Medine'de Ramazan

Yazar: 
İbrahim Çiftçi
Köşe: 
Kapak

 
     Hava hafif yağmurlu damlalar çok iri, Pat pat düştüğü yerden toz kaldırıyor. Hacılar kaçışıyor. Biz de arabadan indik, Mescid-i Nebevi’ye koşar adımlarla yürüyoruz. Sonra durdu yağmur, akşam yakın, dolayısıyla iftar saati. Yusuf Aydoğmuş Bey(Medine Uluslarası Türk Okulu Müdürü)arabasına park yeri arıyor. Biz yürüyoruz, ramazan umresine gelmiş Erol Beyle Mescid’in avlu kapısına yaklaştık. Zayıf, uzun, yalın ayaklı, mütebessim, zenci çocuk karşıladı bizi:”Faddal hacı faddal.”Erol Beyin elinden tutuyor, kolundan tutuyor, çekiştiriyor. Erol Bey benim gözüme bakıyor, ben renk vermiyorum. Erol Bey elini cebine atıyor, çocuk:“Faddal ya hacı” dedikçe ve kolundan çekiştirdikçe, onu para istiyor zannıyla riyal vermeye niyetleniyor. Bu sırada Mescid’in kapısına geldik ve ben Erol Beye:
 
            -Bu çocuk bizi iftar sofrasına davet ediyor kendi sofralarına oturmamızı istiyor. Bunun için çekiştiriyor kolumuzdan “Faddal ya hacı-buyur hacı soframıza” diyor. Ondan kurtulmamızın bir yolu var, eğer başka bir sofraya oturacaksanız “Fi sofra” diyeceksiniz- soframız var-”fi sofra” dediğiniz an sizi bırakır ve başka bir hacının yanına koşar çocuk.
 

            Zaten gözleri hep yaşlı olan Erol Bey bu durumdan o kadar etkilendi ki,yine göz yaşlarını bıraktı.Yine ağladı o bir farklı aşık oranın ismini Mekke’nin Medine’nin ismini duyunca hemen dolar gözleri tıpkı on yaşındaki Sümeyye U…’nun gözleri gibi.Geçen yaz gittikleri umreden sonra ne zaman oradan bahsetsek, hatta teselli bakımından bahsetsek, hemen inci gibi gözyaşlarının yanaklarından süzüldüğünü ve elini yüzüne kapatıp ağladığını görüyorsunuz.Hadi siz ağlamayın! Elliyi aşan Erol Beyi de on yaşındaki Sümeyye’yi de ağlatan oranın aşkı, oranın dayanılmazlığı… Oraya doyulur mu? Oranın özlemi de güzeldir, kavuşması da.
            Sonra telefon etti Erol Bey.”Hocam benim için ramazanda bir sofra açar mısın?” Açtık, onun sofrasını ve iftarımı da. Allah kabul etsin.
            “Bir başkadır Medine’de Ramazan” Bu cümleyi, ilgi çekmek için kurmuyorum. Klişe ifade olarak da algılamıyorum. Hakikaten Medine’de ramazan her mevsimde ayrıdır.Beş ramazan geçirdim Medine’de.Biri hariç hepsi ekim ayına rastladı.Yani çok pahalı oruçlar tutmadık çok ucuz da değildi.Medine’de gece gündüz saat farkı ,yaz kış mevsiminde çok farklı değildir.Bir kaç saatlik uzun ya da kısa.
            Medine’de Ramazan’ın başladığını televizyon ya da radyolardan ilan etmezler pek. Recep ,şaban aylarını herkes takip ediyor.Şaban ayının 29’unda herkes ramazan hilalinin haberini bekliyor.Biz de “Acaba yarın oruç muyuz?”sorusuyla Mescid-i Nebevi’ye gideriz.Yatsının farzı kılınır.Bizler son sünneti kılar meraklı meraklı bakarız etrafa.Derken Mescid-i Nebevi imamının gür sesini duyarsınız.”İstevî, i’tedilû.”Anlarız ki teravih namazı kılınacak.Yarın orucuz.Hemen saflar tutulur.Orada kaldığım müddetçe her ramazanı böyle karşıladık.
            İmamlar ,yatsının farzı ile teravih arasında okuyuş hızı yönüyle fark gözetmezler ,hep aynı kıldırırlar.Teravihler, hatimle kıldırılır ama ne okuyuş ne kıraat…Abartmıyorum, yorulmazsınız huşu ile dinlersiniz.Saflarınız düz ,kalpleriniz huşu dolu,peygamber mescidinde imamın huzur verici kıratı,aşk ve şevk dolu bir dünya cemaati sizi bambaşka bir aleme alır götürür.Teravihi hiç bu kadar uzun,hiç bu kadar rahat,hiç bu kadar  huzur ve huşu dolu kılmamışsınızdır.Mescid-i Nebevi’de ve Medine’de teravihler kendine has güzellikle kılınır ,yaşanır..Birinci ezan teheccüd ezanıdır. Sahur için de bir işarettir. Sahura kalkarsınız. Sahurunuzu evde yaptıktan sonra, Mescid’in yolunu tutarsınız. Sabah ezanından -ki imsakla okunur- yirmi beş dakika sonra sabah namazının kameti başlar. Medine imamının arkasında namazınızı eda edersiniz. Ramazan başlamıştır.
            İftardan bir saat önce Mescid-i Nebevi’de bir tatlı telaş başlar. Kolilerle hurmalar yoğurtlar, helvalar vs. Mescid’e –izinli- taşınmaya başlar. Suudiler başta olmak üzere her millet, her topluluk, her meşrep Mescid’in içinde veya bahçesinde hem erkekler, hem kadınlara yönelik iftar sofraları kurar. Adı sofra olan uzun plastikler (3-5-7-10… metre) serilir. O sofralara buzluktan çıkmış dondurulmuş taze hurmalar, simitler, yoğurtlar ve zemzemler dizilir. İsteyen istediği sofraya oturur. Bahçede ise yemekli sofralar vardır. Listesi zengindir: hurma, yoğurt, meyve suyu, muz, portakal, pilav üstü et veya kızartılmış tavuk…Genellikle gurbetçiler(Bangladeşli,Pakistanlı,Afrikalı) bahçe sofrasına otururlar .
            Karşılıklı oturulan yer sofralarında dudaklar kıpır kıpırdır. Kimi de eline Kuran’ı alır okuyarak bekler iftarı. Mescid’in içinde ve dışında öyle bir telaş ve yoğunluk vardır ki şaşırırsınız. Ezanla beraber her yere sessizlik hâkim olur. Buz gibi zemzemle açılan orucun bereketi yayılır Mescid’in her yanına. Bir manevi hava.300 bin kişi aynı anda iftar eder ve hiçbir karışıklık olmaz.10 dakika sonra kamet başlar.Kamet başlamadan bütün sofralar toplanır,çöp torbalarına doldurulur ve saf tutmaya hazır hale getirilir Mescid.Öyle bir düzen, öyle bir ahenk,öyle bir uyum.
     Namaz sonrası isteyen gider, isteyen bağdaş kurup oturur. Çay ve Arap kahvesi ikramından faydalanırsınız. Çaylar çok şekerli, kahveler şekersizdir. Arap kahvesi hurmayla, kendine has fincanlarında doyuncaya kadar içilir. İçin ve dirilin. Teravih namazına diri başlamak için Arap kahvesini 3-5 fincan içmelisiniz. Bizim damak tadımıza pek uygun görülmese de alışılınca çok lezzetlidir. Bilenler bilir.”Bir başkadır ramazanlar Medine’de değil mi?”söyleyin.
            Ramazanın son 10 günü Suudi Arabistan’da resmi daireler tatildir. Bundandır ki camilerin ve Mescid-i Nebevi’nin çocuk cemaati çoğalır. Mescid-i Nebevi’ye yorgan, yastık, minder taşınmaya her sütunun dibine yerleştirilmeye başlanır. Çünkü “itikaf” zamanıdır. Kadir bekleme zamanıdır. Evet ramazanın son on günü Peygamber Mescidi itikafa girenlerle dolar ve her gecesi bir kadir olarak beklenir. Ayrıca kadir gecesi (27. gece) kutlaması görülmez.
            Son on gün Medine ve özellikle Peygamber Mescidi sadece ramazanı yaşar. Teheccütle başlayan, sahurla devam eden seher; sabah namazıyla başlayıp iftara kadar devam eden gündüz iftarla başlayıp sahura kadar devam eden gece… Dolu dolu gündüz, akşam, gece ve seher. Son on gün,zamanın yetmediği anlar:Akşam namazı,sonra iki saate yakın süren teravih namazı,sonra 1.5 saate yakın süren gece namazı ve sonra sabah namazı…İşte ramazanın son on günü.
            Dua geceleridir Medine’de ramazan geceleri. Vitir namazının üçüncü rekatında eller açılır ve imamın bazen tok, bazen inleyen, bazen ağlatan sesiyle kunut duaları ve ek dualar. Ağlayanlar, inleyenler… İslam dünyasına, Müslümanlara, mazlumlara,zorda olanlara dua; zalimlere,İslam düşmanlarına ise beddua ve niyaz dolu yakarışlar.10-15 dakika süren bu dualar,ramazanın son on günü daha bir farklılaşır.Son teravihte hatim duasıyla daha da zenginleşir dualar…Ve veda.O dua bir veda duasıdır.Ramazana veda ,Teravihe veda,umreye gelenler için “oralara” veda,Efendimiz’e veda duasıdır o dua.Tekrar kavuşmak arzusuyla yananların vedasıdır o dua .Gözyaşlarının sel olduğu o dua.
    ”Bir başka değil miymiş ramazanlar Medine’de?” Allah herkese nasip etsin.
                          
   Medine’deki Eski Ramazanlarla İlgili Bir Not: Akşam namazından önce Mescid’de iftar yapılır, oruç açılır akşam namazından sonra herkes evine gider, esas yemeğini yer.Sonra yatsı için Mescid’e gelir.Yatsının farzı cemaatle kılındıktan sonra teravih için gruplar oluşturulur.Değişik imamlar,değişik köşelerde teravih kıldırırlarmış.Her imamın namaz kıldırışı farklı.Kimi hızlı,kimi yavaş kıldırır.Mescid’in içi görülmemiş bir şevk ,vecd tufanıyla çalkalanırmış.İsteyen istediği imama uyarmış,40 -50 grup oluşurmuş.Şöyle hayal edin:Kırk elli cemaat aynı anda namaz kılıyor.