Yusuf İle Züleyha
Divan edebiyatında birçok şairin mesnevilerine de konu olan bir aşk öyküsü. Yüce Rabbimizin nefisle mücadelenin nasıl olması gerektiğini en ince detaylarına kadar anlattığı Yusuf suresine Kuran-ı Kerim´de "Kıssaların en güzeli "diye isim verilmiştir. Yusuf sûresinde 98 âyet (4-101 arası), Yusuf Peygamber´in ibretli hayat hikâyesinden söz eder.
Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Mum ile Pervane gibi bir çok aşk hikayesinden farklı olarak Kurân'da işlenmiş olması Yusuf ile Züleyha kıssasını diğerlerinden üstün kılmaktadır. Bu hüzün dolu, aşk dolu, ihtiras dolu kıssanın bir diğer yönü hikayeden öte, gerçeğin ta kendisi olmasıdır. Yusuf (as.)'un peygamberlik sınavıdır. Ne mubarek bir aşktır! Bundan öte aşk, bundan öte çile olur mu!?
En güzel hikaye, en derin aşk, en yakıcı hasret... İnsanoğluna bahşedilen tüm duyguların armonisi... Billur şişelerde saklı mana, efsaneyle gerçeğin kaynaşması... Kutsal kitapta yer bulan kutsi aşk...Yusuf ile Züleyha. Önceden duymamış olmanızın mümkün olmayacağını düşündüğüm bu müthiş hikayeyi, bir de Nazan Bekiroğlu’nun kaleminden okumanızda fayda vardır diye düşünüyorum...
Buna göre Yusuf Peygamber´in on bir erkek kardeşi vardır. Olağanüstü bir güzelliğe sahip olan HzYusuf, babası tarafından çok sevilmektedir. Onu kıskanan kardeşleri gezinti için kıra götürürler ve kuyuya atarlar. Hz. Yusuf’u öldürme planı yaparlarken babalarına ne söyleyeceklerini bir türlü akıl edemezler. Yusuf’u kırda gezdirmek istediklerini Yakub(as.)’a söylediklerinde babaları “Onunla ilgilenmezsiniz de kurt yer.” diyerek onlara ipucu vermiştir. Daha sonra babalarına kanlı elbiselerini gösterip, onu kurdun yediğini söylerler. Tefsirin beyanına göre Yakub (as.) Yusuf’u Allaha emanet etmediği için 30 yıl hasretini çekmiş ve muhabbetinden gözleri ama olmuştu.
Muhabbet, olgunlaşma yolunda vazgeçilmez mihenk taşıdır. Kaliteli insan olma yolunda ilim, sabır, adalet ve hizmet gibi mefhumlar ne kadar önemliyse, muhabbet de bunlardan kopmayacak derecede önemlidir. Muhabbet yoksa sevgi yoktur, aşk yoktur, hizmet yoktur. Onun içindir ki muhabbet kamil insanın asla vazgeçemeyeceği olmazsa olmazıdır.
Yakup (a.s)’da Yusuf’un bir cazibesi vardı. Bundan dolayı Yusuf’un gömleğinin kokusu O’na çok uzak bir yerden dahi ulaştı. Gömleği taşıyan kardeşi ise o kokuyu duymaktan mahrum idi. Çünkü Yusuf’un gömleği kardeşinin elinde, esirci elinde bulunan bir mutena cariye gibiydi. Esircinin nefsi için değildi, satıcıdan başkasına aitti. Çünkü Yakup (a.s)’daki muhabbet gömleği taşıyanda yoktu.
Yoldan geçen bir kervanın mensupları, su çekerken Yusuf´u bulurlar ve Mısır´da Hazine Bakanı olan Azîz´e köle olarak satarlar.
Sarayda ihtimamla yetişen HzYusuf´a Azîz´in karısı Züleyha aşık olur ve ona: “Heyte lek”, (Beri gel) dediğinde HzYusuf ona şöyle cevap verir: “Maazallah (ALLAH´a sığınırım). Efendim bana iyi baktı. Doğrusu zulüm yapanlar kurtuluşa eremez" Yüce ALLAH, o arada HzYusuf´un da Züleyha´yı arzuladığını, ancak ihlâslı bir kul olması sebebiyle Yusuf´un bu kötülük ve fuhuştan korunduğunu belirtir. Rivayete göre Yakub (as.)’ın duvara hayalinin aksettiği ve parmaklarını ısırarak: “Sakın zinaya yaklaşma!” ayetini okuduğu söylenir.
Eşinin haksız olduğunu tespit eden Azîz, olayın hiç bir şey olmamış gibi kapanmasını istemişse de, dedikodunun önü alınamamıştır. Bunun üzerine Züleyha dedikodu yapan hanımları yemeğe davet etmiş ve Yûsuf´u onların yanına çağırmıştır. Şaşkınlık içinde kalan kadınların meyve bıçakları ile ellerini kestiklerini görmüştür. Bununla, âşık olmakta haklı olduğunu göstermeye çalışan Züleyha, Yusuf´un kendisine ilgi göstermemesi üzerine onun hapse atılmasını istemiştir.
Güzel bir kadının isteklerine uymak yerine yıllarca hapiste kalmayı tercih eden Hz.Yusuf bu konuda şöyle dua etti: "Rabbim, bana göre zindan, bunların beni çağırdığı şeyden iyidir.Eğer onların düzenini benden savmazsan onlara kayarım ve câhillerden olurum." Rabbi onun duasını kabul etti ve onların düzenlerini ondan savdı.
Mısır hükümdarı bir gece rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi kuru başağın yedi yeşil başağı yuttuğunu gördü. Yorumcular bu rüyaya anlam veremediler. Bu arada zindanda bulunan Hz.Yusuf isabetli rüya yorumları ile ün yapmıştı. Kral onu, yorum için saraya çağırdı. Ancak Yusuf, Züleyha konusunda iftiraya uğradığını, bu eski davanın görülerek sonuca bağlanmasını istedi. Böylece temize çıktıktan sonra rüyanın yorumunu yapabileceğini söyledi. Gerçekten, sorguya çekilen Züleyha ve dedikoducu kadınlar doğruyu söylediler. Hz.Yusuf delillerle temize çıkınca rüyayı şöyle yorumladı:
Yedi yıl çok bolluk olacak, ondan sonra da yedi yıl kıtlık olacak. Kral, tedbir olarak ne yapmak gerektiğini sorunca Hz.Yûsuf, ekonomik ve mali işlerin başına kendisi getirildiği takdirde bu kıtlık ve darlık yıllarına çare bulabileceğini söyledi. Bu da gösteriyor ki ehil kişilerin eğer kendinden başka o işin ehli yoksa göreve talip olması gerekmektedir. Bu göreve getirilen Hz.Yusuf, ilk bolluk yıllarında halkı tasarrufa teşvik etti, tüm fazla hububatı depolara yerleştirdi. Bu arada, halk ellerindeki altın, gümüş gibi değerli eşyasını da Hz.Yusuf´un emanet depolarına teslim etmişti. Bunların eline, emanet bıraktıkları şeylerin miktar ve niteliklerini belirten makbuzlar veriliyordu. İşte bu makbuzlar J Dobretberger gibi iktisatçıların belirttiği gibi M.Ö. 1600 yıllarında Ortadoğu´da elden ele kâğıt para gibi dolaşmaya başlamıştı.
Rivayete göre Mısır Melik´i Hz.Yusuf´a taç giydirmiş, kılıç kuşatmış ve inci ile yakut işlemeli bir taht yaptırmıştır. Ancak HzYusuf son ikisini kabul etmekle birlikte, taç giymeyi kendisinin ve atalarının giydiklerinden olmadığını söyleyerek reddetmiştir Ülke kısa sürede Hz.Yusuf ´un adaletli yönetimi ile onun nüfuz ve iktidar alanına girmiştir. Züleyha:
"Heyte lek”, (Beri gel!) dediğinde, Hazreti Yusuf “Maazallah” demesini bilmiştir. Nefsine hakim olmuş, Mısır’a sultan olmuştur. İnsan bir anlık nefsine yenik düşerse kalitesini, onurunu ve haysiyetini ayaklar altına almış olur. Çok dikkatli olmak lazım. Hele hele şu ortamda…Kaliteli insan, "Her günah içinde küfre giden bir yol vardır." anlayışıyla hareket etmek zorundadır. O, beyninin bütün fakülteleriyle Allah'a müteveccih olmalı, duygu ve düşüncelerinde günaha asla yol vermemelidir. Yanlışlıkla gözüne, kulağına bir şey iliştiği zaman, hemen tevbe ve istiğfarla Rabbine yönelmeli ve:
"Allah'ım, bunu nasıl yaptım bilemiyorum! Böyle bir günah işlemekten dolayı Senden çok utanıyorum." deyip o günahtan duyduğu üzüntüyü dile getirmelidir. Öyle ki bu pişmanlıktan kaynaklanan hüzün, onun, bütün benliğini sarmalı ve kalbinin ritmini değiştirmelidir. Aksine böyle bir yakarış ve hüzünle pişmanlığın dile getirilmemesi, o günaha giden yolların açık bırakılması demektir ki şeytanın o kapıdan tekrar girmesi her zaman mümkündür.
Bu hususta yapılacak olan diğer bir şey de, işlenen günaha hiç mi hiç hayat hakkı tanınmamasıdır. Mümin, herhangi bir hata karşısında, ya bir iyilik yapmak suretiyle onu izale etmeli ya da hemen secdeye kapanıp gözyaşlarıyla o günahın kirlerinden arınmalıdır. Bunu yapma adına da hiç vakit fevt etmemelidir. Zira ecel gizlidir. Her an gelebilir. Unutulmamalıdır ki taviz, tavizi doğurur. Harama karşı tedbirli ve temkinli olunmalı ve asla taviz cihetine gidilmemelidir.
Rivayet edilir ki, Yusuf (as.) atıyla, ihtişamlı bir şekilde, yanındaki ileri gelenlerle beraber yolda giderken ihtiyar bir kadın her gün yol üzerinde bulunan bir kulübeden çıkar, bir şeyler mırıldanırmış. Yusuf (as.) yanındakilere kadının ne söylediğini sormuş. Aldığı cevap çok ilginç. Kadın o anlı şanlı Züleyha’dan başkası değilmiş ve şöyle söyleniyormuş:
“Köleyi aziz, sultanı köle eden Allah’ın şanı çok yücedir.” Nerden nereye? Çok ibret almak lazım.
Sonunda Hazine Bakanı Aziz vefat etmiş, eşi Rail, diğer adı ile Züleyha, Melik tarafından Yusuf´la evlendirilmiştir. Bir mucize olarak gençleşen Züleyha, kocası iktidarsız olduğu için kız olarak Yusuf´la gerdeğe girmiştir. Bunun üzerine Yusuf Züleyha´ya: "Bu şekilde meşru olarak evlenmemiz, senin haram olarak istediğinden daha iyi değil mi?" diyerek helal ile haram arasındaki farka dikkat çekmiştir. Züleyha´nın Yusuf´tan Efrâim ve Menşa adlarında iki oğlunun dünyaya geldiği nakledilir…
















