Metin Yüksel 1958-1979
Şehadet toplumların dinamiğidir ve her şehid bir bayraktır gönüllerde taşınması gereken. Şehid ise şahitlerin en güzelidir. Onlar aklımızda,dilimizde ve gündemimizde olması gereken değerlerimizdir. Her şehidden alacağımız bir ders bir ibret vardır. Aslında her şehidde,şehadete gönül veren insanlardan bir parça;şehadete gönül veren her insanda da şehidlerden bir parça vardır.
“Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara”
Biz Metin Yüksel’i en çok bu sözüyle tanıdık ve göğsümüze nakşettik belki de… Şehidliğin ne demek olduğunu daha gencecik bir fidanken gösterdi bizlere.
Metin Yüksel, Bitlis’in Tatvan ilçesi Norşin Köyü’nün Kolongo Yaylası’nda 17 Temmuz 1958 yılında dünyaya geldi. Babası, ülkemizin yetiştirdiği büyük âlimlerden birisi olan, Sadreddin Yüksel Hoca’dır. Annesi ise doğunun en tanınmış simalarından, Norşin’li Şeyh Ma’sum Efendi’nin kızı, Sarete Hanım’dır.
Şehid Metin, dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul Fatih’e yerleşti. İlkokulu burda okudu ve bu arada da babasından temel islami ilimleri tahsil etti. Ortaokul yıllarına geldiğinde ise babasının tüm ısrarlarına rağmen 2. sınıfta okulu bıraktı. Metin Yüksel henüz çocukken tebliğ çalışmalarına başlamıştı. Ülkenin tamamındaki çalışmaları takibe almış ve her zaman vahdetten yana olmuştu. O’nun vahdet anlayışı cihanşumül bir vahdet anlayışıydı.
O, çalışmalarında oldukça hızlı ve gayretliydi. Bir gün İstanbul’da, diğer gün Ankara’da, bir diğer gün Adıyaman’da olabilecek kadar aktifti de. O kendisini hizmete vakfetmiş bir İslam evladıydı. Ne yemek için öğünü vardı ne her gece yattığı bir yatağı. Arkadaşları O’nu Fatih’teki Akıncılar vakfının bir köşesinde parkesinin üzerinde uyurken çok defa görmüşlerdir.
Metin yüksel’in saati şehadete ayarlıydı. Dualarının süsüydü şehadet. Ve o bu arzusunun gerçekleşmesi için çok çalışması gerektiğini de biliyordu. Hayatının hiçbir döneminde boş durmadı . O, ya gençlerle ders yaparken ya bir mitingde en öndeyken ya hiç tanımadığı insanlara büyük bir aşkla dinini tebliğ ederken ya da dininin izzetini korumak için birileriyle mücadele ederken görülüyordu. Korkmuyor, yorulmuyor, geri çekilmiyor, pes etmiyor aksine çalışıyor, çabalıyordu.
1976 yılında bazı yakın arkadaşlarıyla şubesini açtığı ve başkanlığını yaptığı Fatih’teki Akıncılar Derneği’ni kısa zamanda geliştirmiş, o bölgedeki çalışmaların merkezi yapmış, insanları bilinçlendirmede büyük aşamalar katetmişti. Akıncılar ilk defa vakfın bu şubesinde dispanser açmış ve halkı haftanın iki günü ücretsiz tedavi etmişti. Haftalık dersler ile halk bilinçlendirilmeye çalışılmış ve özellikle gençlerin eğitimine büyük önem verilmişti.
Metin Yüksel’in yapmayı düşündüğü faaliyetlerden biri de bir dergi çıkarma fikriydi. Derginin içeriği ise yalnızca şehadet. Dünyada işgal altında, mücadele içinde neresi varsa kim varsa O’nun ilgi alanına giriyordu ve yardım edilmeliydi. Gerekirse omuz omuza…
Metin, şehid olmadan önce, bir defa da kurşunla vurularak yaralanmıştı. Bu olay, 26 Ekim 1977 tarihinde, Fatih-Çarşamba semtindeki Darüşşafaka Lisesi önünde meydana gelmişti. Bu olay sırasında 3 yerinden yaralanan Metin, hastanede tedavi edilmiş ve iyileşmişti.
1979 İran İslam İnkılabı’nın doğru anlaşılması için de büyük gayret sarfetmişti. Halkının çoğunluğu şii olan İran’da gerçekleşen bu inkılap, o dönemde ehl-i sünnet dünyasında fazla kabul görmemişti ama Metin Yüksel oradaki kardeşlerini de desteklemiş ve o kardeşlerinin inkılabının bu ülke müslümanlarınca da benimsenmesine vesile olmuştu.
Ve 23 Şubat 1979 Cuma…Metin Yüksel cuma namazını Fatih camiinde kılmıştı. Camiye giderken yanına silah alıp almamakta tereddütlüydü ve almamıştı. Camiden çıkınca kendisine seslenen iki kişi gördü. Onlara doğru yöneldi. Attığı adımların şehadete doğru attığı son adımlar olduğunu bilmiyordu.
“En güzel şarkıyı bir kurşun söyler” diyor S. Karakoç. Kurşunlar bu kez Metin Yüksel için söylüyordu şarkısını. İlk kurşun ayaklarına geldi aziz şehidin. İkinci kurşun karın bölgesinde kendini hissettirdi. Daha önce de vurulmuştu ama bu kez başkaydı sanki. Allahu ekber dedi ve yere düştü. Kelimeyi şehadet getiriyordu ki caniler bu kez uzakta değil yanı başında belirmişti. İki kurşun da kafasına sıktılar. İşte yıllardır istediği şehadet onu bulmuştu.
Gelin görün ki Metin’i şehid edenler cami avlusundan tekbir sesleriyle uzaklaştılar.
Selam olsun nebiye
Selam olsun nebinin yolundaki kutlu şehidlere
Ya rabbi! Bizleri de şehadete eren kullarından eyle…
