İslam’ı seçen CEBRAİL ve SUSAN ile mülakat “İslam ile hafifledik, sıfırdan yeni bir hayata başladık”

Yazar: 
Röportaj: Mustafa Ablak
Köşe: 
Kapak Röpörtaj

Mustafa Ablak: Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Cebrail: İsmim Peter Doha idi. Şimdi Cebrail oldu. 1970’te Kerpen’de doğdum. Hauptschule mezunuyum . Üç yıllık evliyim. Şu an işsizim ve iş arıyorum. Ailemle bir şeyler yapmak, oğlum Mikail, Kızım Mirzam ve kedim Lucky ile oynamak, çocuklarımla alış verişe gitmek hobilerimdir. Motor (Roller) sürmeyi çok seviyorum. Ev işlerine yardım etmekten, yemek yapmak, bulaşık yıkamaktan çok hoşlanırım.
Mustafa Ablak: İslam’la nasıl şereflendiniz?
Cebrail: İş arkadaşımın namaz kıldığını gördüm, merak ettim ve ne yaptığını sordum. Namazı, kılınışını, günde kaç kez namaz kılındığını bana anlattı. Merakım, araştırmayı getirdi. Okul zamanımda oluşan merak ve araştırma devam etti. Sonra Duisburg’a, şimdiki komşularımın Abdulbaki Kanza’nın yanına taşındım. Daireyi gezerken camdan baktım ve camiyi gördüm. İlk önce ne olduğunu bilmiyordum. Sonra camide ne yaptıklarını sordum. En büyük oğlu Zeli’nin evinde çay içerken (o zaman daha Hristiyandım) onlara kaç kez namaz kılındığını ve namaz kılmadan önce neler yapılması gerektiğini sordum. Onlar da cevapladılar. Namazı çok merak ettim. Namazla ilgili sorularım ve aldığım cevaplar beni Müslüman yaptı. Yani beni namaz Müslüman etti. Elhamdülillah üç senedir Müslümanım.

Müslüman olma süreci tabiî ki belli araştırmalarım düşüncelerim sonucu olgunlaştı. Araştırmam devam etti. Namus cinayetini duymuştum. Bunun üzerine komsumuza gittik ve orada en büyük oğlu Zeni’yle konuştum, oturduk çay içtik ve ben ona din hakkında sorular sordum. Mesela “ezanın ne olduğunu“ sordum. O da bana, “Hadi sen de gel.“ dedi. Birlikte camiye gittik ve onları izledim, çok etkilendim. Tüylerim diken diken oldu. Bana namaza başlamadan önce abdesti anlattı. Sonra Susen’in yanına gittim ve Müslüman olmak istediğimi açıkladım ve seninle de evlenmek istiyorum dedim.
Daha sonra komşularımızın yanına gittik ve onlara anlattık. Elhamdülillah Müslüman oldum. Ama Abdulbaki kardeşim evde değildi onu aradılar ve geldi. Gelince camiye girmeden önce yıkanmamız gerektiğini anlattı. Sonra hocaya gittik ve bizi çok güzel karşıladı. Müslüman olduğum için çok mutluyum. Bizim nikâhımızı kıydı ve sonra da kutladı. Müslüman olduğum için çok mutluyum.
İslam dini çok güzel.
Mustafa Ablak: Müslüman olmadan önce nasıl bir inanca sahiptiniz?
Cebrail: Müslüman olmadan önce Hristiyandım. Okulda kiliseye gitmeye mecburduk. Ama kiliseye gitmeyi hiç sevmiyordum. Dördüncü sınıftan sonra “ayine” de gitmemiz gerekiyordu. Daha sonra “komünyon ayinine” gittim ve bunların hiç hoşuma gitmediğini fark ettim. Büyüyünce kararımızı değiştirebileceğimizi öğrendim. Kilisenin atmosferi hiç hoşuma gitmiyordu, ruhî beraberlikleri yoktu.
İslam’da bu bambaşkadır. Herkesle kardeş gibisin. Derdini, üzüntünü, sevincini paylaşıyorsun. İstediğin her soruyu kimsenin gülmeyeceğini bilerek rahat bir şekilde sorabiliyorsun. Bir sorun olduğu zaman biri bilmese bile diğer bir kardeşimiz geliyor ve anlatmaya çalışıyor. Bence çok hoş ve rahat. Bu cemaate severek geliyorum ve dinimi değiştirdiğim için hiç pişman değilim.
Mustafa Ablak: Müslüman olduktan sonraki ilk duygularınızı anlatır mısınız?
Cebrail: Dinimi değiştirdiğim zaman kendimi kurtarılmış hissettim. Sanki yeni doğmuş gibiydim.Hafifledim. Hayatım sıfırlanmış ve ben yeni bir hayata başlamıştım. Ben bunu çok severek yaptım. Bize anlattılar ki “Müslüman olunca önceden yaşadığın her şey siliniyormuş“ ve ben de gerçekten öyle hissettim.
Ben çok mutluyum. Çok mutlu bir evliliğim de var. Çok iyi arkadaşlarım ve çoğunluğu Müslüman çok iyi komşularımız var. Ben burada çok mutluyum elhamdülillah hayatımdan çok memnunum. Allah’ım beni kabul etti ve benim kalbime o duyguyu yerleştirdi. Zaten kalbinde bir şeyler hissediyorsun. Hoca da”
Kalbinde o duyguyu hissetmezsen Müslüman olmaya hazır değilsindir.“ demişti. Elhamdülillah Müslüman oldum, isteyerek severek oldum. Biri bana da sorsa ben de öğrendiğim şekilde ona anlatırım.
Mustafa Ablak: Müslüman olduktan sonra ilk yaptığınız ibadet hangisi?
Cebrail: Almanca namaz kılmayı öğrendim ve kıldım. Yine bir işe başlamadan önce Bismillahirrahmanirrahim” diyorum. Namazı şimdilik sadece Almanca biliyor ve kılıyorum. Komşularımla birlikte öğrendim. Arapça öğreniyorum ve günde beş kez namaz kılıyorum. Camiye de gidiyorum. Herkes yardımcı oluyor. İlk namaz kıldığımda hiçbir şey bilmiyordum. Zini bana” Onun gibi yapmamı, ilk önce hareketleri öğrenmem ve anlamam gerektiğini söyledi. Bir süre sonra duaları öğrendim. Almanca Kuran’dan da açıp okuyabiliyorum. Tabi ki komşularımdan çok şeyler öğrendim.
Mustafa Ablak: İlk oruç tuttuğunda neler hissettiniz?
Cebrail: Ramazan ayında ilk defa oruç tutuğum zaman bana çok zor geldi. Çünkü alışık olmadığım bir şeydi. Çoğu kişi zaten yavaş başlamamı önerdi. Şimdi neden öyle dediklerini daha iyi anlıyorum.
Orucun sayesinde yemeğin değerini daha iyi anlıyorum. Oruç çok sosyal ibadet. Zaten sevabını da Allah verecekmiş.
Mustafa Ablak: İslam’ı kabul edip, Müslüman olmanıza çevrenizin tepkisi nasıl oldu?
Cebrail: Eski iş arkadaşlarıma anlattığım zaman tepkileri farklı oldu. Depo amirim bana” Sen delirdin mi? dedi. Sebep olarak da televizyonda duyduğu şeyleri gösterdi. Diğer is arkadaşlarım da “Ne güzel, nasıl hissediyorsun kendini” gibi normal sorular sordular. Benimle bir problemleri yoktu. Benim de onlarla bir problemim yoktu. Başka bir iş arkadaşım da vardı hocalık okumuş. Gerçi özel hayatında İslam’ı pek yaşamıyordu. Onunla çok iyi anlaşıyorduk. O da çok sevindi.
Ailemi tanıdığım kadarıyla sevindiler. Eşimin ailesi biraz sorun yasadı. Bize 11 Eylülü hatırlattılar. Ama ben, ”Benim tanıdığım insanların öyle olmadığını ve huzurla yaşamak istediklerini anlattım.” ve onlar da kabul etti.
Ama kendilerinin Hristiyan kalmak istediklerini söyledi. Müslüman olmaya ikna etmeye çalışmamamızı söylediler. Ben de onlara bizim öyle bir şey yapmayacağımızı çünkü bizi de kimsenin zorlamadığını kendi isteğimizle Müslüman olduğumuzu anlattım ve onlara söz verdim. Kuran’a yemin ettim. Öyle delilikler yapmayacağımı, bombalarla falan işimin olmayacağını, çevremin de benim gibi olduğunu ifade ettim.
Fakat Amirimin bu kadar olumsuz ve sert tepki göstermesine şaşırdım. Herkes kendi kararını kendisi verebilmeli. Yasaya göre 14 veya 16 yaşından itibaren herkes istediği dini seçebilir.
Ona bu tepkisinin yanlışlığını, Müslümanları bilmediğini, herkesi ayni kefeye koyduğunu sormadan ön yargılı davrandığını söyledim. Pozitif tepki gösterenlerle de güzel uzun süper sohbetlerimiz oldu. Molalarımızda çay kahve içerken konuştuk, beni olduğum gibi kabul ettiler. Hiç problemimiz olmadı. Onlar da bana sorular sordu. Neden böyle yaptığımı sordular. Ben de onlara size nasıl şimdi anlatıyorsam öyle anlattım. Onlara Hıristiyanların dini günün Pazar günü kilisede, bizimkinin ise Cuma günü camide olduğunu anlattım. Yine, Katoliklerde Jesus; İslam’da İsa dendiğini, ama ayni kişiden bahsedildiğini veya Cebrail ve Mikail’in melekler olduğunu, Hz. Yusuf’un peygamber olduğunu anlattım.
Onlar da bunu normal bir şekilde kabul ettiler. Hiçbiri ile hiç problemimiz olmadı. Hepsiyle iyi arkadaştık şimdi daha da iyi arkadaş olduk. Herkes birbirini olduğu gibi kabul etti.
Mustafa Ablak: Müslüman olunca hayatınızda neler değişti?
Cebrail: Benim hayatımda her şey değişti, insan olarak da değiştim. Hocanın ve komşularımın da dediği gibi “Sakin olacaksın, mantıklı düşüneceksin, mali işlerde daha başarılı olacaksın vs…
Elhamdülillah hepsi de doğru çıktı, daha sakin oldum, sağlıklı yaşamaya başladım, yemek tarzım da değişti.
Hıristiyanken domuz eti yiyordum simdi bir Müslüman olarak bu yasak. Ama benim bununla hiç bir problemim yok.
Mustafa Ablak: İbadetlerle aranız nasıl?
Cebrail: Sabahları kalkıp abdest alıyor, sonra namaz için hazırlanıyor, Kâbe’ye doğru duruyorum ve iki rekât farz ve iki rekât sünnet kılıyorum. Bitince duamı ediyorum. Sonra kahvaltımı ediyor ve diğer namaz vaktini bekliyorum. Maalesef daha Arapça namaz kılamıyorum. Camideki kardeşlerimle birlikte camide namaz kılarken hep Almanca okuyorum bu da beni biraz kızdırıyor. Yoksa başka problemim yok.
Mustafa Ablak: Müslüman olarak yaşadığınız toplumda karşılaştığınız zorluklar var mı?
Cebrail: Şu anda yok.
Mustafa Ablak: Hacca gittiniz mi?
Cebrail: Maalesef gidemedim. Allah’ın yardımıyla her şey yolunda giderse ailemle gitmek istiyorum. Oraya giderken borçsuz olmak istiyorum. Oraya tüm ailemle gitmeyi çok istiyorum. Orayı, o havayı,o ihtişamı yaşamayı çok arzu ediyorum. Dua edin de en kısa zamanda nasip olsun.
Mustafa Ablak: İnşallah... İlk namazı kıldığınızda neler hissettiniz?
Cebrail: İlk namazı arkadaşlarla birlikte kılınca kendimi çok iyi ve kurtulmuş hissettim. Çünkü Allah beni kabul etmişti. Onlarla birlikte namaz kılmak çok güzel bir duyguydu ve gurur vericiydi. Allah’ın kabul ettiği kul olmak onurunu namazda yaşıyorum.
Mustafa Ablak: Batı toplumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Toplumunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cebrail: Batı toplumları, bence 2. Dünya Savaşı’ndan beri Müslümanların sadece terör yaptıklarını düşünüyor. Daha kötüsü doğru olup olmadığını da sorgulamıyorlar. Herkesi aynı kefeye koyuyorlar. Ben bunu hiç yapmadım. Hıristiyanken de Müslümanken de yapmadım.
Neden böyle düşündüklerini ben de bilmiyorum. Bence araştırsınlar, arkadaşlarıyla ya da aileleriyle oturup konuşsunlar. Biz nasıl komşularımızdan sorup öğrendik. Onlar da sorup konuşsunlar.
Mustafa Ablak: Sizi tanıyabilir miyiz?
Susen: Benim ismim Susen, 11.09.1980 de Kreiz’de eski DDR de yani eski kominist Demokratik Almanya da doğdum. Şimdi sizinde bildiğiniz gibi iki Almanya birleşti.
1995’ ta Krefeldt’e taşındım, oradan Sonderschuleye gittim ve Hauptschul Abschlussumu yaptım ve oradan Duisburg’a taşındım. O zaman ilk kocamla evliydik. Krefeld’deki iş yerinde de Cebrail Bey ile tanıştım. Sonra biz üç sene önce İslam dinini seçtik. Hoca tarafından dini nikahla evlendirildik ve 18 ay önce ikizlerimiz Mikail ve Miriam dünyaya geldi
Mustafa Ablak: Kişisel özelikleriniz nelerdir, şahsınızla ilgili genel bir bilgi verir misiniz?
Susen: Benim kişisel özelliklerim: Korkak bir insanımdır. Başka insanlarla konuşma problemi yaşıyorum. Bunlar tanımadığım kişiler ise daha çok problem yaşıyorum. Kocam bana bu durumlarda yardımcı oluyor. Resmi dairelerde iş takip edemiyorum. Eskiden annem şimdi ise kocam yardımcı oluyor.
Mustafa Ablak: Müslüman olmadan önce, Müslümanlar ve İslam dünyası hakkında neler biliyordunuz?
Susen: Müslüman olmadan önce çok bilgim yoktu. Sadece kadınların başörtüsü taktığını görüyor ve televizyondan namus cinayetlerini duyuyordum ama inanmıyordum. Çünkü Müslümanları görüyordum çok normal kişilerdi. Onlar bu kötülükleri yapamazlardı. Cana yakın ve dostçalardı. Televizyonda gösterildiği gibi vahşice değildiler. 11 Eylül olayında da çok şeyler duyuyordum ama inanmıyordum.
Mustafa Ablak: Müslüman olmadan önce nasıl bir inanca sahiptiniz?
Susen: Annem Hrıstiyandı. Ben, DDR kominist Doğu Almanya zamanında doğduğum için vaftiz yoktu. Müslüman olmadan önce dinim de yoktu. Kiliseye hiç gitmedim. Zaten kilise beni hiç ilgilendirmiyordu.
Mustafa Ablak: İslamiyet’i nasıl seçtiniz? Bu süreci anlatır mısınız?
Susen: Televizyonda Berlin’de işlenen namus cinayetini duymuştuk ve komşularımıza gidip bu konu ve İslam hakkında soru sorabileceğimizi biliyordum. Ben o gün kocama dedim ki, ”Gidelim soralım gerçekten böyle bir şey var mı?” Sorduk ve onlar da bize anlattı ve herkesin öyle olmadığını açıkladılar. Sonra kocam komşumuzun oğlu Zini’yle camiye gitti. Ben de gittim ve orada ezanı duydum. Çok etkilendim, tüylerim diken diken oldu. O an, doğru olan bu dedim. İçim rahatladı. O anı unutamadım. Onun için Müslüman olmak istedim. Çünkü çok etkilenmiştim ve doğru inancın bu olduğu içime doğmuştu.
Mustafa Ablak: Müslüman olduktan sonra yaptığınız ilk dua ne oldu?
Susen: Anne olmak için dua ettim, ilk ettiğim dua oydu ve Allah kabul etti. İki çocuğum oldu.
Mustafa Ablak: İlk Kuran okurken neler hissettiniz? Kuranla o anki manevi ilişkiniz nasıldı?
Susen: Müslüman olmadan önce okumuştum. Zini bana hediye etmişti Almanca Kuran’dı, hala okuyorum. Kur’an anlam olarak harika. Herkes aradığını buluyor. Arapça’sını dinlerken kendimden geçiyorum. Önceden dini kitaplarla hiç ilgim yoktu. İncil’i de çok karışık olduğu için hiç okumamıştım. İlk okuduğum dini kitap Kuran’dır. Arapça’sını iyi bilmiyorum. Çünkü ben de öğrenme bozukluğu var. Öğrenmem normalden daha uzun sürüyor. Selamlaşmayı biliyorum ama söylemesinde zorlanıyorum.
Mustafa Ablak: İslam’ı kabul edip, Müslüman olmanıza aile çevrenizin tepkisi nasıl oldu?
Susen: Eski eşim biraz tepki gösterdi. En fazla kendi ailem tepki gösterdi. Çünkü televizyonda İslam hakkında hep kötü şeyler duyuyorlardı. Böyle olmadığını yavaş da olsa anlıyorlar. Başörtü taktığım için kızıyorlardı. Ama artık onlar da bu duruma alıştılar.
Mustafa Ablak: Müslüman olunca hayatınızda neler değişti?
Susen: Sokağa çıktığımda erkeklerin eskisi gibi bakmadığını gördüm. Bazen şaşırıyorlar, bazen de hayranlık ifade ediyorlardı. Almanlar neden böyle yaptığımı merak edip, dinimle ilgili birçok şey soruyorlar. Başörtüsü taktığım için bazıları tepki de gösteriyorlar. Ama bu benim dinimin emri olduğu için bu tepkileri önemsemeden başartümün arkasında duruyorum.
Mustafa Ablak: Batı toplumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? O toplumun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Susen: Batı toplumu İslam’a ön yargılı bakıyor. İslam’ı ve Müslümanları kötü vahşi ve terörle ilgili görüyor. Bence bunun medyayla ilgisi var. Çünkü televizyonda sadece teroristleri gösteriyorlar ve Kur’an’ı yanlış çeviriyorlar. Gerçek müslümanları, normal, güzel, dürüst, yardımsever hayat yaşayanları göstermiyorlar.
Mustafa Ablak: Sizce bu fikir bir gün değişir mi?
Susen: Bence değişmez. Çünkü büyük bir çoğunluk fikrini o kadar sabitlemiş ki kolay değişeceğini sanmıyorum. Ancak objektif bakanlar çoğalırsa ve Müslümanlar gerçek imajlarıyla tanınırsa değişebilir.
Mustafa Ablak: İslam dünyası ve Müslümanlarla ilgili düşünceleriniz ve tavsiyeleriniz nelerdir?
Susen: Her dinde kötü veya iyi insanlar vardır. Bu Hıristiyan veya Hindu da olabilir. Önemli olan hakikatı görebilmektir. Allah güzel ve mutlu edici emirlerini Kur’an’la göndermiş. Bize onları görmek ve yaşamak düşüyor. Kötüyü değil iyiyi görmeli örnek almalıyız.
Mustafa Ablak: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz? Son olarak ne söylemek istersiniz?
Susen: Müslüman olduğum için çok onur duyuyorum. İki güzel çocuğum ve iyi bir eşim olduğu için de çok mutluyum. Çok iyi Müslümanlar var ve ben onlardan biri olduğum için de çok gururluyum. Bana Müslümanlığı nasip ettiği için Allah’a çok şükrediyorum. Elhamdülillah.
Cebrail: Benim son sözüm ve mesajım da iyi olan Müslümanlar hep öyle kalsınlar. Onlarla tanışmayı çok isterim.
Hangi ülkeden milletten olursa olsun ve hep bir olalım, bir kalalım.