Tabiki Büyükler Bilir!

Yazar: 
Abdullah Gülcemal
Köşe: 
Lâ havle

 

Biz böyle değildik… Bize bir şeyler oldu…Bize bir şeyler oldu… Şairin dediği gibi;

“Bize bir nazar oldu.
Cumamız Pazar oldu.
Bize ne oldu ise
Hep azar azar oldu”
Biz böyle değildik. Bizi biz yapan değerlerimiz vardı. Unuttuk onları.. veya unutturdular.. Neyi kaybettiğimizin bile farkında değil çoğumuz. Neyi arıyoruz? Niçin arıyoruz? Neyi kaybettiğimizin farkında olmayan, bulduğunu anlıya bilir mi?
Neleri kaybettiğimizin fihristini yazacak olsak, ofset matbaaların kağıt ihtiyacını karşılayamayız.
Her şeyi hoyratça harcadık….İsraf inancımız da “haram” dı.
Oysa biz, çok müsrif bir toplum olduk… İnadına bir israf yarışına girdik.
Neleri israf etmedik!
En başta insan israfı...

Milli kaynakların israfı… Ekmek israfı, suyun israfı… Enerji israfı.. ilaç israfı...
Bir daha kazanılması mümkün olmayan zaman israfı…
Bunca israfın sorumluları kim?
Bu soruyu kime soracağız?
Sorumluluk taşıyanlar, birazcık ta vicdan ve adalet duygusu taşıyorlar mı acaba?
Cevapsız kalacak bir çok soru var!
Cevapsız kalacak sorular sorma diyor şair.. ve haklı olarak gerekçe sinide açıklıyor;
“Sorma cevapsız kalan bir sürü soru vardır.
Hayduttan dost tutanın aklından zoru vardır.
Bir kulaktan giren söz, çıkar diğer kulaktan,
Çünkü, adam şeklinden bir sürü borç vardır.”
Demek ki;
Bazen soru cevaba, cevap soruya döner.
Yivi seti kalmamış adam boruya döner.
Öyleyse, sözü de israf etmeyelim,
Yalnız gerçek olan bir şey var ki;
Eğer israf, sermaye olsaydı;
Dünya da, bütçe açığı kapanmış, ihracatı artmış, kişi başına milli geliri en yüksek ülke biz olurduk.
Zaman israfı dedik ya, diğer yıllarda olduğu gibi, 2009 yılını da israf ile uğurluyoruz.
Ocak, Şubat derken geldi Aralık.
Ne maşalar gördük iki paralık.
Onun için 2009 yılının son ayında, son sözü bizim adımıza Kahraman Maraşın asil evladı KARAKOÇ söylesin.
RÖPORTAJ
“Yalan dolan ile devran sürmeyi,
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Milletin başına çorap örmeyi,
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey,
Hazineden para çalmak nasıl şey,
Terlemeden zengin olmak nasıl şey,
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Erken palazlanıp erken ötmeyi
Değirmenler kurup baş öğütmeyi
Hele meydan meydan adam gütmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Anlamayız kopya nedir, asıl ne
Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne
Üçkağıtta erkân nedir, usul ne
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Viski, votka çekip keyif çatmayı
Dansöz kucağında stres atmayı
Milleti bölmeyi, vatan satmayı
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Kaç tür hokkabazlık, kâhinlik varsa
Kaç şeytanlık varsa, kaç cinlik varsa
Dünyada ne hile, ne hinlik varsa
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Namussuzluk yapın derler... Yaparız
El uzatır öpün derler... Öperiz
Put gösterir tapın derler... Taparız
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Seyrettikçe ana-baba filmini
Hissederiz baskısını, zulmünü
Lisansüstü maskaralık ilmini
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Âdettir gerekmez mâluma ilâm
Taklide günaydın, asıla selâm
Ne ki hınzırlık var hâsılıkelâm
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.”
Benim canım memleketim. Ne verimli toprakları var… Her bölgesi ayrı bir güzellikte..
Dört mevsimde yetişir, bin bir türlü zerzevat.
Her birinde ayrı renk, her birinde ayrı tat.
Bu zerzevatın içinde, ama en makbul olanı, çağdaş hıyarlarıdır.
Ayların Eylülü var, Mayısı var, martı var,
Çağdaş hıyar olmanın bir çok özel şartı var…
İnsan merak ediyor işte… Isparta’da gül, Kayseri’de pastırma-sucuk, Amasya’da elma, Anamur’da muz, Aydın’da incir festivalleri yapılırken, bu kadar çağdaş hıyar bolluğuna rağmen niçin memleket de bir cacık festivali yapılmaz?
Bizimki bir teklif….
Hıyarname yi okuduktan sonra böyüklerimiz karar verirse, festival hazırlıklarına başlamak boynumuzun borcu olsun.
HIYARNAME
 
“Belli vazifesini yapmış Bostancı başı
Sabahleyin baktım ki hıyarla dolmuş çarşı
 
Dizilmiş tablalara uzunu ve kısası
Kurmuşlar hal içinde maruf hıyar masası
 
Hıyar deyip geçmeyin, şifadır çok maraza
Koklatırsınız kurda, yedirirsiniz kaza
 
Hıyarın pörsümüşü çobana azık olur
Tazesi, endamlısı çadıra kazık olur
 
Hıyarın çaparı var, beyazı, langası var
Pazarlarda bölüğü, bakkalda mangası var
 
Al küçüğü turşu kur, büyüğü salata yap
Kırk dört santimliğini kamyona balata yap
 
Memleket baştan başa hıyar tarlası gardaş
Bu toprakta yetişir hıyarın hası gardaş
 
Seyreyle hıyarları sabahın seherinde
Altmış okka vitamin dans eder beherinde
 
Seracı hıyarları cılız ve kısa olur
Medya suyu verince topala asa olur
 
Hıyarın kıymetini bilmemek nankörlüktür
Halka hıyar dağıtmak en büyük bonkörlüktür
 
Çiçeği burnundası makbulmüş bir zamanlar
Hıyardaki hassayı bostancıbaşı anlar
 
Derler ki, hıyar taze, hıyar ucuz olmalı
Hıyar seven adamda beş çuval tuz olmalı
 
Nerde konuşan hıyar, nerde yürüyen hıyar
Peşinden milyonlarca dâhi sürüyen hıyar
 
Gün gelecek hepsini göreceksiniz elbet
Her hıyara statü vereceksiniz elbet
 
Belâgatı yükselir hıyar yiyen adamın
Ruhuna revnak gelir hıyar yiyen madamın
 
Günümüz hıyar kesme, hıyar soyma günüdür
Vatan-millet aşkıyla hıyar oyma günüdür
 
Kral sofralarına lâyık olmalı hıyar
Siyaset denizinde kayık olmalı hıyar
 
Kalkınacak bir ülke hıyar ihraç etmeli
Yetişmiş hıyarları başına taç etmeli
 
Hıyar seminerleri yapmalıyız durmadan
Kuru hıyar evlâdır baldan ve kavurmadan
 
Bırakın çağdaşlığı, bırakın sağı-solu
Toprağımız mümbittir, her taraf hıyar dolu
 
Çıktık açık alınla hıyarlar bostanından
Alınmasın kelekler bu hıyar destanından
 
Selâm olsun tablada, dalda yatan hıyara
Selâm olsun alkışa göbek atan hıyara
 
Selâm olsun toprağa ve suya ve gübreye
Helâl olsun besteye, helâl olsun güfteye
 
Tazelendi bilcümle hıyarların şerefi
Ne mutluluk bizlere, tutturduysak hedefi.”(A.K.)

hazırlıklarına başlamak boynumuzun borcu olsun.