İdrisi Bitlisî ve Faaliyetleri
İdrisi Bitlisi 15. yy. ortalarında Bitlis’te dünyaya geldi. İyi bir eğitim alan İdrisi Bitlisî bölgenin âlim ve fazıl şahsiyetlerinden birisi oldu. O dönemlerde doğu bölgelerimiz bir Türk devleti olan Akkoyunlulara tâbi idi. Akkoyunlu sarayında divan kâtipliği yapan İdrisi Bitlisî, hükümdar çocuklarına lalalık vazifelerinde de bulundu. Akkoyunlu Devleti Safeviler tarafından ortadan kaldırılınca Şah İsmail, İdrisi Bitlisî’yi Tebriz’e davet etti. O ise, sapık görüşlere sahip olan Şah İsmail’in davetini reddederek Osmanlı’ya sığındı.
Osmanlı sarayında büyük itibar gören İdrisi Bitlisî II. Beyazıt’ın emriyle “Heşt Behişt” isimli Osmanlı tarihini yazmaya başladı. Farsça ve manzum olarak kaleme aldığı bu tarih kitabını otuz ay içinde tamamlayıp padişaha arz etti. Padişahın iltifatlarına ve ihsanlarına mazhar oldu. Yavuz ve Kanuni doğuyla ilgili yapacakları işlerde muhakkak İdrisi Bitlisî ile istişare ederlerdi. İdrisi Bitlisî asıl büyük hizmetini Yavuz Sultan Selim zamanında ifa etti. Yavuz’un şark politikalarında ona danışmanlık yaptı. Yavuz, doğu illerinin nizamlandırılmasını tamamen İdrisi Bitlisi’nin tasarrufuna bıraktı.
İdrisi Bitlisi, İran seferine ve Çaldıran Savaşı’na iştirak etti. Çaldıran savaşı esnasında Diyarbakır (Amid) Osmanlı’ya iltihak etmişti. Çaldıran zaferinden sonra Padişah bir müddet Tebriz’de kaldı. Yavuz’un İstanbul’a dönüşünün ardından Tebriz’e dönen Şah İsmail, Diyarbakır’ı alması için de Karahan’ı görevlendirdi. Çünkü doğunun merkezi konumunda olan Diyarbakır’ı kaybetmenin tüm Güneydoğuyu kaybetmek anlamına geleceğini biliyordu. Esasında o zaman şehir merkezinin ismi Amid idi. Diyar-ı Bekir denilince çevre illeri de dahil daha geniş bir mıntıka anlaşılıyordu. Bölgede pek çok muhkem kale vardı. Bu bölge İslam tarihinde ilk olarak Hz. Ömer döneminde fethedilmiş, Abbasi ve Emevi idarelerinden sonra Rumların eline geçmiş, Akkoyunlu devleti burayı tekrar fethetmişti. Akkoyunluları ortadan kaldıran Şah İsmail buraya hakim olmuştu. Esasında bölgedeki sünni kürtler, aynı mezhebe tabi oldukları Osmanlı idaresinde olmayı arzu ediyorlardı. Fakat Şah İsmail’in kan dökücülüğünden de çekiniyorlardı. Tebriz’e dönen Şah İsmail Diyarbakır’ı alması için Karahan’ı görevlendirdi. Karahan, şehri tekrar ele geçirdi. Safevilerin büyük bir meydan muharebesinde hezimete uğratılması gerekiyordu. Yoksa Doğu bölgelerinde Osmanlı hakimiyetinin sağlanması zordu. İdrisi Bitlisî bu durumu padişaha arz ederek, buraya ordu gönderilmesi istedi. Böylece zaten gönlü Osmanlı’dan yana olan ahalinin de desteğiyle Safevi hakimiyetinin tamamen bertaraf edileceğini ifade etti. Bunun üzerine Yavuz, Erzincan Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa’yı Amid’e gönderdi. İdrisi Bitlisî de 10.000 kadar gönüllü kürtle beraber Mehmet Paşa’nın ordusuna katıldı. Şah İsmail’in komutanı Karahan, bu orduyla çarpışmayı göze alamayıp şehri terk etti. Mardin’e çekildi. Mardin’de kendisine takviye güçler sağladı. Diyarbakır’ı Safevi hakimiyetinden kurtaran Bıyıklı Mehmet Paşa Mardin’e yönelip Karahan’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Karahan da bu çarpışmada öldü. İdrisi Bitlisî, İslam birliğinin Osmanlı çatısı altında sağlanmasını arzu ediyordu. Onun bu niyet ve samimi gayretleri neticesinde doğu ve güneydoğuda bulunan 25 kadar şehir sulhen Osmanlı’ya ilhak oldu. Belki bu samimi niyetlerin bir bereketi olarak da bu bölgelerdeki hakimiyet kalıcı oldu. İdrisi Bitlisi’nin gayretleri neticesinde gönül rızasıyla Osmanlı’ya katılan o zamanki önemli yerleşim merkezlerinin bazıları şunlardır: Malatya, Urfa, Besni, Ergani, Harput(Elazığ), Divriği, Siverek, Urumiye, İtak, İmadiye, Cizre , Eğil, Bitlis, Hizan, Garzan, Palu, Siirt, Silvan, Suran, Çemişkezek, Sasun, Çapakçur, Sincar , Çermik, Hızo, Zerik, Mafarkın, Nusaybin, Dârâ.
İslam birliği için samimi bir şekilde gayret eden İdris’i Bitlisî’ye Yavuz son derece güvenmiş, ona üzeri tuğralı boş kağıtlar göndermiştir. Bunları kendisi adına doldurarak bölgede dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi vermiştir. Merkezi Diyarbakır olan Arap ve Acem kazaskerliği vazifesini yürüten İdrisi Bitlisî, padişahın sonsuz güvenine rağmen bölge için yaptığı her düzenlemede ve her atamada yine padişahla istişare etmiştir.
Mısır seferine de katılan İdrisi Bitlisi, Mercidabık ile Ridaniye Savaşları için yazdığı fetihnamelerden başka bölgenin idaresi için ortaya koyduğu fikirlerle, yine önemli hizmetler icra etmiştir.
İdrisi Bitlisi güzel ve tesirli konuşan, siyasetin inceliklerini bilen, iyi huylu ve sûfî meşrep bir zât idi. İbrahim Gülşenî de dahil olmak üzere pek çok Allah dostuna hizmet etmiş, tasavvuf terbiyesi almıştı. Dindar, samimi ve hayırsever birisi idi. Ömrünün son yıllarını İstanbul’da ilmî çalışmalarla geçiren İdrisi Bitlisi’nin 30’a yakın eseri vardır. 1520 yılında 70 yaşlarında iken vefat etmiştir. Kabri Eyüp semtinde hanımı Zeynep Hatun’un yaptırdığı mescidin civarında, İdris köşkü ve çeşmesi denilen yerdedir.
BUGÜN İÇİN ALINACAK DERSLER
Ateist olan yahut da Zeydîlik gibi sapık mezheplere tâbi olan bugünkü teröristlerin tarihteki karşılığı sapık Safevi devletidir. Bölücülük yapan teröristlere ve onları siyasi olarak destekleyenlere karşı Yavuz gibi sert olunmalıdır. Çünkü bölgedeki halk bunlarında kan dökücülüğünden çekinmektedir. Devletimiz ve ordumuz halkla ve halkın inançlarıyla barışık olmalı, geçmişte yapılan hataları telafi etmelidir. Demokratik açılımı da bu manada düşünmek gerekir. Devletin vatandaşına müşfik bir baba konumunda olduğunu vatandaş, bütün hücrelerine kadar hissettmelidir. Bölge halkı ehli sünnettir. Devletimiz, bölgedeki devletini seven samimi âlimlerle, şeyhlerle ve aşiret reisleri ile irtibatlı olmalı, onlarla istişareler etmeli, halkın birlik ve dirliği için onların da desteğini almalıdır. İdrisi Bitlisi, hem kendisinin kürt olması hem bölgeyi ve bölge insanlarını iyi tanıması sebebiyle çok isabetli kararlar almıştır. Yaptığı atamalarda ve düzenlemelerde isabet etmesinin sebebi bölgeyi tanıması ve bölge insanıyla sağlıklı iletişim kurabilmesidir. Yine kendisinin yumuşak huylu bir âlim olması, tesirli konuşması, siyasetin inceliklerini bilmesi ve herşeyden önce samimi bir müslüman olması bölgedeki aşiret liderleri üzerinde büyük etki ve ikna gücü meydana getirmiştir. Bütün bölge barış yoluyla Osmanlıya dahil olmuş ve tarih boyunca da bölgede barış hakim olmuştur. Bugün gölgelenmeye çalışılan barışın tekrar ve daha mükemmel bir şekilde tesis edilmesi için Osmanlı’nın bölge siyasetinden ve yaptığı düzenlemelerden de istifade edilmelidir.
HATIRLATMALAR
6 Ekim 1923 İstanbul’un Kurtuluşu
8-14 Ekim Aile Haftası
10 Ekim 680 Kerbela Vak’ası ve Hz. Hüseyin’in Şehâdeti
12 Ekim 1971 Ömer Nasuhi Bilmen’in Vefatı
14 Ekim Lokman Hakîm’i Anma Günü (Tarsus)
15 Ekim Türkiye Âşıklar Bayramı
16 Ekim 1628 Aziz Mahmud Hüdayî’nin Vefatı
20 Ekim Ağaç Dikme Zamanı
21 Ekim Bağ Bozumu Zamanı
24 Ekim 1945 Birleşmiş Milletlerin Kuruluşu
29 Ekim 1923 Cumhuriyetin İlanı
30 Ekim 1918 Mondros Mütâkeresi
