İlkadım'dan Kasım 2009

Yazar: 
Yrd. Doç. Dr. İlhami NALÇACIOĞLU
Köşe: 
İlkadım'dan

Kıymetli okuyucu,
Tevhid mücadelesi hak ve batıl mücadelesi demektir. Dünya kurulduktan beri yapılan mücadelelerde tevhid her zaman kazanan taraf olmuştur. Çünkü tevhid gerçeğin kendisidir. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır.
Şeytan ve yandaşlarının temelsiz, çirkin dayatmaları karşısında bazen Ashab-ı Kehf olunur, bazen de Ashab-ı Uhud. Neticede bu mücadele kıyamet sabahına kadar devam eder. Mühim olan, serçe misali İbrahim aleyhisselama su taşıyabilmektedir.
Bazen Tevhid mücadelesi içerde nefsin heva ve heveslerine karşı “lâ” diyebilmekte, bazen de “lâ” ile zalimlerin keyiflerini kaçırmakta kendini gösterir.
Habib-i Neccar’ın Cennetteki makamını görünce “Keşke kavmim bunu bilseydi!” temennisi de bir Tevhid mücadelesindeki yürek ateşinin tezahürü ve bir merhamet lisanıdır. Tam da şehit olurken “Vallahi kazandım!” diye haykıran sahabe, aynı zamanda bir tebliğ cümlesi de söylemiş ve kendisini şehit eden zatın hidayetine vesile olmuştur. Tevhid öyle bir nur ki, yansıması tebliğe ve rahmete dönüşüyor. Her şeyden geçerek varlığını, Allah Celle Celaluhû’ya feda etmek ve Rabbisinde yok olmak anlamına gelir Tevhid...
Tevhid; heva ve hevesten, makamdan, dünyadan ve dünyalıklardan, kısaca geçici olandan gerçek ve baki olana yönelmek, yüce

Kudret’in bakîliğinde fena bulmaktır.
Selam ve dua ile…
 

Yard. Doç. Dr. İlhami NALÇACIOĞLU

editor@ilkadimdergisi.net