İlkadım'dan

Yazar: 
Akif Dursun

Kıymetli okuyucu, "Rasulullah şimdi olsaydı, şöyle yapardı; şu şekilde giyinirdi, böyle davranırdı" gibi sözleri çoğumuz işitmişizdir. Bunun yanında kendisine Rasulullah'la alakalı bir rivayet aktarılan pek çok kişinin, rivayet aklına yatmadığı zaman, "Rasulullah böyle bir şey demiş olamaz" veya "Rasulullah böyle bir şey yapmamıştır" deyip başkaca bir araştırma ihtiyacı hissetmeden rivayeti reddettiği de görülmektedir.

Kıymetli okuyucu, "Rasulullah şimdi olsaydı, şöyle yapardı; şu şekilde giyinirdi, böyle davranırdı" gibi sözleri çoğumuz işitmişizdir. Bunun yanında kendisine Rasulullah'la alakalı bir rivayet aktarılan pek çok kişinin, rivayet aklına yatmadığı zaman, "Rasulullah böyle bir şey demiş olamaz" veya "Rasulullah böyle bir şey yapmamıştır" deyip başkaca bir araştırma ihtiyacı hissetmeden rivayeti reddettiği de görülmektedir.
Bir zamanlar, bölgesel bir radyoda, bir siyer kitabından Rasulullah’ın hayatı okunurken, Kureyza oğullarının akıbeti de okunuyor. Siyer kitaplarının tamamında geçtiği üzere, ihanetleri sebebiyle Kureyza oğullarının bütün âkil baliğ olmuş erkekleri idam ediliyor. Bunun üzerine bir dinleyici telefon açıyor ve “karıncayı bile incitmeyen Rasulullah nasıl böyle bir şey yapar? Siz bunu nereden çıkardınız?” mealinde itirazda bulunuyor. Yetkili arkadaşlar gereken cevabı veriyorlar. Ancak burada dikkat çeken, dinleyicinin Rasulullah’a bir şablon belirlemesi ve ona ters kabul ettiği bir şeyi hemen reddetmesi.
Zamanımız insanının zihni modern (bazılarının post-modern) düşünce ile şekillenmiş durumda ve hadiselere bakışını da bu düşünce şekillendirmektedir. Modern düşüncenin temel değerler dizisini ise batılı bakış oluşturmuştur. Batılının kendisine göre doğrusu yanlışı, güzeli çirkini, haklı haksızı vardır. Düşünce yapınız buna göre şekillendiğinde ister istemez kendi değerlerinize, kendi kültürünüze de öyle bakar; bu düşüncenin denetiminden geçirirsiniz. Bu denetimden geçene sahiplenir, geçmeyeni de ya reddeder ya da görmezden gelirsiniz.
“İlk insan hakları beyannamesi” diye Veda Hutbesine sahip çıkar; Kureyza oğullarının öldürülmesi veya kölelikle alakalı hükümleri görmezden gelirsiniz. Rasulullah’ın evinde nadiren yaptığı birkaç ev işini bayraklaştırır da, kadının kocasına itaati ile alakalı rivayetlere sahip çıkmakta zorlanır, kimini inkâr eder kimini de tevil ile hükümsüz bırakırsınız.
Hulefa-i Raşidin dâhil ne sahabeden, ne müctehid ulemadan, ne de daha sonraki âlimlerden, “Rasulullah olsaydı şöyle yapardı” gibi bir rivayete rastlanmamaktadır. Hatta ulema, Rasulullah adına konuşmaktan korkmuşlar, “bu benim görüşümdür; doğruya isabet etmişsem Allah’tandır; yanlışsa nefsimdendir” demişlerdir. Ayrıca kendisine Rasulullah’la alakalı bir rivayet gelen, büyük hadis âlimleri dâhil, hiçbir âlim, rivayet ne kadar garip olsa da, hemen, “Rasulullah böyle bir şey demiş olamaz” dememişler, bunun yerine sözün rivayet zincirine bakmışlar; “bu hadisi kimden aldın?” diye sormuşlardır.
Zamanımızda da takınılması gereken tavır budur. Hiçbir insan kendisini Rasulullah yerine koyamaz. Rasulullah’ı belirleme iddiasında bulunamaz. Ayrıca kendisine Rasulullah’la alakalı bir rivayet aktarılan kişi, bu rivayetten şüpheleniyorsa, eğer ilmi varsa kendisi araştırır, yoksa güvendiği bir âlime sorar ve şüphesini giderir. Kafamızdaki şablona uymadı, mantığımıza ters geldi, aklımız almadı diye bir rivayeti hemen reddetmek tehlikeli bir yoldur. Bundan sakınmak gerekir.
Kıymetli okuyucu, bu sayımızda hac konusunu işledik. İslam’ın üzerine bina edildiği farzlardan olan hac aynı zamanda sevabı çok büyük olan ibadetlerdendir. Dergimizin iç sayfalarında bu hususla alakalı yazılardan çok istifade edeceğinizi umuyoruz. Burada dikkat çekmek istediğim bir konu var:
Toplumumuzda haccı ileri yaşlara ertelemek yaygındır. Hâlbuki kendisine hac farz olmuş bir insanın bunu fazla geciktirmemesi uygun olanıdır. Maalesef zamanımızda izlenen hac politikası da sanki bunu teşvik etmektedir. Sadece havayolu gidilmesi ısrarı sebebiyle 55-60 günü çıkan hac yolculuğu, iş güç sahibi pek çok insanı zor durumda bırakmaktadır. Bu hususun acilen düzeltilmesi, her tür ulaşım aracı ile hacca ve umreye gidilebilmesinin önü açılmalıdır. Rabbimiz, hepimize hac ve umreler nasip etsin, gidenlerin ibadetlerini kabul eylesin.
Selam ve dua ile…