Ramazanın Düşündürdükleri
Sahurları, iftar sofraları, teravihleri, sosyal ve kültürel etkinlikleriyle müslümanlar için ayrı bir yere sahiptir ramazan ayı.
Ramazan kulların ayıdır. Bu ay içinde yoğun ibadet ve yaşayışla birlikte, bin aydan daha faziletli olan Kadir Gecesi bulunur. Kur’an-ı Kerim bu ay içinde, Kadir gecesinde inmeye başlamıştır. Oruç ibadeti bu ayın içindedir. Zekât, sadaka-i Fıtır bu ayda verilir. Zekâtın bu ayda verilmesi müslümanlar arasında adet olmuştur. Ramazan son on gününde itikâf ibadet vardır.
Ramazan oruç ayıdır. Oruç, bize bahşedilen nimetlerin kadrini bildiren, her şeyin sahibi Allah’a karşı şükran hisleri uyandıran, sabır gibi en yüksek ahlaki meziyete eriştiren, nefsanî arzu ve temayulleri uzaklaştıran bir ibadettir. Oruçla yoksulların ve çaresizlerin hallerini anlarız, kalbi muhabbetle dolarız. Bütün bu hikmetleriyle oruç, sosyal hayatta kin, haset, kıskançlık gibi toplumu fesada uğratan davranışların ıslahı için ilahi bir emirdir. Oruç, fani lezzetlerden vazgeçip hakiki lezzete insanı ulaşturan ilahi bir lutuftur. Bu ibadet, nefsin yemek, içmek ve şehvetten yana, bitmek tükenmek bilmeyen arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyan bir kalkandır.
Ramazan ayında yediden yetmişe Müslümanlar oruç tutmanın heyecanını yaşarlar. Bu oruç ayının en unutulmazları iftar saatleri, teravih namazları ve sahur vakitleridir.
İftar, sonlandırmak anlamına gelir. Oruç için sahurla kapanan ağızlarımızı iftarla açarız. Yemek, yedirmek güzel şeydir. Oruçta, camilerin minarelerinde yanacak olan kandiller ve müezzinin sesini duymak için pencere kenarında elinde su, hurma ve benzeri şeylerle iftar etmek için beklemek kadar güzel bir duygu yok zannederim.
İftar vermek çok sevaptır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber efendimiz.“Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur, O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir.“buyurunca, Ashab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki:“Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilir.” İftar davetlerine icabet etmelidir. Müslümanlar iftar vermek için gayretli olmalıdır. Bu davetler davet eden ve davet edilen insanlar arasında muhabbeti yardımlaşmayı, yakınlaşmayı kısaca kardeşliği pekiştirir. Toplumların huzuru kardeşlikten geçer.
Ramazan coşkusu teravihle devam eder. Teravih, ramazan ayında yatsı ile birlikte kılınan namazdır. “Teravih“ kelimesi Arapça “Teraviha“nın çoğuludur ve “Oturmak, istirahat etmek “anlamına gelmektedir. Teravih namazı selamlardan sonra oturulup biraz dinlenildiği için bu adı almıştır. Toplumumuzda teravih heyecanı doruk noktadadır. Herkes camilere koşar, camiiler cemaatle dolup taşar, rahmet ve bereket coştu kça coşar. Öyle bir sevinçtir ki bu ilk zamanlarda insanlara namaz kılacak yer bulamazlar. Çocuklar kendilerince bir eğlence zamanına çevirmiştir teravih namazlarını. Bu coşku, heyecan sürekli olmalıdır. son demlere doğru camiler mahzunlaşır. Çünkü ilk coşkusunu kaybeden insanlar teravihten uzaklaşır. Kadir gecesiyle coşku yeniden hız kazanır.
Sahurlarımız da bir başkadır bu ayda. Evlerde sahur coşkusu yaşanır. Küçük çocuklar sahura kalkmak için evin büyüklerine sıkı tembihlerde bulunur. Onların orucu acıkıncaya kadardır. Sahurun faziletini bilen büyükler büyük bir titizlikle hazırlanırlar. Vaktin çıkmasına yakın içilecek bir suyun verdiği lezzeti hiçbir şey veremez insana.
İftarla sahur arasında gelenekselleşmiş ramazan davullarımız meşhurdur. İnsanlar sahurlara davullarla uyandırılır. Bazı yerlerde mani geleneksel canlılığını korumaktadır.
İslamiyet, orucu, insanlar arasında gönül beraberliğini, dert ortakğını en ideal anlamda sağlayan temel ibadetlerden biri görmektedir. Oruç insanın, bencillik ve doymazlık çukurundan sıçrayışıdır. Oruç insanın kendi kendini, içten bir istekle kontrol edişinin en ideal yoludur. İnsan her türlü imkan ve bolluğu bir kenara bırakarak tüm ümmetle aynı saatlerde ağzını dünya nimetlerine kapar, aynı saatlerde o nimetlere ağzını açar. Oruçla sağlanan bu beraberlik, dünya çapında gönülden bir özleyişle gerçekleşir.
Oruç ibadetindeki birliktelik gibi Müslümanların her konuda da birlikteliğine ihtiyaç var dünyada. Zalimlerin karşısında neşesini, acısını birlikte paylaşabilen Müslümanlar ses getirecektir.
