Sevgi Pınarı

Yazar: 
İbrahim Çiftçi
Köşe: 
Kapak Dosyası

 
      Kelimeler vardır, anlamları bile bilinmez, hatırlanmaz, sözlüklerden bulunur. Kelimeler vardır, dillerdedir. Ağızlarda sakız gibidir. Çok duyulur çok bilinir ama anlam değerini yitirmiştir. Onun değerini ehli bilir. AŞK bu kelimelerden biridir. Ağızlarda sakız ama kullananın değeriyle anlam kaybına uğramıştır. Derinliğini kaybetmiştir.
      Sevgi de öyle. Küçükten büyüğe, kültürlüden cahile, erkekten kadına… Herkes “sevgi” diyor, “sevmek” ten bahsediyor.Ama kelimenin anlamına anlam derinliğine dikkat etmeden. Peki nedir “sevgi?”
       Sevgi bir insanî duygu. O insanî özelliklerin göstergesi. Yaratıcımız, kendi özelliklerinden, sıfatlarından çok az veya çok çok az vermiştir. Allah’ın “ merhamet” oranlamasına bakıldığında bu “çok çok az”ın anlamı daha iyi anlaşılır. “çok çok az”la melekleşebilen “eşref-i mahlûkat” olan bir varlık. Olmayınca “belhüm edallum” olan bir varlık insan.

       Genel ifadelerin –Her işin başı sevgi gibi- dışına çıktığımız zaman,sevginin neler yapabileceğini,neler yaptıklarına bakarak söylemek mümkün. Müslümanların tarihte hep güzel işlerin bulucusu, uygulayıcısı olmasının temelinde sevgi vardır. Ondandır ki medeniyetimizin adı ”Sevgi Medeniyeti” olmuştur.
        Camilerimizin, medreselerimizin, han, hamam, çeşme ve köprülerimizin... “sadaka” olarak yapımında, insana sevgi en büyük etken değil mi? Hayvanlar için yapılan barınak ve kurulan vakıflar hangi duygunun ürünü olabilir? Buraların yapımında, arsanın alımından tutun da çalışan usta ve amelelere kadar bir zorakilik, bir baskı var mı? Köle var mıdır? Kölelik sisteminden yararlanma var mıdır? Yoktur. Çünkü, Allah’tan yüklendikleri emanet İslam’ın kendisi ” kini, nefreti” yasaklıyor. Onun yeryüzündeki tebliğcisi nefret ettirmek için değil “sevdirmek” için gelmiştir. Sevmenin niteliği de belli, sınırları da.
         Allah mutlak güzeldir ve güzel olanı sever. Allah mutlak güzel olduğuna göre O da sevilmelidir. Sevgilerin en büyüğü de O’nadır. Habîbi sevilmelidir, Allah sevdiği için yarattıkları sevilmelidir “Sevgili Allah” yarattığı için.        
         Kainatın yaratılışında, insanın var edilişinde, Efendimiz (aleyhisselam)’in yeryüzüne teşrifinde hep sevgi yok mudur? Sevgi insanın en önemli farklılığı değil mi? İnsanda “sevgi” diğer varlıklarda “beğenme”ön plandadır. Allah evreni sevsin, korusun, Rabbi’ni bilsin
diye insanın emrine “musahhar” kıldı.
         İşte sevgi, işte evren, işte insan, işte Efendimiz işte Rab. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” “BEL”(evet) sen bizim Rabbimizsin.Öyleyse sizin kalbinize en güzel duyguyu “sevgi”yi nakşediyorum. Sevin sevdiklerimi. Beni sevin ki kalbinizde kin, nefret, kötülük, yanlış…yer bulamasın, öyle büyük olsun sevginiz. Hep sevgili ile olmanın hazzını yaşayın ki ne etrafınıza, ne kendinize kötülük edemeyin. Onun için “Ben hiçbir yere sığmam, ama sizin kalbinize sığarım.
          Seven kötülük edebilir mi sevdiğine? Edemez. Sevgide beğeni de, beğenmemezlik de yoktur. “Şu kara kuru kız mı sevdiğin?”sorusuna “Ona bir de benim gözümle bak” diyen Mecnûn’un sevgisi eşsiz bir örnektir. Leyla’yı seviyorsan her şeyini –zalim babasını, kurnaz akrabasını, acımasız aşiretini, köyünü, köyünün taşını, toprağını, ceylanını, güvercinini…-sev. Sev ki mükemmel ol.
          Burnu akan bebeğinin sümüğünü eliyle siliveren; altını batırmış ufaklığı tiksinmeden hem de sevgi dolu bakışlarla temizleyen annenin yaptığını sevgiden başka ne yaptırır? Muhtaç anneyi babayı tertemiz eden, yediren, içiren öpen seven evlada bunları yaptıran da sevgi değil mi? 15-20 sene çocuk büyütmenin tarifsiz sıkıntılarına sabreden ebeveynlere bunu yaptıran
herhalde sadece neslin devamı olmasa gerek. Tüm bunların ateşleyicisi: SEVGİ 
         Sonuç: Sevgi toplumu, sevgi medeniyeti. “Zerrelerden güneşe her şey sevilmeli.” temel esasındandır sevginin medeniyetimize ad olması.
          Sevgisizlik savaştır. Sevgisizlik yok ediştir. 1 Mayıs’ta gülleri, laleleri hırsla ezen genç kız yok edişi temsil ediyor. Batı uygarlığı “yok etmek” için üretiyor. ”Yok edici” robotlar gibi insanlar yetiştiriyor. “Sevgi Medeniyeti”mizi tekrar kurmalıyız. Çünkü, kendini seven, etrafını seven, evreni seven, Rabbi’ni seven insan kötülük yapamaz. Eğer şimdilerde bir yok ediş varsa, sevginin yok edilişindendir. Toplumdaki sevgiyi yok edip, onun yerine “parayı, çıkarı, faydalanmayı (maddeyi, pozitivizmi) koyanlar yok edişin, kinin, nefretin yolunu açtılar. Sonucu tasvire gerek var mı?
       Osmanlının temelinde Şeyh Edebali’nin sevgi dolu öğütleri; Ertuğrul Gazi ve yârânının kucaklayan muhabbeti; Osman Gazi’nin sevgi ürünü merhameti, adaleti vardı. Öldürmek ancak hayat için vardır.Ya Batı ürünü devletlerin temelinde ne var kandan, kinden başka.
       Ebediyet pınarından su içmiş gönül erleri! Dünya sizi bekliyor. Tekrar inşa edin sevgi pınarlarını. Gelene geçene sevgi suyu ikram edin. Doya doya içsin herkes. Sevmenin mutluluğunu; Rabb’e ulaşmanın tadını; âşık olmanın hazzını; maşuk olmanın lezzetini; kul olmanın huzurunu “Sevgi Medeniyeti”nin tebası olmanın zevkini yaşatın herkese. Önce yaşayın sonra yaşatın. Selam ve sevgi hepinizin, hepimizin üzerine olsun.