Küçük Gördüklerimiz
Peygamberimiz –aleyhisselatü vesselam- buyuruyor:
“Bir kadın bir kediyi hapsetti. Hayvan yiyecek ve içecek bulamadı ve öldü. Allah o kadını Cehenneme koydu...” (Buharî ve Müslim.)
Bu kadın Müslümandı... geçmişten günümüze ibret vesikası. Kediden ne olacak canım dememeliyiz. Allah’ın rızası nerede saklı olduğunu çok iyi düşünmeliyiz ve adım adım O’nun rızasını kazanmanın yollarına bakmalıyız.
Bir başka hadîste Efendimiz–aleyhisselatü vesselam- şöyle diyor:
“İsrail oğullarına mensup kötü bir kadın yolculuk yapıyordu. Bir kuyuya rastladı, tutunup aşağıya indi, su içti. Yukarıya çıktığında bir köpeğin susuzluktan kıvrandığını gördü. Bu hayvancağızın da yanan bir ciğeri var, şuna su vereyim dedi. Tekrar kuyuya indi. Yanında bir kap olmadığı için ayakkabısının birini su ile doldurdu, yukarıya çıkardı, köpeği suvardı. Allah bu kötü kadını affetti.”(Bu hadîs de hem Buharî'de, hem Müslim'de mevcuttur.)
Müslümanlara, kendilerini Cehennem'e koyduracak kötülükler, günahlar, isyanlar liste halinde bildirilmelidir. Bunların cezasından nasıl kurtulabilecekleri de anlatılmalıdır. Kendisini cehennemden kurtaracak amelleri işlemeye çaba sarf etmelidir. Sonu hiç olmayan öbür aleme çok iyi hazırlanmalıdır. Basit gibi görünen, küçük gibi görünen bazı şeyler kulun kurtuluşuna vesile olabilir. Kurtulmak için vesileler aramalıyız. Allah’ın rızası küçük gördüğümüz bir şeyde olabilir.
Cehennemi hak eden cennete girebilmek için nelerini feda etmez ki. Bir gün ateşe atılsa sonra tekrar dünyaya gelse inanın gece gündüz demez her anını ibadet ve itaatten uzak geçirmez. Şunu hiç unutmayalım, bugün Rabbim bana bir gün daha verdi ve ben bu günümü çok iyi değerlendirip son günüm gibi yaşamalıyım. Yarına çıkıp çıkamayacağım meçhul demeli. O zaman gerçek kulluğun halavetini (tadını) çıkarır.
Cehennemlik, araf’a ''cennet'' der. Daha önce hiç deniz yolculuğu yapmamış bir köleyle, ayni gemide padişah da yolculuk yapıyordu.. Köle korkudan tir tir titriyordu. Yatıştırmak için çok uğraştılar, sakinleşmedi. Padişahın bu duruma canı sıkıldı, keyfi kaçtı ve tedirgin oldu.
Herkes çaresizdi. Bu sıra bir adam öne atıldı ve padişaha dedi ki:
''İzin verirseniz onu sakinleştireyim. '' Padişah:
''Peki'' dedi ''Ne yaparsan yap, yeter ki sussun şu adam.''
Adamı denize atmalarını buyurdu ve feryat ederek bağırıp çağıran köleyi suya attılar. Denize bir kaç kez batıp çıkan köle panik içinde:
''Boğuluyorum! İmdaat!'' diye bağırırken yakalayıp gemiye çıkardılar ve
güvertenin bir köşesine bıraktılar ve köle oracıkta sesi sedası çıkmadan oturmaya başladı.
Orada bulunanlar bu duruma çok fazla şaşırdılar. Padişah adama neden böyle yaptığını sordu. Köleyi suya atan adam şöyle cevap verdi:
''Gemideki huzur ve güvenin farkında değildi suya düşünce değerini anladı.
Bu hikayeyi gülistanda zikreden Sadi şöyle devam ediyor:
''Ey karnı tok kişi! Arpa ekmeği sana hoş görünmez. Şair öyle diyor:
“Tok olan cümle cihanı tok sanır,
Aç olan alemde ekmek yok sanır.”
Yüreklerdeki merhametin fiiliyata geçmesi şarttır. Maddi ve manevi olarak herkes üzerine düşen vazifesini gücü nispetinde yapmalıdır. Neme lazımcı olan bir kimseye kaliteli insan dememiz mümkün değildir. Komşusu açken midesini tıka basa dolduran, kamil kişiliğinden bahsetmesin. Savaş ve kuraklık sebebiyle açlıktan ölen çocuklara televizyon başında acımak değil, bilfiil onları bulup onların derdine merhem olmalıyız. Bunun için ne gibi bir hizmet yapmak gerekiyorsa onun yollarını araştırıp bulmalıyız ki, bu az gibi görünen amellerimiz bizim kurtuluşumuz olabilir. Öbür tarfta beklide tek karşımıza çıkacak hasenatımız bunlar olacaktır. Şirazi :
“Sana çirkin görüneni başkası sevebilir. Cennet kadınlarına araf cehennem görünür. Oysa Cehennemliğe sor, araf ''Cennettir'' der.”
“Kimi sevgiliye göğsünü yaslamış, kimi ''gelecek mi acaba?'' diye kapıyı kollamakta. Ne kadar farklı bir durum!”
Değerli kardeşlerim! Ah! Bu inceliklerin farkına bir varabilsek her şey değişecek. Ah… şu geçmişten bir ibret alabilsek yollar açılacak. Gönüller huzur bulacak ve basit dünyanın aldatıcı şaşaalarına, şeytanın aldatmasına kanmayacağız. O zaman rızaya açılan kapıdan girmiş olacağız biiznillah…
















