Vâdeli Satış
SORU:"Alışverişte vâde farkı eklemek caiz midir?" (Fatih SOYAK)
İslam dini ister peşin ister vâdeli olsun alışverişi mubah kılmıştır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır..." (Bakara 275)
Alışveriş peşin olursa normal olarak kâr etmek tabii olduğu gibi vâdeli olursa da insaf dairesinde, karşı tarafı yıkmadan, belirtilen zamanı ölçerek kâr etmek de tabiidir. Her tarihte bu tip alışveriş olmuştur. Yani alışverişte vâde farkı alınmıştır. Alışverişe vâde farkını eklemek cumhuru ulemaya göre caizdir. Bu hususta cumhur ulema ihtilaf etmemiştir. Ancak idraki kıt olan bazı kimseler “Peygamberimiz aleyhisselam bir satış içinde iki satış yapmaktan men etmiştir” mealindeki hadise dayanarak alıverişte vâde farkını eklemek caiz değildir diyorlar. Hâlbuki bu hadis vâde farkından hiç bahsetmiyor. Fukahadan hiç kimse de ona hamletmemiştir. (Günümüz Meselelerine Fetvalar-Halil Gönenç 1/114)
Peşin alışveriş caiz olduğu gibi veresiye alışveriş yapmak da caizdir. Çünkü Kur’an-ı Kerimde: “Ey iman edenler belirlenmiş bir süre için birbirlerinize borçlandığınız vakit onu yazınız” (Bakara 282) buyrulmaktadır. Âlimlerin çoğu ayet-i kerimenin hem veresiye satışa hem de ödünç vermeye müsaade ettiğini belirtmişlerdir.
Bizzat Peygamberimizin bir yahudiden veresiye yiyecek aldığı ve demirden bir zırhını rehin bıraktığı bilinmektedir. Bu delillere dayanarak İslam âlimleri peşin alışveriş gibi veresiye alışverişin de caiz olduğunda söz birliği etmişlerdir. Veresiye yani vâdeli satış caiz olunca peşin satış üzerine vâde farkı eklenmesi konusu İslam âlimleri arasında farklı görüşlerin doğmasına sebep olmuştur.
Konu ile ilgili olarak Hanefilerin en muteber kaynak fıkıh kitaplarında olan El-Mebsut’un 13. cildinin 8. sahifesinde şöyle denilmiştir:
“Bir kimse şu kadar süre için şu fiyata; peşin olarak da şu fiyata satış sözleşmesi yapsa yahut bir ay vâde ile şu fiyata dese, bu satış fasittir. Çünkü belli bir fiyat ve bedel karşılığında alışveriş yapılmamıştır, bedel kesinleşmemiştir ve Peygamberimiz bir satış içinde iki şartı yasaklamıştır. Bir satışta iki şart bu demektir. Şer’î sözleşmelerde de iki şart bu demektir. Bu, satıcı ile alıcı bu şekilde (hangi bedel üzerinde anlaştıklarını kararlaştırmadan) ayrıldıkları takdirde böyledir. Eğer aralarında anlaşır ve tek fiyat üzerinde sözleşmeyi birleştirirlerse, bu caizdir. Çünkü bu takdirde sözleşmenin sahih olmasının şartını yerine getirmeden ayrılmamış olurlar.”
Bundan anlaşılan şudur.
Sahih olmayan sözleşme, satılan malın peşin fiyatıyla veresiye fiyatının satıcı müşteriye söyledikten sonra, alıcının, bu fiyatlardan hangisini kabul ettiğini açıkça belirtmeden sadece kabul ettiğini söylemekle yetinmesidir.
Satıcının söylediği fiyatlardan birini alıcının kabul etmesi halinde satış sözleşmesi sahih ve bu satışın caiz olması gerekir. Esasen satıcı sattığı malın peşin ve veresiye fiyatını söyledikten sonra, alıcının kabul ettim demesi halinde, satıcı hangi fiyatı kabul ettiğini soracak ve alacağı cevaba göre satış sözleşmesi kesinlik kazanacaktır. Sonuç olarak bir malı peşin fiyatına oranla farklı bir fiyatla vâdeli satmak caizdir. (Diyanet İlmihali, s. 375)
HARAM SAYILAN ALIŞVERİŞLER
Yenilmesi, içilmesi veya yararlanılması ayetle ve hadisle yasaklanmış bulunan şeylerin alım satımını yapmak haram hükmündedir. Şarap, domuz eti, kan, murdar ölmüş hayvan eti, tapmak için yapılan put ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvan eti bunlar arasında sayılabilir. Peygamberimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz Allah herhangi bir topluluğa bir şeyin yenmesini haram kılmaz ki, o şeyin satış bedelini de haram kılmış olmasın.” (Buhari, Müslim)
Zamanımızda bazı mesture olmayan elbiselerin giyilmesi, satılması, alınması veya sigaranın alım satımı, içimi gibi konularda müslümanların duyarlı olmaları gerekir. İşte zamandır, ortamdır, şartlar böyle gerektiriyor gibi hissi yaklaşımların dinen hiçbir değeri yoktur. Mazeret de değildir. Mümin-i kâmillere gereken, haram ve helalleri aslî halinde muhafaza etmeleridir. Allah Teâlâ ayet-i celilede şöyle buyuruyor:
“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak bu helaldir, şu da haramdır demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl 116)
CUMA NAMAZINDA ALIŞVERİŞ
Cuma namazı için ezan okunduğu zaman çevrede bulunan bütün mükellef mümin erkeklerin toplu olarak namaza katılmaları gerekir. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah’ın zikri olan namaza koşun. Alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 9-10)
Cuma günü nöbette bulunan güvenlik görevlisi, bekçi, nöbetçi, hasta, sakat, hasta bakıcı, özürlü olanlar dışında cuma namazı kılınan yöredeki mükellef müslüman erkeklerin alışverişi veya başka işlerini bırakarak cuma namazına gitmeleri farz-ı ayndır.
Bazı zeki insanların marketlere kadınları bıraktıklarını işitiyoruz. Hayır, tamamen kapatmak gerekir. Zira orası açık kalınca sadece kadınlar ve çocuklar alışveriş yapmazlar. Erkekler de alışveriş yapacağından kapatılması en uygun olanıdır. Zira harama vesile olmak da haramdır. Rızıktan endişeye gerek yok! Allah rızık verenlerin hayırlısıdır. Kadınlara, bir hastanın başında bulunma gibi bazı görevler verilebilir. Bu sayede erkekler rahat bir halde cumaya gider. Meşru bir mazeret sebebiyle cuma namazına gidemeyenler o günün öğle namazını kılarlar.
İSLAM DİNİ KÂR İÇİN BİR SINIR GETİRMİŞ Mİ?
İslam dini kâr için bir sınır getirmemiştir. Yüzde şu veya bu kadar kâr edilecek diye bir kayıt koymamıştır. Arz ve talebe bırakmıştır. Ancak İslam dini, güzel ahlak ve takvayı emredip, hile ve fahiş fiyatı yasaklayarak bunun hududunu göstermiş oluyor. Bununla ilgili Peygamberimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor:
“Sizden biriniz kendi nefsi için arzu ettiği şeyi mümin kardeşi için de arzu etmediği müddetçe iman-ı kâmile eremez.” (Müslim),
“Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim).
Fahiş bir fiyatla malı satıp müslümanları aldatmak, lanetin inmesine vesile olduğu gibi, halkın muhtaç olduğu şeyleri piyasaya sürüp normal bir fiyatla satmak da rahmetin nüzulüne vesiledir. (Günümüz Meselelerine Fetvalar-Halil Gönenç)
Müslümanlar alışverişte ve diğer insanî ilişkilerde birbirini aldatmamalı. Çünkü mümin emin, güvenilir kişidir. Mümin bilir ki bu dünyada birbirini aldatanlar öldükten sonra mahkeme-i kübrada hesaba çekilecekler; mazlumun hakkı zalimden alınacak, adalet yerini bulacaktır. Bütün işlerimiz, yaşam biçimimiz Kur’an ve sünnet ölçüleri içerisinde devam etmelidir. Allah yaptıklarımızdan haberdardır. O, içimizden geçenleri bilen, bizleri gözetendir.
Allah’ım ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkûm et! Âmin.
