Oligarşi Dalkavukluğu

Yazar: 
Yrd. Doç. Dr. Veysi Erken
Köşe: 
Hayatı Erken'den Okumak

Medyadaki tetikçiler milletin kafasını karıştırmak maksadıyla yapay gündem oluştururlar. Bir bakarsınız "hadis" gündeme getirilmiş, akabinde ve detayında "mahalle baskısı". Özellikle halkın faydasına olabilecek düzenlemeler "popülist" olarak kötülenmek istenir ve yapay gündemle üstü örtülür. Anayasa değişikliği tasarısı bunun son örneklerinden biri olup oligarşik çete ve tetikçileri marifetiyle gündemden düşürülmüştür.  
Oligarşik çeteye yalakalık ve dalkavukluk ve onların iktidarlarını sağlamlaştırmak.
Bu bağlamda “oligarşi dalkavuğu”nun tavrından bahsetmek istiyorum. Eminim ki, çoğunuz onu tanırsınız. Medyada, siyasî partilerde, derneklerde, sendikalarda veya vakıflarda karşımıza çıkar.
Ülkemizdeki insanların tamamını ilgilendiren ve özgürlük alanlarını genişletebilecek “Anayasa” düzenlemesi için “halk dalkavukluğu” yapmayın diye buyurur bu büyük(!) zevat.
Filozofça(!) bir deyiş.
Tıpkı Alman filozofu Nietzsche’nin “Zerdüşt Böyle Buyurdu” dediği gibi. Meğerse özgürlük alanlarının genişletilmesi ülkenin bütün dengelerini bozacakmış. Özgürlük alanlarının darlığı halkın iyiliği içinmiş.

Çete tetikçileri için ne kadar büyük(!) ve filozofça bir tespittir.
Tadına doyum olmaz.
Esasında, tutumunda, duruşunda ve tavrında alabildiğince “yabancılık”, “nefsaniyet” ve “enaniyet” kokan bu insan kılıklılardan başka bir şey beklenemez.
Bana kalırsa oligarşinin dalkavuğundan başka bir şey sudur etmez.
Ederse yanlış olur.
Halkın özgürlük taleplerine rağmen gayrimüslimlerin düdüğünü çalan ve onlardan beslenen birilerinden “halk dalkavukluğu yapmayınız” türü açıklamaların sudur etmesi gayet normaldir.
Normal olmayan toplumun bir kısmının onları adam sayması, yazılarını okumaları, medyalarını desteklemesi ve kendi parasıyla kendine küfrettirmesidir.
Bilindiği üzere:
Dalkavuk; “yaranmak kaygısı ile kendinden üstün olanlara karşı sahte bir hayranlık ve aşırı bir saygı gösteren kimse. (TDK, Türkçe Sözlük, Ankara 1974, s. 200)” biçiminde tarif edilmektedir.
Bu tarife göre halka hizmeti esas kabul etmeyenlerin ve özgürlüklerden yana tavır koymayanların gerçekte halkın yerine başka kesimlerin dalkavukluğunu yaptıkları sonucuna varılır.
 Bana kalırsa halk, tetikçilerin velinimeti olmadığından, velinimetleri olan oligarşik çetenin dalkavukluğunu yapmaları tabii olsa gerek.
Ülkemizin mevcut durumuna bakıldığında gerçekten dalkavukların kol gezdiği görülür. Dalkavuklar o kadar çoğaldı ki, sayısına kıran girsin demekten başka bir şey yapılamıyor.
Eskiden padişah bir kişi olduğundan, dalkavuklar padişaha ve onun yakınlarına yaranmaya çalışır ve şaklabanlıklar yaparlarmış. Günümüzün padişahları (gizli ve açık) çoğaldığından onlara paralel olarak dalkavukların sayısında da gözle görülür artış gerçekleşmiş.
Kim bu padişahlar?
Herhalde bilmeyenimiz kalmamıştır.
Günümüzün padişahları oligarşiyi oluşturan kesimdir.
Bir kısım sermayedar, bürokrat ve kartelci medya baronlarından oluşan bir zümre. Kısaca ülkenin yerli olmayan şişman kedileridir oligarşi.
Oligarşi kendini ülkenin sahibi olarak kabul etmekte ve her şeyin kendisine olduğunu sanmakta.
Dolayısıyla her şeyi sadece kendisine layık görmekte.
Ülkenin yegâne sahibi, hâkimi kendisidir.
“Halka rağmen” güç sahibi olmak onun yegâne arzusu ve icraatıdır. Onun için bütün yollar ve icraatlar meşrudur. Yeter ki, yapılanlar ve gerçekleştirilenler kendisine hizmet etsin.
Bu bağlamda denebilir ki, oligarşinin kumpasına düşenlerin şahsiyeti ortadan kalkar. Geçmişi ne kadar iyi ve mükemmel olursa olsun fark etmez. Onların bir tek vazifesi vardır. Oligarşiye hizmet etmek, avukatlığını yapmak.
Ülke Talanya’ya dönüştürülmüş olsa bile kumpastakiler vazifelerini ihmal etmezler. İçinde tüyü bitmemişlerin hakkı olan mal ve mülklerin, taşınır ve taşınmaz değerlerin yağmalanması karşısında onların bir tek görevi vardır.
Yapılanları meşru göstermek.
Hatta daha ileri giderek yağmaya karşı çıkanları vatan hainliği ile damgalamak.
Hülasa-i kelam; “Halka hizmet” ilkesinden uzaklaşan ve bu ilkeden uzaklaştıkça bütün geleceğini oligarşiye ipotek eden birinden elbette halka yaranma icraatı beklenmez. Halka hizmeti esas kabul edip icraatını ona göre düzenlemeyenden, ancak “oligarşi dalkavuğu” olur.
Son Söz: Halkın görevi oylarıyla “halk dalkavukluğunu bırakınız” diyerek “oligarşinin” dalkavukluğunu ve hizmetkârlığını yapanları işgal ettikleri makamlardan indirmektir.
Selam ve Sabırla…
 
*Türkiye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi
 
Tetikçilerin gayesi gayet açıktır.