Tebliğde Hitap Şekilleri

Yazar: 
Ahmet Hunluoğlu
Köşe: 
Kapak

Sahip olunan hayrın ve güzelliğin sahip olmayana ulaştırılması, bulunduğu yerden daha güzel bir yere varabilmesi için yapılan çağrıya tebliğ denir.
Tebliğ; Allah’ın (celle celaluhu) emirlerini kullarına duyurmaktır. Tebliğ ile beraber yaklaşık aynı anlamı taşıyan fakat farklı mana ifade eden değişik kelimeler de var. Bunları ifade ettikten sonra kimlere hangi hitapta bulunmamız gerektiğini izaha çalışacağım. İRŞAD; insanlara maslahatlarını (menfaatlerini) göstermek ve çıkarlarını anlatmaktır.
Davet: İslam’ın gerçeklerine halkı çağırmaktır.
Tavsiye: Doğruyu ve gerçeği telkin etmektir.
Nasihat: Tatlı söz, öğüt vermektir.
Tebliğ, İslam’ın en ana umdelerinden biridir. İslami hakikatten uzak veya başka bir dine mensup kişileri İslam’a çağırma esasına dayalı bir iş olduğundan; çağrı yapacağın insanın yaşayışına, fikrine, yaptığı işine ve hatta insanın inancına müdahale anlamına geldiğinden tebliğ yapacak tebliğci her yönüyle donanımlı olmalıdır. Bilgisiyle, giysisiyle, jest ve mimikleriyle, nezaket ve nezafetiyle iyi bir görüntü arzetmeli. İslam’ın vakar ve ciddiyetini muhafaza etmelidir.
Kibir, gurur,ucub gibi kötü hasletlerden uzak durmalıdır. İslami mehabeti koruyup, kollayan mütevazı bir karaktere sahip olmalı. Hepsinden öte hitap ettiği muhatabını iyi tanımalı ve ona göre davranmalıdır.

Hakikati gizlemeyen, bulunduğu konuma göre şekle girmeyen, doğru bildiğini doğru şekilde ifade edinen bir anlayışta olunmalıdır. Bu duruma örneklik teşkil edeceğine inandığım şu misali vermek istiyorum;
Numan b. Sabit (İmam-ı Azam), talebesi İmam-ı Yusuf’a vasiyetinde şöyle der: “Sultanından ilme uygun olmayan bir şey sadır olursa, kendisine itaatinin olduğunu belirterek doğrusunu söyle. Çünkü onun eli seninkinden kuvvetlidir.
Şöyle de:
Senin sultan olduğun, başkaları üzerinde hakimiyet kurduğun meselelerde sana mutiyim. Ancak sizde ilme uygun olmayan bir şeyi haber vermek durumundayım de.
Bunu sultanın yanında bir kere anarsan yeter.
Fazla söylersen sana zulmeder.
Şayet ikaz ettiğin mevzuyu, emri bil maruf, nehy-i anil münker hakkındaki ciddiyetini kavramak için tekrar yaparsa; bu defa yanına var yalnız başına, ona nasihat et.
Eğer öyle değil ehl-i bidat ise sultan da olsa münazara et (o konuda tartış). Allah’ın kitabından ve Rasulü’nün sünnetinden yanında bulunanı (bildiklerini) söyle. Kabul ederse ne ala, etmezse artık seni ondan ayırması için Allah’tan yardım dile ve ölümü an…
Üstadın ve kendisinden ilim öğrendiğin kimseler için istiğfar et. Kendin okumaya devam et. Kabirleri çok ziyaret et. Meşayıhı unutma! İyilerin tembelliği kötülerin faaliyetidir. Bütün peygamberlerin ortak mücadelesi; akıl ile vahiy arasına giren engelleri kaldırmaya yöneliktir. İnsanları hür ve özgür olmaya çağırırlar. Kaybedilen fıtrat hasletlerini kazandırmak ve hatırlatmak için çalışmışlardır.
Peygamber varisi olan tebliğciler de, bu konuya dikkat etmeli. Kime ve neye çağırdığını iyi bilmeli.”
Tebliğde hitap şekilleri:
1- Kavl-i mağruf (güzel, meşru söz.)
“… Güzel söz söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin.” (2/235)
“Allah’ın geçmişinize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları yedirin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. “ (4/5)
2- kavl-i sedit. (doğru söz)
“Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin!” (Ahzab: 70 – 71)
3- kavl-i beliğ ( tesirli, dokunaklı söz)
“Onlar (münafıklar) Allah’ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir. Onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli (beliğ) söz söyle” (Nisa:63)
4- Kavl-i leyyin (yumuşak söz, tatlı dil)
“Sen ve kardeşin birlikte ayetlerimi (firavuna) götürün. Beni anmayı ihmal etmeyin.”
“Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı. Ona, tatlı dil ile konuşun. Belki aklını başına alır veya korkar.” (Taha: 42-44)
5- Kavl-i kerim ve kavl-i meysar
Tebliğ açısından, müslüman söz disiplini açısından önemi büyük olan bu iki hitab çeşidi anne-babaya karşı söylenmesi uygun görülmüştür. Nazik, saygılı, gönül alıcı, güzel şeyleri vad edici makul şekilde özür beyan edici, kolay hazmedilir, yumuşak, teselli oranı yüksek olan sözlere muhatab olmak elbette herkesden çok anne-babanın hakkıdır. (İsra:23-24 / Lokman:14-15)
6- kavl-i müminin (müminlerin sözü)
“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasulü’ne davet edildiklerinde: “işittik ve itaat ettik” demek sadece müminlerin söyleyeceği sözdür. İşte asıl kurtuluşa erenler bunlardır.” (Nur: 51)
Anlaşılan o ki, tebliğ yapacak insan her hususta dikkatli olmakla beraber, hitab etme hususunda yumuşak, sakin ve tatlı bir üslup kullanmalı.
Aksi durum nefret ve düşmanlık doğurur. Fayda yerine zarar verir.
Tebliğci kime karşı hitab ettiğini ve neleri söylemesi gerektiğini çok iyi bilmeli. Ağzına geldiği kibi konuşmamalıdır.
Cenab-ı Hak: Müminler kendi aralarında “sedid”,
münafıklara karşı “beliğ”,
kafirlere karşı da “leyyin” misallerini vermektedir. Biz müslümanlar da tebliğ konusunda bu ilahi gerçeğe göre hareket etmeliyiz.
Tebliğde başarılı olmak için şu hususlara dikkat etmeliyiz:

  1. Konuşmada tatlı ve güzel sözü esas almak.
  2. Doğru sözü, doğru ve güzel bir biçimde söylemek.
  3. Başkalarını en güzel biçimde dinlemek.
  4. Konuşurken hiç kimseye saygısızlık etmemek, hiç kimsenin kutsalına hakaret etmemek.
  5. Kime hitap ettiğimizi bilmek.
  6. Kötülüğü iyilikle savmak.
  7. Adil ve güvenilir olmak.
  8. Sabırlı olmak, öfkemize yenik düşmemek.
  9. Alçak gönüllü olmak, asla katı ve kaba olmamak.