Söz Üstüne Birkaç Söz
Söz: üç harften oluşan, tek hecelik bir kelime…
Söz: konuşma kabiliyetine sahip olan insanların arasında bir iletişim aracı…
Söz: bütün hayatımızı kuşatan bir atmosfer…
Söz: söyleyen kişinin karak-ter ve şahsiyet şifrelerini muhataplarına bildiren formüller lûgatı...
Söz söylemek sıradan bir iş değil; belki en mühim şeydir.İnsanın mutluluğu ve felâketi, söylediği söze bağlıdır.Kem söz, geçmez akçe sahibine aittir.
Söz bazen insanı yücelere çıkartan çifte bir kanat, bazen ustasının elinde ince bir san’at, bazen de bir hattatın kaleminde hüsn-ü hat olur…
İnsan bazen sözü kendi ağzına bir kilit, bileklerine takılan bir kelepçe, ayaklarına vurulan bir pranga olarakta kullanma bedbahtlığına düşer.
İnsan; söz söylerken çok dikkatli ve uyanık olmalı…
Çünkü; sözün muhatabı insandır.
İnsan hayatta söyleyecek sözü olana kulak vermeli; söze sohbete kulak verene de söz söylemelidir.Ama öz söylemelidir.
Kulak, hep başkalarının söylediklerini dinlemek için değil, kendi ağzından çıkanı da duyması için verilmiştir insana…
Ehli hikmet demiş ki:
“Söz bilirsen hayır söyle, sözünden ibret alsınlar.
Söz bilmezsen sükût eyle, seni bir adam sansınlar”
Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya sussun.”
“Güzel bir söz, gülen bir yüz sadakadır.”
O’nun sadık dostu Hz. Ebubekir ise:
“Ne söylüyorsun, nerede söylüyorsun, kime söylüyorsun dikkat et.” diye uyarıyor.
“Her kim sözlerinin de amelinden sayıldığını bilmezse, günahı çoğalır.” buyurmuş adaletin timsali Hz. Ömer.
İlmin kapısı Hz. Ali diyor ki:
“Söz ağzından çıkana kadar o senin esirindir.Ağzından çıktıktan sonra sen onun esiri olursun.”
Sözün muhatabı insandır dedik ya…
Öyleyse, eşrefi mahlûk olan insana yakışan sözümüz olmalı.İncitmemeli insanı.
“Âlimin bin kelâmı lâ’l ü mercan incidir,
Câhilin bir kelâmı günde bin can incidir.”
Sözümüz güzel olmalı, yumuşak olmalı, tatlı olmalı. Tatlı söz söyleyen başkasından acı söz işitmez.
Şiddetli bir öfkeye karşı en tesirli ilacın, tatlı sözler olduğunu kim kabul etmez…
Tatlı sözler, tatlı yankılar meydan getirdiği için; “Söyletirler tatlı dili, kesmezler.” demiş Hüseynî…
Acı sözün acıtmadığı bir gönül yoktur dünyada…
Acı söz yenmez yutulmaz.Bırakalım çiğ insanların sofrasında kalsın acı sözleri…
Acı söz, insanı dinden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarırmış.
Tapduk Emre’nin dergâhına, odunun bile doğrusunu getiren Yûnus; Molla Kasım’dan önce kendi kendini sigaya çekerek, eğri büğrü söz söylememiş…
“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.” diye bal tadında kelâm etmiş.
Hep yumuş yıkamış söz-lerini…Tatlı söylediği için de, O’nun sözleri ayrı bir tat veriyor damağımıza…
“Söz var ki yâr eder, söz var ki yâd eder,
Sözünü bilmeyen, dâima feryâd eder.” diyen şairin öğüdü de feryâddan uzak, yâr edecek, yâd edecek sözler söylemenin arzusudur.
“İnsanın sözü hikmet, sükûtu fikret, bakışı ibret olmalı.” Sözünü söyeleyen ne hikmetli bir söz söylemiş.
Güzel söz söylemek ne kadar güzel ise de; o sözün gereğini yapmak ondan daha güzeldir…Yani sözünün eri olmak…
Elbette sözlerin en güzeli, en doğrusu Allah’ın sözüdür.
Allah’tan sonra en güzel sözleri; nur yolunun kutlu kılavuzları olan peygamberler ve O’nun dostları söylemişler…
Rabbimiz buyuruyor ki :
“Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab: 70)
“İnsanlara güzel ve iyi söz söyleyin.” (Bakara: 53)
Mevlâ ; biz kullarına, kendisinden korkarak doğru, güzel ve iyi söz söylememizi emrederken ;
“Verdiğiniz sözü (ahdi) yerine getirin, doğrusu verilen sözde sorumluluk vardır. (İsra: 34) diye, rahmetinden dolayı sorumluluğumuzu hatırlatarak, ahde vefasızlık yapmayın diyor…
Yine rahmet ve merhametin-den ötürü;
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapmayacağıunız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba sebep olur.” (Saf: 2-3 / Nahl: 91 / Ahzab: 23) buyuruyor.
Ey Rabbimiz; bizi, verdiği sözün sorumluluğunu idrâk eden ve ahde vefa gösteren kullarından eyle…
Ey Rabbimiz; yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü söyletme bize…Söylemişsek gereğini yapma hususunda bizden yardımını esirgeme ve gazabından bizi koru…
Ey Rabbimiz; Bezm-i Elest’ de verdiğimiz sözü bize unutturma!
Sen bizim Mevlâmızsın…
















