M. Es’ad Erbilî (k.s) Hazrete İthafen

Yazar: 
Mehmet İlalan
Köşe: 
Şiir

 

Od, âteş olmuş ki, âteş-i sûzan
Ateş dâhi dayanmaz bu âteşe bir lahza, bir an
Mekke âteş, Tâif âteş, Yesrib âteş
Pir-i Üstad buyurmuş, Âlemdeki zerre âteş
Dost’a serîn olan, od; dâhi âteş
Hicrân yakar gönülü, Hümeyrâ’yı yakan âteş
Her şey, nârdan cem olmuş, kordur ki eş
Bülbül yanar sevdâ ateşinde, gülzâr da âteş
Aşka iman, elde şimdi kor âteş
Dosttan atılan gül; Hallac’ı, yakan ki, aşk-ı âteş
Dürülmüş defter, sahifesi âteş

Yürütülen dağın yolu âteş, Şems; kor gül âteş
Söz ki, bir âteş, sükût dahi âteş
Od, sâde dilde değil, Rabb’in beyti kalp de âteş
Vatan vîrân, sıla gurbet, külli âteş
Tesbih âteş, kitap âteş, kılıçlar bile âteş
Suyu tutan bulut âteş, Arz âteş
Dağı kızdıran âteş, dağlanan yürekler âteş
Tûfanda bahar, Nuh’da tûfan âteş
Humeyrâ günahsız, değil mi seni yutan âteş
Yârden gül mendil, kor kalbde gül âteş
Yâr yâren, âşık mâşuk; Ferhad âteş, dağlar âteş
Ceylan gözler, vahyeden sözler âteş
Ol’ razıysan; âteşte yanmaya râzı, Cennet âteş
Gel ey sevgili, aşta sevdâ; âteş
Karanlıklar aydınlığa çıkmazdan, şafak âteş
Yâr yârene vardığında, vuslat âteş
Namazım, kulluğum, hayatım ve mamâtım âteş
Taş, âb-ı hayat, dosttan bir gül âteş
Kabir âteş, sırat âteş, mîzân âteş, hesâb âteş
Gül alırlar, gül satarlar, gül âteş
Mecnun’da Leylâ, Leylâ’dan Mevlâ’ya vuslat âteş
Ana âteş, ata, gardaş da âteş
Âlem ve eşyâ, Arş ve Sidret’ül Müntehâ âteş
Bir selâm, bir fasıl, bir kelâm âteş
Âteşten gayrı ne varsa söyle, her şey; “od” âteş
Tefekkür-ü mevt eyledik, turâb âteş
Âteşe rabıta kıldık, âteşten gayrı bulmadık
Kılsın artık Dost, aşkı ol’ âşikâr
Aşkta hâfî aşk, Havâss’a âyân ki; âteş-i âteş
Köleyken sultanlığa Yûsuf gibi
Gönül sarayında saltanat imiş yalnız; âteş
Darağacında bitse de, dâvâmız
Sağ yed’imizde güneş sol yed’imizde ay; âteş
Dur ey sevgili, bir soluklanalım
Şark’ta doğarken Şems; âteş Garb’ta batarken âteş
Âteş: ilk nefes aldın ve son nefes
Refîk-i Âlâ’ya derken, şehâdet parmağı âteş
Levh-i mahfuz’ Kalem; misâli âteş
Meşâyih-i zevîl ihtirâm hazrât’den, bir sayhâ;
“Allah’u nur’us’ semâvât’i vel ard”
Âteş ki; nûr’un alâ nûr; nûrda nûr, nûr ki âteş
Âteşten dem vurduk dost meclisinde
Siz, yiyemezsiniz dediler, rıza lokmasından
Ol’ “rızâ” ateşten gayrı değilmiş
Kana kan âteşten içtik, yandık elhamdülillah
Kamer’i Şems’e, Arş’a; âşık eden âteş
Bilir pervâne yanacağını, çeken aşk-ı âteş
Meğer varmak için o vuslata, yanmak gerekse
Yak o zaman Sevgili olayım fenâ’fil âteş

ÂTEŞ-İ SÛZAN