Farklılıkların Farkında Olmak

Yazar: 
Nuri Ercan
Köşe: 
İmbik

 İlahî plan gereği, zerreden küreye Varlık Âleminde yerini almış her şeyin kendine has özellikler taşıdığı gerçeğini bilmeyen yok gibidir. Her gezegen, her yıldız nevi şahsına münhasır yapıdadır. Cansız eşyaların her biri yekdiğerine benzemeyen vasıflar taşır. Her madenin farklı cevheri vardır. Bir avuç toprağı, yüzde yüz aynı özelliklerde başka bir avuç toprakla değiştirme imkânı bulamazsınız.Taşlar bile cins cinstir.Canlılar âlemi birbirlerinin aynı olmayan sayısız varlıklardan oluşur. Doğan, yaşayan her hayvan tek olarak yaratılmaktadır. Nebatatta da farklılık hâkimdir. Yediğiniz her şeftali, her elma tek idi. 

Oysa her gelen meyve farklı tasarımların bir sonucudur. Bırakın meyveleri bir buğday tanesi bile ayrı bir proje ürünü değil midir?İnsanlardaki farklılıkları tek tek düşünmeye kalktığımızda, beynimizi zonklatacak derecelerde nüanslarla yüz yüze kalacağımız gerçeği karşımızda durur. Bütün bu farklılıklar nasıl meydana gelmektedir? Kim tarafından gerçekleştirilmektedir? Sorulara cevap bulmaya çalışmak, birincisi için anlamlı, ikincisi için beyhudedir. Çünkü, daha parmak izindeki ayrıntıları bile kavramaktan aciz olan insanoğlunun verebileceği tek cevabı vardır, o cevap ise insana has olan aklın özüne kodlanmıştır.İnsan üstün kabiliyetlerle donatılmış olarak yeryüzüne gönderilmiştir. Kendi özelliklerini tanıyabilme imkânına sahip olması bakımından da insan diğer yaratılmışlardan farklıdır.
Üstün olanın, sahip olduğu özellikler bakımından kendisinden daha eksik olan ve hizmetine amade kılınan varlıklardan farklı olması kaçınılmazdır. Üstünlük farklılıktır. Farklılıkları bünyesinde taşıyarak yeryüzüne indirilen insan, hayatı boyunca farklılıklarını yansıtarak, ya eşkıyalar sınıfında hayatını sürdürerek veya asfiyalar sınıfının farklı bir öğrencisi olarak öbür âleme, ana yurduna dönüş yapacaktır.Bizlere hibe edilen özellikleri ve kabiliyetleri kullanabilmek için önce o kabiliyetleri keşfetmenin lüzumu ortadadır. 
 Bilmediğiz bir özellik nasıl ortaya çıkabilir?
Bilinmeyen bir şey yok hükmündedir. Olmayan bir özellikle kâr veya zarar hanesine bir şey yazdırmak mümkün değildir. Üstelik kendini tanıyan insan, farklı olduğu hususları bildikçe kendine olan özgüvenini geliştirir.Farklı olma duygusu aslında insana huzur sağlayan temel duygulardandır.
Ancak farklılıkların kişilere neler kazandıracağı veya neler kaybettireceği konusu, tercihler yaparken bilinmeyece hususlardandır.Bir kere, kabiliyetlerin farklı olduğu bilinerek kararlar verildiği zaman, karar sahibini rahatlatan sonuçlar tezahür edebilir. Böyle bilerek davranmak, taşıyamayacağımız yüklerin altına girmekten bizi alıkoyduğu gibi, yapabileceğimiz işlerde de tembelliğin önüne geçmemizi sağlar.Farklılıkların sonucunu görmek, diğer farklılıkların da fark edilmesini gerçekleştirir.
En önemlisi de, bu kadar farklılığı bir arda bulunduranın kim olduğunun ve ona bağlılığın kaçınılmaz olduğunun daha çabuk anlaşılmasına vesile olmasıdır.Bu farklılıklar hayatın her döneminde kendini belli ederek ortaya çıkacaktır.Yüz yıllardır toplumların nezdinde vazgeçilemez kabul edilmiş değerlere uygun filler üretmek, tabi ki üreticisini herkesin nezdinde farklı bir yere oturtmuştur.Aynı şekilde milletlerin hoş görmediği kötü kabul edilen fiillerin faili de onların zihninde farklı bir imaj oluşturmuştur.
Bazen kişinin farklı olduğunu kimseler bilemeyebilir, belki kendisi de bunun farkında olamaz, ancak ona şahdamarından daha yakın olan Rabbi, onu farklı kaydedecektir.Bu güne kadar,çevresindekilerinin şımartması ile kendini farklı görüp, bu farklılığı daima şer yolunda kullanmaya kalkışan farklı insanlar var olmuştur, olmaya da devam edecektir.Zulmedenler, “Siccîn” deki kitap sayfalarına zalimler olarak geçmekten kurtulamayacaklardır.İnsanları kulları, köleleri gibi addedenler ahi rette Allah’a ortaklık anlaşmasını ne zaman yaptıkları sorgulanırken farklı bir muamele ile karşılaşacaklardır.Bütün canlılar ölümü tadarken, ölümü yaşadıkları halde “ölü” kabul edilmeyen farklı şahsiyetler mevcut olacaktır.
Adam gibi bir hayat sürdürerek, melekler konumunda değerlendirilecek fertler var olacaktır.
Yaşadığı toplumda, ilk bakışta peygamberliği fark edilemeyecek kadar arkadaşlarına benzeyen, onlarla iç içe, onlara hizmet etmekte olan rahmet örnekleri farklılığın numunesi olmaktadır.
Kimi insanımsılar da insan gibi görünüp hayvani özelliklerini gizleme başarısı göstermekle diğer insanlardan farklı olduklarını bile bilemezler.
Nice farklı elbiseler vardır insansız, nice farklı insanlar vardır elbisesiz.
Bu gün, farklılık gayretleri nasıl olursa olsun toplumun ölçülerine göre biçimlenmektedir.
Her birimizi, yanlış da olsa, doğru da olsa farklı olma gayretleri sarıp sarmalamaktadır.
Ancak niteliksiz bir biçimde farklı olmaya gayret etmek, farklılık değil farksızlık olsa gerektir.
Elde edemediklerimize kavuştuğumuz anda farklı olabilmenin zevki bizi kuşatmaktadır.
Bazen başkalarının sahip olamadıkları eşyaların bizi farklı kıldığına ve üstün yaptığına inanır olduk.
Bizler, kimin, hangi saikle bizlere sunduğu belli olmayan bir takım ideallere ulaşmakla farklılık çalımları satarız.Yoksulluğu ile bizden farklı olanları hiç hesaba katmadan daima varlıkları ile bizden farklı olanlara öykünmeye azmederiz.Yaptığımız işlerde, amellerimizde genel ölçüleri aşamayıp, aslında sıradanlığı tercih ederek bizden istenilenlerden farklı olduğumuzun farkında bile olamayız.
Çoğu zaman, gerçek manda öndersiz ve örneksiz, salt akıllarımız marifeti ile ortaya çıkardığımız fiillerin, ortalama bir insanın yaptıklarından farklı bir şey olmadığının farkına varabilme farklılığına erişemeyiz.“Herkes dini”ne iman etmediğimizi biliriz, ama herkesten farklı örnek davranışlar sergilemekten alıkoyan ayrıntıları hiç düşünmeyiz.
Bizi farklı kılacak özelliklerin tarihimizde ve kaynaklarımızda var olduğuna hükmederiz, lakin bir türlü bunları ortaya çıkartacak farklı gayretler sarf etmeye çabalamayız.
Öyleki, günümüzde çocuklar bile babaları ile kendileri arsında bir fark olmadığına kani olmaktadırlar.
Yaşadığımız çevrede zevkler, hırslar ve emeller konusunda kızları ile anneleri arsında fark kalmamaktadır.Farklı bir süreçte ilerlediğimiz kesin.Oysa farklı olduğumuzun farkına varmak kaçınılmaz.İnsanlık adına işlenen cürümlere ortak olmak bizim farklılığımızı ifna etmektedir.
Mamur etme farklılığı bizlere aittir.Eşref-i mahlukat olabilme ayrıcalığı bize has kılınmıştır.
Zübde-i âlem olan beşer, beşerliğini aşmakla vazifelidir.Halık-ı zül celalimizin hitaplarına kulak vererek farklı olduğumuzun bilincine varmalıyız.Üsve-i hasene özelliği ile nice güçlü kudretli insancıklardan kat kat farklı olduğuna inandığımız Efendimizin bizden beklediği farklı vasıfları biran önce ortaya çıkartmak zorundayız.Yoksa bizleri de helak olmuş farklı ümmetlerin akibeti beklemektedir.