Güçlerin Rövanşı

Yazar: 
Mustafa Suna
Köşe: 
Deneme

Milli Güvenlik Dersi müfredatında bir konu vardır; Milli Güç Unsurları: Askerî Güç, Ekonomik Güç, Nüfus Gücü, Teknolojik Güç, Psiko-sosyal Güç, Coğrafi Güç. Atlet iyi koşar, boksör yumruğunu iyi kullanır, taekvondocu ayaklarını, karateci bilek gücünü.
Toplumlar yaşamaya devam ederler. Devletler yıkılır, kurulur, toplum memlûğu, Orta Asya’dan kendilerini; köle, cariye, mevâli getirenlerin başına efendi olmuşlardır. Yönetilenler, yöneten olmuşlardır. Artık galiptirler, ama nasıl? Tabii, güçlerin rövanşı.
Nüfus gücü, askerî güce galip gelmiştir. Askerî güçle memlûk edilenler, nüfus gücüyle rövanş oynamışlardır; bu ara, ilmi, idareyi, savaş sanatını öğrenerek.
Egemenler eğlenceyi severler. Ellerindeki gücün bitmeyeceğini zannederler. Çocuk büyütmeye zaman ayırmak, eğlenceye engeldir. Az çocuk sahibi olmayı, hatta hiç olmamayı yeğlerler ve zamanla yaşlanırlar, azalırlar, soyları kesilir, ebter olurlar.
Memlûklerin, eğlenmeye mülkü yoktur; zira kendileri mülktürler. Onların yegane eğlencesi, eşleri ve çocuklarıdır ki; onlar da egemenlerin gözünde mülktürler. Çok eş ve çok çocuk sahibi olmak düşüncesi aralarında yaygındır; zira eş ve çocukları arttıkça eğlenceleri de artmış olmaktadır. Çocuklarıyla ilgilenirler, yönetmeyi öğretirler. Ayrıca, çocuklarını, egemenlerin çocuklarıyla oynatıp onları, uzun yıllara yayarak, pasif hale getirirler. (Moğolları, Türklerin zamanla Anadolu’da erittiği gibi) Artık Abbasîler yoktur; Kölemenler vardır.
 

Avrupa bugün yaşlanmış; İsveç, Norveç gibi ülkelerde yaş ortalaması seksen olmuş. Yirmi yıl sonra, belki nesilleri tükenmiş olacak. Kırk yıl sonra, eğer nüfusları artmazsa, Almanların da biteceği söyleniyor. Doğudan batıya nüfus akıyor. Bin dokuz yüz altmışlı yıllarda, ekmek kavgası için batı ülkelerine gidenler, bugün iş adamı olmuşlar. Türklerin, kuzey Afrikalıların nüfusu artıyor. Tarih Felsefesi gözüyle bakıldığında, çağdaş kölemenler mi doğuyor ne?
Amerika’nın askerî gücü, Almanya’nın teknolojik gücü, Japonya’nın ekonomik ve teknolojik gücü, Çin’in nüfus gücü, Rusya’nın coğrafî gücü ve Filistinlilerin psiko-sosyal gücü, v.b.
Japonya’ya atılan atom bombaları ve mağlup olan Japonya’nın askerî gücü. Bugün, dünya piyasalarında, Yen, Dolara karşı, Japon markaları Amerikan markalarına karşı savaş veriyor. Japonya, silah yerine teknolojiye ve üretime yatırım yapmış. Savaşlar belki son yıllarını yaşıyor. Yeni kuşaklar, savaş istemiyor. Barışa yatırım yapanlar kazanıyor. Refah toplumları, teknoloji kullanıyor. Savaş toplumları, artık eskisi gibi silah satamıyor. Silaha yatırım yapanlar kaybediyor.
Almanya, Normandiya çıkartmasında silah gücüne mağlup olmuş, yatırımını ekonomik alana yapmış. Şimdi Euro Dolara karşı, markalar markalara karşı savaş veriyor.
Dün, Amerika’nın askerî gücüne mağlup olan Japonya ve Almanya; bugün rövanşını ekonomik ve teknolojik güçle oynuyor, iki koldan Amerika’yı kuşatıyorlar.
Rusya’nın soğuğu vardır. Moskova’ya kadar varan Napolyon’u; perişan halde geri gönderen, Sarıkamış harekâtında, binlerce Mehmetçiğimizi, üç gün içinde eritip, donduran ne?
Her toplum, en iyi bildiği gücü kullanır. Rusya, silah gücüne karşı, coğrâfî gücü kullanmıştır.
Hindistan, iklimini çok iyi kullanır. Nice dinamik toplumları, sıcak iklîminde uyuşturmuş ve asimile etmiştir. Böylece, varlığını yıllar boyu sürdürmüştür. Gazneli Mahmut’un, on yedi kez sefer yapıp geri dönmesi, bu iklîm tuzağını iyi tanımasındandır.
İngiltere, asırlardır varlığını sürdürmesini biraz da ada devleti olmasına borçludur.
 
İnsan düşünmeden edemiyor; Türkiye’de, Doğu-Batı denklemine baktığımızda, doğum kontrolleriyle az sayıda çocuk sahibi olan batı kesimi ve tam tersine, çocuğuna ve kadınına dönen, çoğalan, batı il varoşlarından merkeze inip; siyâseti, ticâreti, ekonomiyi ve ilmi ele geçiren; sosyal alanlarda tahsil yapıp, idarî kadrolarda yer alan, doğunun mâkûs tâlihini sanki kendi tarzıyla yenen, batılılaşırken, rövanşını nüfûsuyla oynayan doğulu...
Tüm Dünya toplumları, öyle ya da böyle; yenilgilerinin, ezilmişliklerinin rövanşını alma yoluna gidiyorlar. Olayları, tarih felsefesiyle okuduğumuzda ortaya çıkan gerçek bu.
Ne zamana kadar bu rövanşlar...
Dünya küçülüyor ve ortak paydaların ön plana çıktığı bir köye dönüşüyor. Yurtta ve cihanda barış olmalı, bu rövanşlar bitmeli artık; çocuklarımız, korkusuz ortamlarda yaşamalı, büyümeli, ortak paydalarda buluşarak...