Noel & Karnaval
“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve
fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan
kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide: 90)
Yukarıdaki ayeti kerimeyi iyi anlayabilmek için; İblisin geçen yüz yıllarda ehli kitaba neler yaptırdığını, onları nasıl aldattığını iyi bilmeliyiz. İnsanlık olarak ebedi düşmanımızın zehrini ikinci kez tatmamalıyız.
Roma İmparatorluğu’nda Hıristiyanlığın yayıldığı yıllarda putperestlikten kalma, yasak tanımayan, tümü günahkârlık olan şeytani eğlenceler vardı. Hıristiyanlığın temsilcisi olan kilise, bu eğlenceleri toptan yok saymak yerine, günahkârlığa bürünmüş bu eğlenceleri, dinin ritüelleri arasına yerleştirerek toplumun muhalefetini hafifletici bir yol tuttu.
Hıristiyan topluluklar ibadetle şeytanın yolu olan işret eğlencelerini birleştirmeye, önce yeni yıl (noel) kutlamalarıyla başladı. Bu eğlenceler 3 günlük bir programdı. Aralık ayın 31’inde insanlar masalarını donatacak ve yeni yılın gelişini yiyip içerek kutlayacak, 1 Ocak gününü ibadete ayıracak, 2 Ocak günü ise, evde dinlenerek geçirilecekti. Ancak, süreç içerisinde bu 3 gün yetersiz kaldı. İşler de tam burada kontrolden çıktı. Sonunda ibadet günleri diye bilinen günler, karnavallarla karşılanmaya başlandı ama karnavallara olan coşku ve katılım ibadetlere yansımadı.
İtalyancada “ete veda” anlamına gelen “Carne Vale” sözcüğü, Hıristiyan âleminde et ve et ürünlerinin tüketilmediği, 40 gün süren ve Paskalya yortusunda sona eren oruç (Perhiz) döneminin başlangıcı anlamına gelir. Portekizli denizcilerin keşifleri sırasında gördükleri ve yoldan geçenlerin üzerine evlerden dışkı, pudra ve yumurtalar atılan eski bir Hindistan geleneğini 16. yüzyılda kendi perhiz günleri (et yememe) öncesi yaptıkları maskeli rezillikleriyle birleştirdiler. Günümüzde küresel bir hal almaya başlayan Brezilya karnavallarını ortaya çıkarttılar.
Bugünlerde dünyaya hızla yayılan noel ve karnaval kutlamalarında sergilenenler hem ilahi ahlakı hem de toplumsal ahlakı zedelemektedir. Maalesef ülkemizde de basiretsiz aydınların milletimize çağı ve çağın kültürünü yakalatmak adı altında teşvikleri sonucu ateistlerin eğlenceleri taraftar bulmuş ve yaygınlaşmaya başlamıştır.
Kuranı Kerim zaviyesinden Noel ve karnaval kelimelerine bakarsak Rabbimizin bu kelimeleri “fuhşiyat” ve “Şeytanın yolu” olarak tanımladığını görürüz.
“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yeyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size açık bir düşmandır. O size hep kötülüğü ve fuhşiyatı emreder, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister.” (Bakara:168-169)
Kuran’ın ‘fahşâ’ kelimesiyle niteleyip, şiddetle yasakladığı şeytanın yolu; insanın bedeni ve nefsanî arzularını gidermek için normal, insanî ve fıtrî çizginin dışına taşmasıdır. Söz gelimi uyuşturucu kullanması, nikâhsız yaşaması, sapık yollarda tatmin aramasıdır. Şeytanlar yıkımın mimarlarıdır. İnsanların hüsranından beslenirler. Tarihi tecrübeler de göstermektedir ki sefahat toplumları yıkıma götüren baş aktördür.
Yılbaşı yaklaşmaktadır. Daha doğru bir ifade ile miladi! yılbaşı yaklaşmaktadır. Müslüman toplumlarla hiçbir ilişkisi olmayan, şeytani kutlamaların yapılacağı, şeytanın manevi çocuklarının eğleneceği, iffetsizlik ve hayâsızlığın ayyuka çıkacağı günler kapıdadır. Şimdiden “euzü besmele” çekmeli bu fuhşiyatın kapımıza mahallemize ve semtimize uğramasına engel olmalıdır.
İslam dünyasına da pazarlanan Noel kutlamaları ve karnavallar, bizi de peşinden uçuruma sürüklemek isteyen ehli kitap, maskeli putperest avrupalılar ve onların yerli işbirlikçileri olan çağdaş yaşam maskeli ateistlerin çalışmalarıdır. Gündüzünde oruç tutan müminleri gecesinde şeytanın davetine uydurup kahvehane oyunlarıyla vuranlar, piyango çekilişleriyle ve yıllardır ramazan eğlenceleri, bayram eğlenceleri diye televizyonlarda sergiledikleri kepazeliklerle vuranlar, örtülü din düşmanlığı yapanlar hep onlardır.
Bizim bayramlarımız hediyelerle, fitrelerle, zekâtlarla, sadakalarla, nezaketle, ziyaretle ailelerin kaynaştığı yardımlaşma ve dayanışma günleridir. Batılının yaptığı gibi sefahate dalmış zenginlerin fakirleri her türlü istismar ettiği, onları ezdiği ve maskara haline getirdiği bayramlar değildir. Peygamberimizin; “Şarap içen puta tapan gibidir.” Hadisi uyuşturucu kullanımının dinimizin temelini kaydıracağına işaret eder.”İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” Bu nedenle Allah’ın davetine uyarak bayram namazı kılanlar, Allah adına tekbirlerle besmelelerle kestikleri kurbanların etleriyle rakı sofraları kuramazlar! Muharrem ayında aşurelerin dağıtıldığı şu günlerde yılbaşı adı altında şeytanın adımlarına uyamazlar. Sanki atadan piyangocuymuşuz! “Milli Piyango” bileti alamayız. Yurt içinde ve yut dışındaki otellerde düzenlenecek kepazelik yarışlarına rezervasyon yapamazlar.
İslam, dünyaya barışı getiren dinin adıdır. Barışı bozanlar şeytanın aveneleridir. Çünkü onlar insan neslinin tamamının düşmanıdır. Yalnız müslümanın değil kâfirin, müşrikin, putperestin, ehli kitabın ve hatta ateistin dahi düşmanıdır. Bu düşmanlıklarını fıtratımızı bozdurarak insanlığımızdan çıkartıp, hayvani bir yaşama özendirerek yaparlar. Helalinden ve temizinden yeyip içmek varken, fuhşiyatı şirin göstermekle harama ve sefahate daldırtmakla yaparlar.
Şeytanın peşine takılmışta kim iflah olmuş? Kendini ve ailesini dünyada mutlu etmiş? Ahirete de umudu olmuş. İşte batılının karnavallarla eğlenen ailesi, iffeti ve hayâ anlayışı. Tedbir almazsak aziz milletimizin evlatları da onların yolunda hızla bataklığa sürüklenmektedir. “Sizden öncekilerin yoluna adım adım, karış karış uyacaksınız. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girseler siz de gireceksiniz.” sahabenin “Ya Rasulullah, Yahudi ve Hıristiyanlara mı uyacağız ?” sorusuna Efendimizin: Ya kime? (Tabii onlara uyacaksınız) buyurduğu günleri yaşamaya başladık her halde.
Anne ve baba olarak ve esnaflar olarak “… İyilik ve Allahın yasaklarından sakınma üzerinde yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allahtan korkun; çünkü Allahın cezası çetindir.” (Maide:2) Ayetini hatırlayalım. Çoluk çocuğumuza ve halkımıza sahip çıkalım. Onları günaha götürecek alış verişler yapmayalım. Ne yapalım? En azından evimizde basit eğlenceler de mi düzenlemeyelim? Boş boş mu oturalım? Sorularının cevabı biz müslümanız yılbaşından bir gün önce nasıl davranıyorsak yılbaşı günü de sonraki gün de öyle olmalı, müslümanca davranmalıyız. Esnaflar olarak da dükkanlarımızın camlarını papaz resimleriyle süslememeli yanlışın teşvikçisi olmamalıyız.
“… Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet eder...” (Bakara:221)
