Çocuklara Allah’ı Anlatmak

Yazar: 
Öğr. Gör. Yusuf BİLAL
Köşe: 
Eğitim

 
lk çocukluk yıllarından itibaren çocukların
en çok duyduğu kelime Allah’dır.
Fıtratı gereği çocuklar Allah’ı bilme ve tanıma ile ilgili sorular sormaya başlar.
İnsanlık tarihi boyunca din duygusu insanın içinde hep varolmuştur. Bu, yaratılıştan gelen temel bir duygudur. Dünyadaki varlığını ve akıbetini ilahi bilgilerle ve inançlarıyla açıklayan insan, bir yüce yaratıcının varlığını kabul eder. Bu bilinç aynı zamanda insanın fıtratına da uygun düşer. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “yüzünü doğru olan İslam’a, insanların fıtratına uygun olan dine çevir” (Rum:30) buyurulmaktadır. Bu durum insanın dini kabullenmeye yetenekli bir tarzda yaratıldığını da ortaya koymaktadır. Konu ile ilgili Hz. İbrahim (a.s.) örneği güzel bir örnektir. Gerçekte insanın dünyadaki varlık nedeni Allah’ı bilmek, tanımak ve ona kul olabilmektir. Allah her insanın ruhuna, onu bilme gücünü yerleştirmiştir. Yaratılıştan gelen bu ihtiyaç karşılanmazsa Allah inancının boşluğu başka hiç bir şeyle doldurulamaz
Her doğan çocuk Allah’ın insanın içine yerleştirdiği bu fıtratla doğar. Ancak herkes bu fıtrata uygun yaşamaz. Hz. Peygamber (s.a.v.) “Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir. Onun bu hali konuşma çağına kadar devam eder. Sonra ebeveyni onu hıristiyan, yahudi, mecusi ya da müşrik yapar. Eğer anne babası müslüman iseler, çocuk da müslüman olur” buyurarak bu gerçeği açıklamaktadır. (Buhari, cenaiz-79)

Çocuklar yaratılış fıtratlarına uygun olarak, inanmaya meyyaldirler. Çocuklar; düşünmeden, şüphelenmeden ve itiraz etmeden inanmaya hazırdırlar. Bu durumda olan çocuk, inancı üzerinde tahlil yapamadığı gibi bilinçli bir şekilde anlama ve fikir yürütmede de bulunamaz. Çocuğun bununla ilgili soruları önyargılardan uzak, tamamen anlamaya, öğrenmeye ve inanmaya endekslidir. Bu durumda çocuk, duyduğu ve öğrendiği bilgilerin etkisinde kalır ve itiraz etmeden inanır.
Çocuklarda dini uyanışın 3-5 yaşlarında başladığı söylenebilir. Ancak çocuklardaki dini uyanış ve gelişim, zihni ve ruhi gelişimiyle doğrudan ilgilidir. Çocuklardaki dini duyguların uyanması Allah’a inanma isteğini ve ihtiyacını da beraberinde getirir. Çocukları en çok meşgul eden ve ilgilerini çeken konu Allah’dır. Bu, fıtratın getirdiği bir durum olmakla beraber, çocukların tabiatüstü kuvvet ve varlığa karşı duydukları temayülün de bir sonucudur. Bu yaştaki çocukların Allah’ı bir yetişkin gibi kavraması düşünülemez. Yapılan araştırmalarda çocukların Allah tasavvurunda ona uygun görülen mekan gökyüzüdür. Ve orada tek başına kalmaktadır. Çocukların önemli bir kısmı Allah’ı görünmez olarak kabul etmektedir. Ancak Allah yukarıda ve çok uzakta olduğu için görülmemektedir. Bu yaştaki çocuk Allah’ı insani vasıflarla tanımlar. 5-7 yaşından itibaren ise Allah’ı insanlardan ayırt etmeye başlar. Çocuk için en güçlü olan babasının herşeye gücü yetmediğini görmesi, onu Allah’ın insanlardan farklı olduğu fikrine götürmektedir. “Ona göre Allah herşeye kadir, onu her türlü koruyacak güçtedir.” 7-9 yaşlarında Allah’ın zatı ile ilgili sıfatları daha iyi kavranabilmekte, “Allah’ın nasıl olduğunu, başta kendisinin, yakınlarının ve başkalarının yaratıcısı ve hakimi oluşunu zengin bir biçimde anlayabilmektedir.” Bu yaştaki çocuklarda insanüstü bir varlık, sonsuz ve sınırsız bir güç kaynağı arayışı vardır. Eğer Allah gerçek isim ve sıfatlarıyla tanıtılırsa, ilgisi, sevgisi, doğru bir kaynağa yöneltilmiş olur. “Eğer sınırsız güç kaynağı olarak Allah bilinmezse bu defa birçok batıl ve gerçeksiz tanrı-yarı tanrı ortaya çıkacaktır.Çocuğun dünyasını süpermenler, rambolar, uzaylılar dolduracaktır.”
İlk çocukluk yıllarından itibaren çocukların en çok duyduğu kelime Allah’dır. Fıtratı gereği çocuklar Allah’ı bilme ve tanıma ile ilgili sorular sormaya başlar. Çocuklar 3 yaşından itibaren Allah ile ilgili sorular sormaya başlar. Ebeveynler çocuklarına Allah’ı, onların sordukları bu soruları cevaplayarak anlatma yolunu seçerler. Bu doğru bir yöntemdir. Çünkü çocuklar, soruları, düşünce dünyalarında olgunlaştırıp sorarlar. Yani merak duygusu ve öğrenme isteği sorduğu soruyla ilgilidir. Dolayısıyla sorular cevaplandıkça çocuğun kafasındaki Allah inancı ve Ahiret inancı pekişecek ve bu alt yapı çocuğun yetişkin olduktan sonraki inançlarına ve değer yargılarına etki edecektir.
Anne ve babalar çocukların sorularına mutlaka cevap vermelidir. Cevabı bilinmeyen sorulara ise araştırıp cevap verilmelidir. Yetişkinler için anlamsız olan bazı sorular çocuklar için anlamlı ve önemli olabilir. Bundan dolayı sorular cevaplanmalı ancak çocuğun anlamlar, kavramlar dünyasına uygun , onun seviyesine inerek verilmelidir. Çocuklar bu soruları sorarken önyargısızdırlar. Gerçekten bilmek istedikleri ve cevabını merak ettikleri için sormuşlardır. Bu gerçek dikkate alınmalıdır.
7 yaşına kadar çocuklarda soyut kavram anlayışı gelişmediği için yaratıcıyı insan şeklinde sanırlar. Çocukların buna ilişkin soruları karşısında sabırla ve hoşgörüyle kısa ve sade cevaplar vererek hareket edilmelidir. Genel olarak çocukların bu türden soruların şu şekilde cevaplar verilebilir:
Allah nerededir sorusuna, “Allah çok güçlüdür, istediği zaman istediği yerde olabilir”
Allah ne kadar büyüktür sorusuna, “Ondan daha büyük bir şey yoktur. O, en büyüktür”
Allah neye benziyor sorusuna da “Hiçbir şeye benzemez. Çünkü herşey onun yarattığı varlıklardır.Allah yarattığı varlıklara benzemez. Ama onu merak etmen güzel. İnşaallah iyi bir insan olur ve cennete gidersek onu orada görebiliriz” şeklinde cevaplar verilebilir. Çocukların sorularına sadece sorduğu soruyla sınırlı cevaplar verilmelidir.
Sorunun nedeni ve kaynağı soru kadar önemlidir. Bazen sorunun nedeni bilinmeden verilen cevaplar olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bununla ilgili şu örnek güzel bir örnektir:
“Beş yaşındaki Burak’ın yeni bir kardeşi olmuş. Bütün dikkat, ilgi ve sevgi bu yeni kardeşe odaklanmış. Üstelik de evdeki herkes Burak’a kardeşine iyi davranması ve onu mutlaka sevmesi hususunda tavsiyede bulunuyormuş. Halbuki Burak, durumu bir türlü hazmedememektedir. Çünkü, hem kendisi bir numaralı sevgi ve ilgi odağı olmaktan çıkmış, hem de çok sevdiği annesini bir başkasıyla paylaşmak zorunda kalmıştı. Bu duruma çok üzülür ve içerler. Ve bu kızgınlıkla da babasına sorar:
-Kim verdi bize bu bebeği?
Babası, sorunun arka planını bilmediği için hemen cevap verir:
-Bu bebeği bize Allah verdi.
5 yaşındaki Burak’a göre, bu cevap, kendisini huzursuz ve mutsuz eden kaynağı haber vermektedir. Demek ki, kendisini kaygılandıran, canını sıkan ve öfkelendiren bu işi, Allah yaptı. Şimdi bu düşüncenin sahibi olan Burak’a Allah’ı nasıl sevdireceksiniz?”
Çocuklara Allah’ı duyurmalı ve sevdirilmelidir. Bunun için ninni, şarkı, türkü ve ilahilerden faydalanılabilir. Müzik çocuğun iç dünyasını etkileyen bir özelliğe sahiptir. Böylece çocuğun iç dünyasında Allah sevgisinin oluşmasına katkı sağlanabilir.
Çocuklara din eğitimi verirken çoğu aileler farkında olmadan korku objesini kullanırlar. Anne çocuğuna, yaramazlık yaptığı zaman Allah’ın onu cehennemde yakacağını söylese, Allah annelerini üzen çocukları sevmez, cehenneminde yakar diye korkutsa, çocuk bunun gerçekleşeceğini zannederek paniğe kapılır. Bu söylem çok daha ciddi sorunlara da yol açabilir. Küçük çocukları cehenneminde yakan Allah’ı hangi çocuk sever? Anne ve babaların çocuklarını cehennemle korkutmaya ve Allah’tan soğutmaya hakları yoktur. Çocuklara cehennemin kapıları kapalıdır. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Buluğa erinceye kadar çocuktan ve akıl hastasından kalem kaldırılmıştır” Çocukla Allah arasında sevgi bağı oluşturmak, Allah ile korkutarak başarılamaz. Bilakis çocuklara cenneti olan Allah ile yaklaşmak gerekir. Böylece çocuk, kendisini çok seven ve üstünlüklerle donatan yaratıcıyı severek onun yarattığı herşeyi sever. Hayata ilahi sevgi ile bakar.
Çocuklar dört yaşından sonra anne ve babalarının ibadetlerini ve bütün davranışlarını gözlemleyerek onları taklit etmeye çalışırlar. Bu durumda çocuklar kendi istekleriyle ibadet ettiklerinde takdir edilmeli ve teşvik edilmelidir. Erken yaşlarda çocuklara kazandırılan ibadet etme bilinci Allah ve Ahiret inancını da pekiştirir. Çocuklara, ibadetlerimizi Allah için yaptığımız anlatılmalı, çocukta yüce yaratıcı ile bir gönül bağı kurması sağlanmalıdır. Böylece Allah sevgisinin çocukların içine yerleşmesi bir ölçüde sağlanabilir. Allah’ın da iyi bir kul olan insanları sevdiği çocuğa her vesile ile hatırlatılmalıdır. Böylece çocuğun sevgi dünyasının merkezine Allah konulmalıdır.
Anne babanın yaptığı ibadetlerle beraber namaz sonrası ve yemek sonrası yapılan duaların da çocuklar için özel anlamları vardır. Böyle zamanlarda çocukların duaya iştirakleri sağlanmalıdır. Bu çocuklar üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allah’a yaklaştırır. Çocuk dua ederken içinden geldiği gibi düşündüklerini ve isteklerini Allah’a ifade etmesine izin verilmelidir. Ayrıca çocuğa duanın, istemenin ötesinde teşekkür etmek için de yapılabileceği anlatılmalıdır.
Çocuklarımız Rabbimizin bize emanetleridir. Doğumlarına ve yetişmelerine vesile olduğumuz çocuklarımızın, hem neslimizin devamı, hem iyi bir kul, hem de Rasulullah’a (s.a.v.) iyi bir ümmet olabilmeleri yönüyle çok dikkatli, özenli ve sünnetullaha uygun bir şekilde yetiştirilmeleri gerekir. Her geçen gün daha da yozlaşan, dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşılan bir zamanda yaşıyoruz. Çocuklarımızın Allah’ı tanımaları ve sevmeleri, iyi bir insan iyi bir kul alabilmelerinin temel şartıdır. Bu konudaki sorumluluk da biz anne ve babalara düşmektedir. Rabbim emanetlerimiz, bizim ve tüm ümmetin akibetini hayr etsin. Selam ve dua ile.
KAYNAKLAR:
1- Allah’ı Nasıl Anlamalı? Çocuklarımıza Nasıl Anlatmalı?, Vehbi VAKKASOĞLU, Sevgi Yayınları, İstanbul 2006.
2- Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatalım, Mehmet Emin AY, Timaş Yayınları, İstanbul 1998.
3- İslamda Çocuk, İbn Kayyım El-Cezviyye, Tercüme: Mahmut Kısa, Esra Yayınları.
4- Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, İbrahim CANAN, Tuğra Yayınları, İstanbul.