbi olmak, O’nun emirlerini yerine getirmek, nehiylerinden sakýnmak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet-i seniyyesine uygun bir hayat yaþamaktýr.
Bugünlerde yapýlan bir amel yani zilhiccenin bu ilk 10 gününde yapýlan bir amele karþýlýk birden 700 kata kadar sevap yazýlýr. Diðer bir hadis-i þerifte þöyle buyuruluyor:
“Umarým ki arefe günü tutulan oruç iki senelik günaha kefaret olur. Biri geçmiþ diðeri gelecek senenin günahlarýna.” (Ýbn Mâce, Sýyâm 40; Müslim, Sýyam 36; Tirmizî, Savm 46)
Bilhassa bu günlerde fakir ve muhtaçlara çok yardýmda bulunmalý, onlarýn bayram sevincine iþtirak etmeliyiz. Onlara sadece maddî deðil manevî yardýmda da bulunulmalýdýr. Yani onlarýn gönlünü hoþ edecek tavýrlar, yetimlere, kimsesizlere göstereceðimiz ilgi, muhabbet, onlarýn baþlarýný okþamak gibi bir asil hareket de onlara yapýlmýþ manevî yardým cümlesindendir.
Bu mübarek bayram günlerinde büyüklerimizi, akrabalarýmýzý, komþularýmýzý, dost ve arkadaþlarýmýzý, hastalarý ziyaret ederek dualarýný almaya ve gönüllerini hoþ etmeye çalýþmalýyýz. Bayram sabahý camiye giderken temiz elbiseler giymeli güzel kokular sürmeli, giderken de gelirken de baþka baþka yollardan gelip gitmeli ve “Allahu ekber Allahu ekber. La ilahe illallahu vallahi ekber. Allahu ekber ve lillahil hamd” diye tekbir, tehlil ve tahmid getirmeliyiz. Herkes kendi bütçesine göre ailesine, çocuklarýna, anne-baba ve yakýnlarýna hediyeler almalýdýr.
Bu duygularla kurban bayramýnýzý tebrik ederim. Rabbimiz Teâlâ nice nice bayramlara daha iyi günlerde kavuþtursun. Rabbim bu günlerde yapýlan dualar hürmetine, salihler hürmetine, âlemlerin efendisi, ahir zaman nebisi Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine, müslümanlar üzerindeki, müslüman milletler üzerindeki taguti tasallutlarý def eylesin. Filistinli, Iraklý, Çeçenistanlý, Doðu Türkistanlý, Keþmirli, Morolu müslümanlarýn; hülasa bütün Ýslam coðrafyasýnda mazlum, maðdur, mustaz’af durumda olanlarýn yar ve yardýmcýsý olsun. Müminlere firaset, basiret, idrak nasip eylesin. Âmin.
















