ABD Seçimleri Nasıl Değerlendirilmeli?

Yazar: 
Ahmet İlhan
Köşe: 
Haber Yorum

Amerika'da iki farklı parti var. Ancak bu partilerin politikaları pek de birbirinden farklı olmuyor. Dış politikada özellikle değişiklik yaşanmıyor. Diğer alanlardaki politikaları da dünyayı fazla ilgilendirmiyor. Ancak orada ekonomik bir kriz yaşanması, ekonomisi konusunda da dünyayı etkileyen politikaları ortaya çıkardı. Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi parti, kendilerini destekleyen gıuplar da dikkate alındığında çok farklılık beklenmeyen siyasi çizgileri ifade ediyorlar.
Ancak bu partilerin dışında iki farklı çizgi dikkat çekiyor. Birincisi şu an iktidar olan Neocon olarak adlandırılan grubun çizgisi. Medeniyetler çatışması ve dünyanın sonu gibi fikri temeller üzerinde hareket eden bir siyasi çizgi. Şimdiki Başkanın politikaları bu çizgi üzerinde yürüdü. Irak’ın işgali, Afganistan’ın işgali ve dünyanın çeşitli yerlerine sert müdahaleler yapıldı. Bu çizgi kendi medeniyetini üstün görüyor ve diğer tüm medeniyetleri aşağılayıp savaş açıyor. Kendi egemenliklerini zorla ve güçle kabul ettirmeyi hedefliyor. BOP gibi projeleri yürütebilmek için savaşı ve şiddeti göze alıyor. Dünyanın ABD egemenliğinde tek kutuplu olarak kalmasını amaçlıyor. Ekonomik, siyasi ve askeri tüm girişimler, bu hedefleri elde etmek için yapılıyor.

Ancak Bush’un sekiz yıllık iktidarı tam bir fiyasko olunca, askeri başarılar elde edilemediği gibi ekonomik bir kriz de ABD’yi yakalayınca farklı çizgiler ve düşünceler de ortaya atılmaya ve taraftar bulmaya başladı.
ABD halkı bu değişimi mevcut yöneticilerinden daha iyi görmüş olacak ki, bir zenciyi Baþkan seçti. Halkýn böyle bir baþkan seçmesi deðiþim isteðinin bir sonucu mu bunu göreceðiz. Tek baþýna böyle bir seçim bile çok önemli. Batý medeniyeti kendi kültür kodlarýna göre ötekileþtirdiði ve ezdiði kesimlere yöneliyor.
Doðudaki medeniyetler ve Ýslam öteki ve düþman olarak deðil, farklý ve birlikte yaþanýlmasý gereken insani deðerler olarak algýlanýyor. ABD kendisine bir bakýma yeni bir Osmanlý modeli çiziyor. Farklý kültürlerin bir arada ve barýþ içinde yaþamayý baþardýðý Türk asýrlarýný kendisine örnek alýyor.
Bu seçim bir çizgi deðiþimidir. Daha dün Afrika’da çatýþmalarda ölen insanlar için “Orasý Afrika. Orada böyle þeyler olur.” vurdumduymazlýðýnda olan ve Afganistan’da ve Irak’ta insani her türlü yaklaþýmý bir kenara iten bir çizgiden buraya gelinmektedir.
Diyalog, paylaþým ve adalet Osmanlýnýn bu yüzyýla hediyesidir. Ýnsanlýk geçmiþi ve geleceði birlikte düþünmelidir. ABD halkýnýn seçimini bir çizgi deðiþimi görmekle birlikte Obama’nýn bu çizgiyi temsil ve uygulamada karþýlaþacaðý güçlükleri nasýl aþacaðýný da bekleyip göreceðiz.
***
Milletlerin ve devletlerin belli bir ömürleri olduðu bilinmektedir.Kur’anda bu açýkça ifade edilmektedir. Ýbn-i Haldun kitabýnda bununla ilgili geniþ analizler yaparak tarih felsefesi ve sosyoloji alanýnda geniþ yer alan görüþlerini dile getirmiþti.
Doðuþ, yükselme, duraklama, gerileme ve çöküþ. Tarihte var olan devletlerin yaþadýklarý ve kaçýnýlmaz sonla karþýlaþtýklarý merhalelerdi.
SSCB’nin yýkýlmasýndan sonra ABD’nin de yýkýlacaðý ifade ediliyordu. SSCB içinden bir Gorbaçov çýkararak varlýðýný Rusya olarak sürdürmeyi baþardý. Rusya yeniden geniþlemeye ve yükselmeye baþlayarak bilinen aþamalarý yaþýyor.
ABD dünya iktidarýný psikolojik olarak kaybetmiþ görünüyor. Bütün þiddet gösterileri bunu deðiþtirmeye yetmiyor. ABD deðiþik coðrafyalardaki nüfuz alanlarýný kaybediyor. Son ekonomik krizle birlikte güvenlik ve refah ikilisinin ikisini de kaybetmiþ bir ülke oldu. Dünya hýzla çok kutuplu hale geliyor.
Obama, Gorbaçov olabilecek mi? Asýl soru bu. ABD kabuðuna çekilecek mi? Nüfuz alanlarýný daraltacak mý? Nüfuz alanlarýný müttefikleri ile paylaþmaya razý olacak mý? Acýmasýz kapitalist sisteminden ödünler verebilecek mi? Farklý kültür ve medeniyetlerin dünya üzerinde birlikte var oluþuna destek olacak mý?
Eðer Obama bu iþi baþarýrsa ABD’nin ikinci kurucusu olabilir. Seçimle kazanan da doðrudan ABD olur. Elbette dünya ölçeðinde etkileri olacaktýr.
***
Amerika’ya zenciler köle olarak getirildiler. Sonra özgür olduklarý söylendi. Ancak beyazlarla ayný haklara sahip olamadýlar. Uzun yýllar bunun için mücadele ettiler. Daha altmýþ yýl önce otobüslerin ön tarafýna oturamýyorlardý. Sonra bir zenci Genel Kurmay Baþkaný oldu. Ardýndan bir baþkasý bakan oldu. Þimdi de aralarýndan biri baþkan oldu.
Bizim zencilerimiz  farklý. Bizim ülkemizin zencileri baþörtülü hanýmlar. Eþleri Cumhurbaþkaný, Baþbakan ya da Bakan olsalar dahi zenci muamelesi görmeye devam eden hanýmlar. Okullardan, kamu kurumlarýndan atýldýlar, ikinci sýnýf insan olarak görüldüler. Hiç susmadýlar, yýlmadýlar. Bir temsilcilerini meclise gönderdiler. Cüzzamlý gibi meclisten kovulmasýný seyrettiler. Belediye meclislerinde bile kendilerine yer verilmedi. Oðullarýnýn düðünlerine alýnmadýlar, yemin törenlerinden kovuldular, bayram kutlamalarýnda bile tehdit olarak görüldüler. Þehitlerinin bayraðýna sarýlýp aðladýlar. Sadece orada baþörtüleri sorun olmadý.
Mahkemelere gittiler. Hak aradýlar. Ýnsan haklarý dediler, kadýn haklarý dediler, kimse onlarý dinlemedi. Hatta AÝHM’e bile gittiler. Onlar da kafalarýnýn içine deðil dýþýna bakýp kararlar verdiler. Týpký insanlarýn renklerine bakýp derilerinin rengine bakýp karar verildiði gibi. Týpký insanlarýn derilerinin renginden dolayý köle olarak kabul edilmeleri gibi.
Zencilerin mücadelesi yüz yýl, iki yüz yýl sürdü. Doðuþtan var olan haklarýný ancak bu kadar yýl ve acýdan sonra kazandýlar. Hala acýlara dayanýyorlar, ayrýmcýlýða direniyorlar.
Kabul etmek gerekir ki, bu mücadeleyi beyazlarýn desteði olmasaydý kazanamazlardý. Obama’nýn elli milyondan fazla beyazýn oyunu aldýðýný unutmayalým. Hala zencilere iki yüz yýl önceki bakýþ açýsýyla bakan ýrkçýlarýn olduðunu da unutmayalým. Bizim zencilerimizin desteði toplumun yüzde seksenlerini arkasýna almasýna raðmen bir þey ifade etmiyorsa, bunda makul çoðunluðun iradesini sorgulamak gerekir. Makul çoðunluðun iradesinin kuvveti, azgýn azýnlýðýn kuvvetli iradesini bastýramýyor demektir.