Sermaye

Yazar: 
Mükremin ÇELİK
Köşe: 
Genç bakış

“Zamanın değerini bilen, hayatın da anlamını öğrenmiş demektir.” Kime ait olduğunu hatırlayamadığım ve fakat çok etkileyici bir söz. Çünkü hayat zamandan ibarettir. Zamanını nasıl geçiriyorsan ya da tüketiyorsan hayatını da aynen öyle tüketiyorsun demektir. Ne yapıyorsun? sorusuna zaman geçiriyoruz cevabının verilmesi, aynı zamanda hayatı geçiriyoruz ya da hayatı boşa geçiriyoruz cümlesiyle ne kadar da paralel oluyor.
Bir seneyi daha geride bırakırken acep kiramen katibin bizim defteri nasıl doldurdu? Sorusu zihnimizi tırmalıyor. Kalp ne alemde? Manevi fırsatlar değerlendirilebildi mi? Dilimiz ne kadar hayır konuştu? Konuşurken ihlasımız ne durumdaydı? Takva sahibi olmak için gayret var mı? Bütün bu sorular daha dikkatli yaşamak için.
Hazret-i Ömer buyurur: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Büyük duruşma için hazırlık yapın. Ahiretteki hesap, ancak dünyada nefsini hesaba çekmiş olanlar için hafif ve kolay olacaktır.”

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri der ki: ”Dünyanın bir günü ahiretin bin senesinden daha hayırlıdır. Çünkü dünyanın bir gününde rıza-yı ilahiyi tahsil etmek imkanı vardır. Ahirette ise dünyadaki gibi amel-i salihler yapıp da kazanma imkanı yoktur. Orada sadece hesap vardır.” Rivayete göre İlyas aleyhisselam Azrail aleyhisselam ile karşılaşınca ürperdi. Bunun üzerine Azrail aleyhisselam: Sen bir peygambersin ya İlyas ölümden mi korktun? dedi. Bunun üzerine İlyas aleyhisselam: Hayır ölümden ürkmedim. Fakat hayatımın bittiğine üzüldüm. Çünkü hayatımı ibadetle, tebliğle geçiriyordum. Kulluktan bir lezzet alıyordum. Fakat şimdi kabirde kıyamete kadar rehin kalacağım. Onun için mahzun oldum.” dedi.
Peygamberler dahi dünya zamanını değerlendirmek hususunda bu kadar titiz, bu kadar dikkatli iken bizim zamanı boşa tüketmemiz ya da hakkıyla değerlendiremememiz ne kadar acıdır. Vakitle ilgili İlahi yemin varken, televizyon karşısında o vakti pervasızca tüketmek niye? “Hangi gündüz ki ahiri akşam olmaz.” Geçen gün elden çıkar. Tevbeden başka hiçbir şeyle telafi edilmez. Gelecek gün meçhuldür. Ona ulaşıp ulaşamayacağını bilemezsin. Öyleyse anının kıymetini bilip ve onu iyi değerlendirip ahiret sermayesine dönüştürmelisin. Yunus Emre’mizin dediği gibi: Mademki bu can tendedir. / O halde fırsat eldedir. Zamanı geçmişe üzülmekle yahut geleceği tasarlamakla heba etmek yerine, planlı ve disiplinli bir şekilde anını değerlendirmek daha güzel değil mi? Necip Fazıl üstadın dediği gibi:
“O demde ki, perdeler kalkar perdeler iner,
Azrail’e “hoş geldin” diyebilmekte hüner...”
Behlül ile Abbasi Halifesi Harun Reşid arasında geçen şu konuşma ne hikmetlidir: Behlül sorar: Ey halife sana üç sualim var;
1- Yer üstünde en fazla olan,
2- Yeraltında en fazla olan,
3- Gökyüzünde en fazla olan, nedir?
Harun Reşid şöyle der; yeryüzünde en çok olan canlılar, yeraltında en çok olan mevtalar (ölüler), gökyüzünde en çok olan da kanatlılar vesairedir. Behlül çok manidar bir nazarla der ki: -“Hayır ey halife, sen işin zahiri tarafını söyledin. Hakikatini söylemedin. Gerçek şu ki: Yeryüzünde en çok mevcut olan şey; tamahlardır, hırslardır, kıskançlıklardır ve bitmek-tükenmek bitmeyen nefsani arzulardır. Yeraltında en çok olan şey de “eyvah, vah vah” ile “keşke” lerdir. Gökyüzünde en çok mevcut olan ise Cenab-ı Hakk’a çıkan salih amellerdir.”
İstediğin kadar yaşa, nasıl olsa bir gün öleceksin! Dilediğini sev, nasıl olsa bir gün ayrılacaksın! İstediğini yap, nasıl olsa bir gün hesabını vereceksin!.. Nebevi uyarısı bizi ne kadar sarsıyor? Kurtuluşa erenler asr suresinde; iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye olarak sunulmuştur. O halde boşa geçirecek zaman var mıdır?