"Oruç bitince ölü çıkmış gibi ağlar, üzülürdük"

Yazar: 
Ahmet İslamoğlu
Köşe: 
Kapak (Mülakat)

 
            Ahmet İslamoğlu Kayseri Develi’den.Orda doğup büyümüştür.Dini tahsiline de Develi’de başlayıp değişik yerlerde tamamlamıştır.Cesur, ihlas sahibi,samimi,alim,hoş sohbet, nükteli rikkatli, dikkatli,emeğini esirgemeyen bir muhterem ve değerli zat.Yıllardır camilerde ve evinde sohbetleriyle irşat faaliyetini sürdürmüş ve sürdürmektedir.Bizi, çok hasta olmasına ve iki aya yakın yattığı hastaneden yeni çıktığı halde kabul etti ve dergimize konuştu.Kendisine hayırlı uzun ömürler diliyoruz.Sizi çok uzun bir sohbetin bir bölümüyle
-ramazan bölümüyle- baş başa bırakıyoruz.
       İLKADIM: Genel anlamda ramazan ve oruçtan bahseder misiniz?
    Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi: Ey Mübarek Ramazan
                                                                                                                                         
                         On bir aydır hasret idim yüzüne
                         Yine bir nur saçtın benim özüme
                         Senden gayri dünya zindan gözüme
                         Sen hoş geldin sefa geldin ramazan.
 
       On bir aydır hasretini çekerdim
       Gözlerimden kanlı yaşlar dökerdim 
       Sen gidince ben boynumu bükerdim
       Ağlar idim şimdi güldüm ramazan
 

      O(boyun bükme,üzülme) bizim çocukluğumuzda olurdu.Evimizden ölü çıkmış gibi işte. 11-12 yaşlarında oruç tutturulurdu. Sahura kaldırırdı anacağızlarımız, babacağızlarımız. Ramazan-ı şerif çıkıp bayram gelince ölü çıkmış gibi hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. Şimdi öz kalmadı ki göz kalsın. Ramazan gidiyor diye ölü çıkmış gibi ağlaşırdık.
 
                       Recep Şaban diye seni gözlerdim
                       Aylar var ki adım adım izlerdim
                       Seni anar anar ağlar sızlardım
                       Dertlerime derman oldun Ramazan.
 
       Ramazan ayında oruç tutmalı
       Her gecede teravihe gitmeli
       Günahları hep bir yana atmalı
       Kalbimin pasını sildin ramazan
 
Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi:   ( Burada  farklı bir şiire başladı.)
 
                       Dünyaya feyzini melekler yaysın
                       Ömürlere ömür katan bir aysın
                       Kafir için oktan çıkmış bir yaysın
                       Nasıl bayram etmem gelen ramazan
 
     Dünyaya nur saçan Kur’an inmiştir
    Allahsızlar bucak bucak sinmiştir
    Mümin gönüllerin derdi dinmiştir
    Nasıl bayram etmem gelen ramazan
 
İLKADIM: Efendim ramazanın faydaları nelerdir?
 
Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi:  
1-     Rızkı genişletir.
2-     Yediği şeyler ona sevap olarak yazılır.
3-     Sevaplar kat kat yazılır.
4-     Melekler onun için istiğfar eder
5-     Şeytanlar bağlanır.
6-     Rahmet kapıları açılır.
7-     Cehennem kapıları kapanır.
8-     Oruç tutanlar için her gün cenneti süslerler.
9-     Oruç tutanın duası kabul edilir.
10-Oruç tutanın bedeni maddi manevi temizlenir
11-Allah Teala oruç tutan kulundan razı olur.
12-Para ve malı artırır
              Mevla’mız hepimizi öyle oruçlara muvaffak buyursun inşallah.
             İLKADIM: Ramazanın kıymeti nedir efendim?
        
           Ahmet Hoca Efendi: Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi:    Bir hadisi şerifte “benim ümmetlerim ramazanı şerifte beş ibadet yapar ki bunlar hiçbir peygambere verilmemiştir. 1- ramazanın birinci gecesi Allah Teala müminlere rahmet eder rahmetle baktığı kuluna hiç azap etmez. 2- iftar zamanında oruçlunun ağız kokusu Allah Teala’ya her kokudan daha güzel gelir. Misk ü amberden daha tatlı gelir. (kullara göre nefreti mucip olur ama Cenab-ı Hakka göre) 3- melekler ramazanın her gece ve gündüzünde oruç tutanlara af olması için dua ederler. (evet rahmet ayı değil mi?)  4- Allah Teala oruç tutanlara ahirette vermek için ramazanı şerifte cennette yer tayin eder. Sekiz cennet var bir cennet yalnız oruç tutanlara ait. Mevla’mız onlardan eylesin inşallah. 5- Ramazanı şerifte son gün oruç tutan müminlerin hepsini affeder buyruldu.
(Elinde hep karıştırdığı kitabın başındaki nota bakıyor ve okuyor: ‘ Tegûlu en asa ilun ve ente fi lahme ahîke sailun.’ ‘Sen oruç tutuyorum diyorsun ama gardaşının etini yemeye yayılıyorsun, oruç tutuyorum diyorsun ama gardaşının gıybetini ederek etini yiyorsun etinde yayılıyorsun, o ölü eti yemeden daha fena, oruç falan kalmıyor. Maalesef kıyametin alameti. Kadınlarda çok daha çok, görülür. Cenab-ı Hak cümlemizi affeylesin, affeylesin.
 
 
                         Bitmez deme dertli günler de biter
                         İçinde ne yara ne sancı kalır
                         Sanma han bacası ebedi tüter
                         Sonunda ne hancı ne yolcu kalır
 
            Hayret haklı haksız ne çalsan kâr mı?
            Bu ömür zalime ebedi yar mı?
            Hadi bin yaşadın ötesi var mı?
            Dünyanın kime ne kazancı kalır?
 
Mevla’mız evvela söyleyene, saniyen, dinleyenlere tesirini halgı icat buyursun  inşallah.
 
                            Civanları cefa ile eder pir
                                        Ne gedalar güler bunda ne emir
                                       Misafirhanedir ol pak-i zamir
                           Gelen gider konan göçer bu ilden
Yıkar tahtları şahların başına
Çalar yere ağu katar aşına
Yazar hasbıhalin mezar taşına
Gelen gider konan göçer bu ilden
 
                         Aman Lütfi gibi gafil bulunma
                         Ölümdür akıbet ferah salınma
                         Muhakkak sen de ölürsün alınma
                         Gelen gider konan göçer bu ilden
                                              
         Yoruldum, terledim, nasibimiz bu kadarmış. Azımızı çoğa sayacaksınız inşallah. Şu hadisi şerifle bağlayalım:
       ‘ Ey insanlar! Allah’tan korkun, sakının. Beş vaktinizi kılın. Senede bir ay oruç tutun. Gönül hoşluğu ile zekâtınızı verin. Size emir sahibi olan, imanda, İslam’da emreden emir sahiplerinize, devlet ricaline itaat edin. Rabbinizin cennetine girin.
        Diğer hadisi şerifte ‘ Ey insanlar! Aranızda selamı yayın. Karşılaşınca selam verin, selamlaşın. Yemek yedirin, açları doyurun. Sıla-i rahimi, akrabalarınızı maddi, manevi görüp gözetin.’ Bu da çok zayıfladı
 
       İLKADIM: Ne çok zayıfladı efendim?
       
       Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi: Sila-i rahim akrabaya yardım.
       
       İLKADIM: Son olarak ne buyurursunuz?
      
      Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi:  Bütün ehli imana mübarek ramazanı şerifi maddi, manevi, şerefini, feyzini, nurunu, bereketini lütfeylesin. Recebi şerifte asgari ücret, birden ondan yetmişe yükseldi. Şabanı şerifte asgari ücret, yedi yüze yükseldi. Bir de fazladan Berat gecesi var. Müşriklere af yok Berat gecesinde. Sihirbaz, büyücülere af yok. Kâhinlere, arraflara öyle yalan haberlerle milleti aldatıp “oğlunun başına şu iş gelecek, kızının başına şu” diye millete kâhinlik yapan, aldatanlara da af yok. İçkiye devam edenlere af yok. Anne babasını rencide edip de hala isyana devam eden asi evlatlara Berat gecesinde af yok. İçki kumara devam edenler en son, haksız yere adam öldürenler ve mümin kardeşlerine madde için küs duran kimselere de af yok. Bunun için de buyuralım dedi ve Kelime-i Şahadet getirtti. Arkasından Kelime-i Tevhid getirttirerek bu şekilde can vermeyi, çene kapamayı lütfeyle ya Rabbi âmin, âmin, Ya Müğin dedi. Yukarıda yarım kalan sözünü tamamladı:
 
     Ramazan-ı şerifte asgari ücret bire yüz bin… merfu hadislerle sabit, azamisini Rabbimiz bilir.
 
    Mevla’m hayırlı ramazanlara kavuştursun, Mevla’m hayırlı ramazanlara erdirsin. Şimdiden Şabanımız, Beratımız, Ramazanımız, Kadrimiz, bayramlarımız mübarek olsun.
 
       İLKADIM:Allah razı olsun dualarınızı eksik etmeyiniz efendim.Hasta hasta bizi kabul ettiniz.