Öyle bir zihniyet ki
İttihat ve Terakki zihniyetini iyi okumak lazım. Bu zihniyet evrimcidir, çevrimcidir, devrimcidir. Bu zihniyet mensuplarının partilerinin, kurumlarının, kuruluşlarının, sendikalarının, yayın organlarının farklı olması bizi yanılgıya düşürmemelidir. Bu zihniyet tekamülün ve tahammülün dışında her şeye açıktır.
Bu zihniyet evrilmiş, çevrilmiş, devrilmiş ve siyaset sahnesine “Halk Fırkası” olarak çıkmıştır.9 Eylül 1921’de kurulan Halk Fırkası, isminin başına “Cumhuriyet” kelimesini 10 Kasım 1924’ te almıştır.
Niçin mi?
Bende bilmiyordum ama araştırıp öğrendim.
Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan (CHF) ayrılan bir kısım milletvekilleriyle birlikte 17 Kasım 1924’ de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF) kurulur. Genel Başkanı General Kazım KARABEKİR’dir.
Partinin programında; “Genel olarak hürriyetlere taraftar, halkın hâkimiyeti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır.” İfadeleri yer alır.. Hatta, Parti Tüzüklerinde; “Halkın dinî hissiyatına tercüman olacağız.” diye bir beyan var..
Bu cümle, Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından, ‘İRTİCAYA PRİM VERMEK’ olarak değerlendirilir..
Şeyh Said isyanı, İstiklâl Mahkemelerinin çok geniş yetkilerle kurulmasına ve Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkmasına sebep olur…
İstiklâl Mahkemeleri, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensuplarının irticai (!) faaliyetleri hakkında, sürekli Hükümeti ikaz eder.. Önce Diyarbakır İstiklâl Mahkemesi kendi yetki alanında bulunan TCF. Şubelerinin kapatılmasına karar verir. Bilâhare Hükümet de, Takrir-i Sükûn Kanunu’na dayanarak, 3 Haziran 1925 tarihinde, bütün memleket de İRTİCA’yı tahrik ve teşvik etmesi (!)nedeniyle, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması kararlaştırılır…
Böylece, Cumhuriyet tarihimizin 6 ay, 16 günlük 2.nci Siyasi Partisi, İrtica suçundan yargılanıp idam edilerek, Mürteciler mezarlığına defnedilir…
1930’larda kurulan “Serbest Cumhuriyet Fırkası” da, Menemen hadisesi bahane edilerek, yine aynı İRTİCA suçlamalarıyla, TCF.’nın akıbetine uğramaktan kendisini kurtaramaz…
Bu ittihatçı zihniyetin arka planında da, ön planında da, kendi halkına güvensizlik, kendi milletinin millî ve manevi değerlerine yabancılaşma vardır..
Bugün CHP’nin temsil ettiği bu zihniyeti, daha net olarak anlayabilmek için, tarihteki şu hadise önemli ipuçları vermektedir…
Düşman mağlup olmuş kaçmaktadır.. Ordumuz da onun peşine düşmüştür.. Garp cephesinin meşhur kumandanı İsmet Paşa, bu zafere burun kıvırarak:
-“Asıl düşman içimizdedir.”der… Sahi, aklıma geldi;
-“Köylü un çuvalına benzer, vurdukça tozar.” Diyen de İsmet Paşamız değil miydi?..
İşte CHP zihniyeti bu..
CHP zihniyeti; Hep halkın değerleriyle kavga etmiştir..
CHP zihniyeti: “Asıl düşman içimizdedir.” paranoyasıyla, halkı hep düşman görmüş, vs savaşını halka karşı sürdürerek, hiç demokrat olamamıştır!..
CHP zihniyeti: Hep kendi uydurduğu ilkeleri, milletin istek ve değerleriymiş gibi sunmuş, sonra da milleti bu değerlere uymamakla suçlayarak, cahillikle, gerilikle, gericilikle itham etmiştir..
CHP zihniyeti: Kendisinin inanıp iman ettiği 6 ok ilkelerini, halkın inanıp iman ettiği “AMENTÜ”nün 6 esasından üstün görür…Dolayısıyla, herkesten kendi amentülerine kayıtsız şartsız iman etmelerini ister!.. LÂ.. diyenlere hayat hakkı tanımaz…
CHP zihniyeti: Milliyetçiyiz, der..Milleti millet yapan ne kadar kıymet hükmü varsa, bit pazarında satar!.. Milleti yaşatan değerleri, siler süpürür, çöpe atar…
CHP zihniyeti: Cumhuriyetçiyiz,der!.. Cumhuru tanımaz…Cumhurun inancına, tarihine, kültürüne hakaret eder.Cumhurun göksü imanlı, ağzı dualı, eli tesbihli, eşi örtülü, alnı secdeli olanından cüzzamdan kaçar gibi kaçar.. Çağdaş uygarlık seviyesine çıkamayışlarının tek müsebbibi olarak onları görür.. Cumhuriyet idaresinde, cumhurun idareye talip olmasını idamlık suç olarak görür CHP zihniyeti…Çünkü cumhur; idare etmek için değil, idare edilmek için vardır.. Vergi vermek içi vardır…Çağrıldığında koşa koşa gelmek, kovulduğunda sessiz sedasız gitmek için vardır…Cumhur, Cumhuriyet Bayramlarında protokolde gölgede oturan Beyzadeleri, yaş da, yağmur da, güneş de, ayakta alkışlamaları için 10 yılda yarattıkları 15 milyon gence varlıklarını borçlu olan ırgatlardır!...
CHP zihniyeti: Halkçıyız der..Ama halkın ne dilinden anlar, ne halinden anlar!.. O’nun hangi şartlarda yaşadığını bilemez.. ilaçsız, ışıksız bir dağ köyünde, aç susuz kaç geceyi uykusuz geçirdiğini bilemez!.. Hangi zorluklara göğüs gererek , kendini var kıldığını görmezden gelir!.. O, halka rağmen iktidarını sürdürmenin yollarını arar!.
CHP zihniyeti: Atatürkçüyüz der..Atatürk’ü istismar etmenin daniskasını yapar.Kendi keyiflerini kanun yerine koyarak, devlet dairelerinden Atatürk’ün fotoğraflarını indirir, paraların ve posta pullarının üzerinden O’nun resmini kaldırıp, yerine İsmet Paşa’nın resimlerini basar.
Halkın âdetine, örfüne, inancına, yabancı her türlü icraatlarına Atatürk maskesi takarak onu bir silah olarak kullanıp, her türlü kirli tezgahları kurarlar. Atatürk’ün; sanayileşme, kalkınma, bağımsız olma, muasır medeniyetler seviyesine çıkma gibi gösterdiği hedeflerin sadece lafını yaparak halkı uyuturlar. Yapmak isteyenlerin de bileklerine kelepçe, ağızlarına kilit, ayaklarına pranga olurlar.
CHP zihniyeti; ülkenin ve cumhuriyetin sahibi olarak sadece kendilerini görürler. Kendi düşüncelerinde olmayan her kim olursa olsun vatan hainidir, cumhuriyet düşmanıdır. Farklı düşüncelere tahammülleri yoktur. ‘Konuşturmayın vurun.’ mantığı bu zihniyet için hep geçerlidir. Hukuktan değil, guguktan yana tavır alırlar. Darbecidirler, darbe severler, darbecilerin gönüllü avukatlığını yaparlar.
CHP zihniyeti: Laik olur, laikçilik yapar. Laiklik olmazsa hiçbir şey olmaz. Laiklik her derde devadır. Madem laiklik; ‘ Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Din nasıl devlete karışamıyorsa, devlet de dine karışmasın.’ diyecek olsanız:
‘ İrtica yine hortladı
Laiklik elden gidiyor’ diye sahibinin sesi malum medyada, ‘ Topyekun Savaş ‘ manşetleri atılır ve savaş baltaları topraktan çıkarılır. Oysa bu milletin ve oy verip tek başına iktidara getirdiği hükümetlerin, cumhuriyetle ve laiklikle bir problemlerinin olmadığını bir türlü anlamak istemezler. Çünkü maksat kap kalaylamak değil, kıç çalkalamaktır.
Bir devlet memurunun besmele çekmesine tahammül edemez. Bir memurenin başını örtmesini kabullenemez.. Bir siyaset adamının ‘ Allah ‘ adını anmasını, ibadetini yapmasını; ‘ Dini siyasete alet ediyorlar.’ suçlamasıyla tozu dumana katar, sokaklarda ‘ Türkiye laiktir laik kalacak.’ höykürmeleri başlar.
CHP zihniyeti: İnkılapçıyız, devrimciyiz der. Ne kadar yıktılarsa o kadar yaptık… Ne kadar öldürdülerse, o kadar yarattık… Ne kadar döktülerse, o kadar doldurduk… Ne kadar ağlattılarsa, o kadar güldürdük, der.
CHP zihniyetini şu kıssa, zannediyorum daha iyi anlatacaktır.
50’li yıllarda, bir seçim döneminde CHP’li iki milletvekili Karadeniz bölgesinde seçim çalışmalarına çıkarlar. Bakarlar ki ihtiyar bir nine, dereden testisini doldurmuş iki büklüm halde yokuş yukarı tırmanıyor. CHP’li vekiller ninenin yanına varır, elinden testiyi alarak yukarıya kadar çıkarırlar. Nine şöyle bir döner vekillere bakar: Yavrum sağolun, varolun ama ben sizi tanıyamadım. Kusura bakmayın, eh ihtiyarlık işte… Siz kimsiniz? diye sorar. Vekiller:’ Teyze biz CHP milletvekilleriyiz. Seçim için geldik. Sizden oy istiyoruz. ‘ der demez Karadenizli nine hemen elindeki testiyi ters çevirir ve suyu dökmeye başlarken bir yandan da vekillere gerekli derslerini verir:
- Be yavrum, bunu neden taa yokuşun dibinde söylemediniz de beni bu kadar yordunuz. Ben bu su ile abdest alacaktım!...
İşte kadını erkeğiyle, bu millet bu.. Bu anlayışa, bu basirete, bu irfana hayranım ben. Bu zamana kadar olduğu gibi, bundan sonrada bu zihniyetten, bu millete bir hayır gelmeyecektir.
Çocuk oyuncağını alır, oyuna gider..
Çoban azığını alır, koyuna gider..
Öğrenci kitabını alır, okula gider..
Kaygısız misafir yatıya gider..
Turp gibi darbeci GATA’ ya gider..
CHP mi?...
Gidecek neresi var!
Onlar da Anayasa Mahkemesi’ne gider..
















