Kıymetli Okuyucu

Yazar: 
Yard. Doç. İlhami NALÇACIOĞLU

Kıymetli Okuyucu;
Yahudilerde yer alan temel inançlardan birisi de nesebin kadından devam etmesidir. Onlara göre ırk için asıl olan anadır. Yahudi bir kadının doğurduğu çocuk, babası kim olursa olsun yahudidir. Tersi halinde doğan çocuğu kendilerinden kabul etmezler. Bunun nedeni H.z. Âdem aleyhisselamı değil de H.z. Havva anamızı ön plana çıkarmalarındandır. Buna karşılık H.z. Adem neslinin yahudi nesline hizmet için yaratılmış olduğunu kabul ederler. Bilindiği üzere, Allah Kur’an’ı Kerim’de “yeryüzünde olan her şeyi insan için yarattım.” buyurmaktadır. Onlara göre insanlar, bitkiler, hayvanlar her şey yahudiler içindir. Bu nedenle insanlık Yahudilerin istismarına açıktır. Bir yahudinin yahudi olmayan birisini öldürmesi günah değildir. Yahudi olmayan birinin ırzına geçmek, malını çalmak da suç değildir. Yahudinin elinde olmayan mal, toprak yahudiden gasp edilmiş demektir. Malı elde edebilmek için kara borsa dahi her yol mübahtır. Bu arada aziz hatırasına hürmeten muhterem hocam Doç. Dr. Yaşar Kutluay’dan da bahsetmeden geçemeyeceğim. “İslam ve Yahudi Mezhepleri” ve “Siyonizm ve Yahudi Mezhepleri” isimli eserleri vardır.

Zülmün Zevali

Yazar: 
Nureddin SOYAK

 İlahi ve nebevi öğreti zulmün her çeşidini yasaklamıştır. Mülk âlemlerin Rabbi rahman ve rahim olan yüce Allahımız’ındır. Onun mülkünde onun hükmünün ilgası zulümdür.

Rabbimiz:
 “Kim Allahın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.” (Maide 45) buyurmaktadır.
Halıkın ve mahlûkun hakkına tecavüz zulümdür. Zulüm haddi aşmaktır. Zulüm azgınlıktır. Zulüm adaletin zıddıdır.  Adalet fazilet, zulüm ise zillettir. Zulmün zevali zalimin zulmünü icrasıyla başlar. Zulmün zevalinin süresi mazlumun rabbiyle kurbiyeti, zulme gücü nispetinde karşı duruşuyla alakalıdır.
Mülkün sahibi olan Rabbimiz mülkünde sevki idareyi peygamberleri vasıtasıyla insanlara tevdi etmiştir. Mülkün sevk ve idaresiyle ilgili hükmünü de peygamberleri vasıtasıyla insanlara bildirmiştir. İnsanlar kendilerine bildirilen bu ilahi ahkâma uymak zorundadırlar. Rabbimizin hayatın her yönü ile ilgili hükmüne uyanlar kurtulur, uymayanlar ise zulmetmiş olurlar ve azabı hak etmiş olurlar. Hangi hususta olursa olsun zulmeden aslında kendine zulmetmiş olur.

Mevlam Neylerse, Güzel Eyler

Yazar: 
Yard. Doç ilhami NALÇACIOĞLU

Arzularımızın, emellerimizin mihveri, ana merkezi Anadolumuz, canım ülkemiz üzerinde kötü arzular besleyen ve taşeronluk arzusuyla dolu kişiler ve gruplar var. Bu nedenle ülkemiz bugün, kötü emellerin ve öz varlığının devamındaki çekişmeyi yaşamaktadır.
Türkiye üzerinde kötü emeller besleyenlerin başında Ermeniler gelmektedir. Ermeniler sözde Ermeni katliamı iddiasıyla intikam duyguları içerisinde PKK’yı taşeron olarak kullanmakta ve desteklemektedir.       
Ermeniler bu yolla bir taşla üç dört kuş vurmak istemektedirler. Zira dillerine doladıkları sözde soykırım hadisesinden büyük ölçüde Kürt aşiretlerini sorumlu tutmakta ve öç almak istemektedirler. İkinci olarak PKK vasıtasıyla bölgedeki nüfusun göçünü ve azalmasını gerçekleştirmek arzusu gütmektedirler.

Kabil’in Çocukları

Yazar: 
Prof.Dr. Seyit Mehmet Şen

İnsanlık tarihinde zorbalığın timsalidir Kabil...
Kendi hakkına razı olmamanın, hırsını aklının önüne geçirmenin, istediğini elde edebilmek için kan dökmekten ve cana kıymaktan çekinmemenin timsalidir Kabil...
Sevdiği kıza kendini beğendirme uğraşına girmektense, o kızın gideceği adresi ortadan kaldırmayı tercih edişin sembolüdür Kabil...
“Sen beni öldürmeye yeltensen de, ben sana elimi kaldırmam” diyen habil’i öldürerek insanlık tarihinin ilk kan dökeni olmayı göze alacak kadar insanlıktan uzak olmanın sembolüdür Kabil...

İHH’nın Genel Felsefesi Siasi İdeoloji Değil, “İNSANİ YARDIMDIR”

Yazar: 
Osman Atalay ile Mülakat

 İlkadım: Sizi tanıyabilir miyiz?

Osman Atalay: İHH Yönetim Kurulu Üyesiyim.
İlkadım: Öncelikle bir İHH yetkilisi olarak bu faaliyetlerinizden dolayı rahatsız olan içerdeki ve dışarıdaki çevrelerin vakfınız hakkındaki olumsuz propagandaları hakkında neler söylersiniz?
Osman Atalay: İHH İnsaniYardımVakfıKurulduğu 1992 Yılındanbugünekadardünyanın her yerindedoğalafetlerinyaşandığıbölgelerde, açlıkvekuraklığınyoğunyaşandığı, savaşların ve krizlerin yaşandığı bölgelerde, mültecilerin yoğun yaşadığı bölgelerdesürekli insani yardım projelerini gerçekleştirmeye çalıştı. İHH1992 yılından beriKosova’da, Bosna’da, Çeçenistan’da, Keşmir’de, Afganistan’da, Irak’ta, Lübnan’da, Filistin’de Suriye’deki Filistinli mülteci kamplarında, Pakistan depreminde, Türkiye’de Marmara depreminde, aynı şekilde Endonezya’da depremlerde ve tsunamide, Haiti depreminde, Batı Karadeniz sel felaketinde daha sayamayacağımız bir çok bölgede sağlık projeleri, okulprojeleri, ev projeleri, hastane projelerigötürdü.

Gemireki Tek Silahımız Uydu Yayınımızdı

Yazar: 
Mustafa Tatlısu ile Mülakat
İlkadım: Mavi Marmara gemisinde bulundunuz. Sizi tanıyabilir miyiz ?
Mustafa TATLISU: Mavi Marmara gemisinde bulunduk Rabbimize şükürler olsun. İsmim Mustafa TATLISU. 25 yıllık gazeteciyim. “Rotamız Filistin, yükümüz özgürlük ve insani yardım” sloganı ile Gazze seyahatine TV olarak davet edildik. Biz de seve seve katıldık.
İlkadım: Gemide haber merkezinde mi bulundunuz ?
Mustafa TATLISU: Gemide haberciler, gazeteciler, yayıncılar var. Dünyaya görüntü vermek için İHH basın merkezi var. Yaklaşık 60 kişiydik. Ben bu 60 kişinin içinde yer aldım.

Bizler Kararlı Olduğumuz Sürece Allah’ın Yardımı Bizimle Olacaktır

Yazar: 
İHH İnsani Yardım Vakfı Adana Gönüllüleri ile Mülakat

 (Mavi Marmara Gemisi ile Gazze’ye birazdan yola çıkacak olan Adanalı kardeşlerle yapılan telefon röportajı)

 
-Cihangir abi beni duyabiliyor musun?
-Duyuyorum şu anda, sesinizi alıyorum.
-Selamün aleyküm.
-Ve aleykümselam.
-Yanınızda kimler var?
-Adana’dan katılan tüm kardeşlerimiz yanımızda. Çetin Topçuğlu (Şehid oldu), Suat kardeşimiz, Metin abi, Fevziye Hoca Hanım, Fatma hanım, ben Cihangir Pakdil. Çiğdem ablamız da şöyle bir dakikaya kadar gelmek üzere. Hep beraber bir aradayız.

Bir Ordu Üç Beş Sivilin Sopasıyla Baş Edemiyorsa Söyleyecek Birşey Kalmıyor

Yazar: 
Muhyiddin Yıldırım ile Mülakat

 İlkadım : Sizi tanıyabilir miyiz?

Muhyiddin Yıldırım : Ben Muhyiddin Yıldırım. Adana İnsani Yardım Derneği’nde görev almaktayım. Aslen Batman’lıyım. 15 senedir Adana’da bulunmaktayım. Burada reklam ve matbaa işi ile uğraşıyorum. Gazzeye yardım gemisi kalkacağını ilk duyduğumda inanamadım. Yanlış duyduğumu falan düşündüm. Çünkü oraya yardım götürmek, İsrail baskısına, zulmüne rağmen o cesareti göstermek kolay değildi. Ama Bülent Bey ikinci bir defa daha tekrarlayınca bu işin ciddi olduğu ve kararlılıkla yerine getirileceği görüşü bende hâkim oldu. Ben karayoluyla giden ilk konvoyda gidememiştim. O zamandan beri içimde bir uhde kalmıştı. Ve karar vermiştim. Bir daha öyle bir şey olursa, Allah izin verirse giderim diye. Ve gitmek kısmet oldu. Adana ekibi olarak 7 kişi gittik. Yola çıkarken heyecan doruktaydı. Çünkü bu güne kadar Gazze’yi hep televizyonda izledik. Onlar bize her zaman örnek olan, şehadetleriyle örnek olan insanlardı. Onlarla bir araya gelmeye, onlara kimsenin el atmadığı dönemde, gemiye binip o kardeşlerimize yüreklerimizi ve ikramlarımızı sunmaya gidiyorduk. Bir nebze de olsa katkımız olsun istiyorduk. Takdiri ilahi kısa sürdü yolculuk.

Hz. Nuh'un Gemisi ve Mavi Marmara

Yazar: 
Fatih YILMAZ

 Ayeti kerimede Rabbimiz bizden nasıl bir kul olmamızı tarif ederken şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler, Allah’tan korkup sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın, O’nun yolunda cihat edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide, 35)
Müminler Allah’ın yolunda duran, engel teşkil eden tüm güçlerle mücadele etmek zorundadırlar. "Allah yolunda elinizden geleni yaparsanız, ancak, Allah'ın rızasını kazanabilir ve O'nu memnun edebilirsiniz. O halde, sizi Allah'ın yolundan alıkoyan, O'ndan yüz çevirten kulları olarak, O'nun yolunu izlemekten alıkoyan ve sizi kendilerinin veya başkalarının kulları olmaya zorlayan Allah'ın yolu üzerindeki her türlü kişi, grup ve güçle mücadele edin."

Müslüman Müslüman'ın Kardeşidir

Yazar: 
Zeki SOYAK
Değerli Müslümanlar!
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
 “Mü’minlerin, birbirlerini sevmede, birbirlerine acımada, birbirlerini korumada misali, bir bedene, bir vücuda benzer ki, bedenin herhangi bir uzvu rahatsız olsa, hastalansa, diğer uzuvları da bundan muzdarip olurlar ve uykusuz kalır, ateşler içinde yanarlar.”
İslâm dini müslümanlar arasında çok güçlü bağlar tesis etmiş ve onları kardeş ilan etmiştir. Âyet-i kerimeler, hadis-i şerifler müslümanların hep bir vücut gibi olmalarını telkin etmiş, birlik ve beraberlik istemiştir. İşte bu manada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mü’minleri bir bedene benzetiyor

Biz, Dünyaya İyiliği Götürmeye Çalışan Bir Toplumuz

Yazar: 
Dr. Hasan Hüseyin Uysal ile Mülakat

 İlkadım: Mavi Marmara gemisinde bizzat bulunan şahıslardan birisisiniz. Sizi tanıyabilir miyiz, nerden katıldınız?

 Hasan Hüseyin Uysal: Ben, Op. Dr. Hasan Hüseyin Uysal. Konyalıyım. Konya bölgesinden katıldım. Konya’da Mazlumder yönetim kurulundayım. Konya Özel Selçuklu Hastanesinde halen göz hekimi olarak görev yapmaktayım.

Korkak Komanda İsrail...

Yazar: 
Ali Tokluman ile Mülakat

İlkadım: Ali Hocam hoş geldiniz. Öncelikle sizi kısaca bir tanıyalım.
Ali Tokluman: Teşekkür ederim. Kayseriliyim, ticaretle uğraşıyorum, evliyim, dört çocuk babasıyım.
 İlkadım: İHH’ya katılıp Filistin’e yardım etmeye nasıl karar verdiniz?
 Ali Tokluman: Benim bir ailem, çocuklarım var, bir topluluk içerisinde yaşıyorum ve insanım. Dünyayı, ülkemi takip ediyorum. Dolayısıyla gayri insanî davranışları gördüğüm zaman müdahale etme gereği hissediyorum. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın yurt dışı çalışmaları özellikle dikkatimi çekiyordu uzun zamandır. Bu seyahate de bu heyecanımdan, bu bakış açımdan kaynaklanan sebeplerle katıldım. İnsanlık adına bir davranış sergileme gereği hissettim, kendimi sorumlu hissettim.  Belki bu olaydan sonra dünya kurtulmayacak, kötülükler son bulmayacak, ama ben bir Müslüman’ım. Tekrar dirilmeye iman etmişim. 46 yaşındayım, birçok kötülüklerim, günahlarım, çirkinliklerim olmuştur. En azından yeniden dirilme gününde, hesap gününde belki fısıldayarak da olsa insanlık adına bir şey yapmış olmayı arzu ettim. Umarım güzel bir şeye vesile olmuşumdur.

Söz Konusu İnsan Hakları Olunca...

Yazar: 
Latif Selvi ile Mülakat

 İlkadım: Efendim sizi tanıyabilir miyiz?

Latif Selvi : İsmim Latif Selvi. Eğitim Bir Sen Konya şube başkanı, Memur Sen il temsilcisi ve Konya sivil toplum kuruluşları izafi başkanıyım.
İlkadım: Mavi Marmara gemisinde bulunma sebebiniz ne idi?
Latif Selvi : Biliyorsunuz Ortadoğu’da bir asrı aşkın süredir bir dram var. Bu dram esasında bütün insanlığın dramıdır. Bölgedeki İngiliz işgalinden sonra bölgedeki küçük unsurlar büyük unsurlar haline getirilmiş.1949 yılında bir de bağımsız devlet hükmü kazandırılmış ama bölgede yalnızca terör estiren, bölgeye huzur vermeyen, bütün ülkelerin başının belası olan bir yapı mevcut. Bu yapının ilk mağdurları da Filistin’de yasayan insanlarımız. Yaşamadıkları sıkıntı yok, toplu katliamlar bile gerçekleştirilebiliyor.

Bir Milattır Mavi Marmara

Yazar: 
Ramazan Kayan ile Mülakat
İlkadım : Sizi tanıyabilir miyiz efendim ?
Ramazan Kayan :1956 yılında Malatya’da doğdum. İlkokulu bitirdikten sonra Malatya İmam Hatip lisesi’ne kayıt yaptırdım. İmam Hatip Lisesi’ni 1976’da bitirdim. Daha sonra İmam Hatiplik görevine başladım.İmam Hatiplik görevi yaparken İnönü Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne devam ettim. 1982 yılında bu okuldan mezun oldum. 1983 yılında İmam Hatiplikten ayrıldı ve serbest ticaretle uğraşmaya başladım.İslami ilimler üzerinde araştırmalarınımı sürdürmekteyim.Evli ve üç çocuk babasıyım.Halen radyo programcılığı ve aylık Özgün İrade Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktayım.

Rabbimiz İntikam Sahibidir

Yazar: 
Ömer Karaoğlu İle Mülakat
İlkadım: Kendinizi tanıtır mısınız?
ÖMER KARAOĞLU: 1967 İstanbul doğumluyum. Yaklaşık 20 25 senedir müzik çalışmalarıyla meşgulüm. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Bir dönem üniversitemizde görev yaptım, daha sonra üniversiteden ayrıldım ve aktif olarak yine sanatla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürdüğümüz televizyon programlarımız var. Geçmişte de kısa dönem olarak radyo programcılığı ile uğraştım. Fırsat buldukça uzmanlık alanımızla ilgili bir şeyler yazmaya, çizmeye çalışıyoruz ama müzikle ilgili daha çok uğraşıyoruz. Halkımızla yurt içinde yurt dışında konser etkinlikleri ile beraber oluyoruz. Bunun dışında fırsat buldukça vakıflarımızla, derneklerimizle etkinliklere katılıyoruz. Son olarak da Mavi Marmara Gemisi’nin yolcularıyız.

Rabbim Bir Ömrü Bir Haftaya Sığdırdı

Yazar: 
Ramazan KAYAN

  Yazıyı PDF olarak açmak için tıklayınız...

Kıymetli kardeşlerim! Öncelikle çıktığımız bu seferde hızlarına yetişemediğim, bizden önce kanatlanıp Rabbimizin cennetine uçan kardeşlerimizin şahadetlerini tebrik ediyor, Rabbimden onlara rahmet talep ediyor, yine Rabbimizin bizi de onların şefaatine dahil etmesini diliyorum. Biz onlara yetişemedik; inşaallah onların çizgisini, direnişini, mücadelesini sürdürenlerden oluruz. Yine şuan çok sayıda yaralı kardeşimiz var onlar için Rabbimizden şifa niyaz ediyoruz.

İlkadım'dan

Yazar: 
Yard. Doç. İlhami NALÇACIOĞLU

  Yazıyı PDF olarak açmak için tıklayınız...

Kıymetli Okuyucu;
Yüce Yaratanın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna bizler “Evet” cevabını verdik. Yüce Yaratan da bu ahde ve tasdike karşılık, ilk insan Hz. Âdem aleyhisselamdan itibaren sonsuz rahmetiyle kullarının sapıtıp azıtmasını istemediği için, emirlerine havi sahifeler ve kitaplar göndermiştir. Allah’ın emirlerini ve yasaklarını içerisine alan bu ilahi emirler, insanlığın kurtuluş reçetesi olmuştur. Yeryüzünde Allah adına yaşamanın, hak ve adaletin kaynağıdır. “Benim rahmetim, gadabımı geçti.” Buyuran Allah, kullarının sürekli hayatının en ince ayrıntısına kadar gözlemlemiştir. Allah, Rabb oluşunun gereğini kullarının üzerinde peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği kitapları aracılığıyla yapar. Kitaplar, kulun verdiği “Evet sen bizim rabbimizsin.” ahdinin yerine getirilmesini sağlayan reçetelerdir, pusuladır, verdiği sözdeki duruşunun yol haritasıdır. Kitaplar, kulunu koruyan Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatının sonucu, Ahde Vefasının peygamberleri aracılığıyla sunulan belgeleridir. Ya kul verdiği bu sözün neresindedir? Ya yoluna, Yüce Yaratıcının bu beyanlarına uyarak; verdiği ahdin eri olacak, ya da verdiği sözü unutan ondan kaçan bir varlık olacaktır.

 

Allah’ın Kitabına Sarılmak

Yazar: 
Nureddin SOYAK

 

İlâhî ve nebevî öğreti, iki hayatta mutluluk ve huzura kavuşmanın yolunun Allah’ın kitabı Kur’an’a sımsıkı sarılmakla mümkün olabileceğini haber vermiştir.
Rabbimiz:
“Sen sana vahyolunana sımsıkı sarıl.” (Zuhruf 43) buyururken,
Rasulullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“Allah’ın kitabına sarılmayı” (Buhari, Müslim) vasiyet buyurmuştur. 
Rabbimizin son ilâhî mesajı Kur’an’a sımsıkı sarılmaktan maksat; onu ihlâsla okumak, öğrenmek, yaşamak ve yaşatmak demektir.
Rasulullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Buhari)
“Kur’an’ı okuyup, onunla amel eden mümin, ütrüce meyvesi gibidir. Tadı da kokusu da güzeldir…” (Buhari, Müslim)

 

Kur’an’ın Tanımı ve İndirilmesi

Yazar: 
Süleyman YAVUZ

 

Kur’an-ı Kerim’in, farklı yönleri ve vasıfları ele alınarak çeşitli tarifleri yapılmıştır. Bu tarifler onun bütün vasıflarını içine almasa da genellikle tercih edilen tariflerden biri şudur: Hz. Peygambere vahiy yoluyla indirilmiş, Mushaflarda yazılmış, tevatürle nakledilmiş, tilavetiyle taabbüd olunan muciz kelamdır. Tarifte geçen vahiy kelimesi, sözlükte gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, acele etmek, fısıldamak gibi çeşitli anlamlara gelmektedir. Dini terim olarak Allah Teâlâ tarafından peygamberlerine ulaştırılan buyruklardır.
Vahyin ilk başlangıcı Hz. Aişe’nin ifadesiyle Allah’ın elçisine uykuda iken sadık rüya ile başlamıştır. Onun her gördüğü rüya sabah aydınlığı gibi ortaya çıkardı. Sonra Hira mağarasında olduğu bir sırada Cebrail aleyhisselam ona gelerek okumasını emretmiş ve Alak suresinin ilk beş ayeti indirilmiştir. İlk vahiy geldiğinde Hz. peygamber kırk yaşında idi. Kur’an’ın ifadesinden anlaşıldığına göre Kur’an Ramazan ayında Kadir gecesinde indi. O gün 610 yılı pazartesi idi.

 

Amentü ve Müslüman Şahsiyet Oluşumu

Yazar: 
A. Baki ÖNCEL

 

Şahsiyet, insanı diğer insandan ayırmamıza sebep teşkil eden, kişinin şahsına münhasır duruş, duyuş, tavır ve davranış özelliklerinin kapsamıdır. Her insanın hayata, olaylara bakış tarzı, hayata ve düşüncelerine renk verir. Şahsiyet oluşturur. İnsanı, diğer varlıklardan ayıran en önemli yanı, Rabbimizin insana bahşettiği akıldır. Aklın hocasına göre şekil alacak olan düşünce tarzı, hayata dair kişilik tavırlarımızı ortaya kor.
İnsanların eylem ve faaliyetleri, davranışın gözlemlenen yanıdır. Her eylemin ve davranışın ortaya çıkışı, zihinde bir şeylerin geçmesine bağlıdır. Bunlar düşünme, duygulanma, algılama, anlama… gibi şeylerdir. İbn’i Sina, bunları iç duyu, ortak duyu, hayal gücü, tahmin gücü, ilham, rüya ve vahiy olarak sıralar. Bunlara zihinsel oluşumlar adı verilir. İnsan davranışları psikolojinin çalışma alanlarındandır. Bir şahsın ya da bir kitlenin, toplumun davranışlarının ne olduğu, niçin ve nasıl olduğunu araştırmak, o toplumu ve toplumu oluşturan şahıslar hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar.

 

Nevşehir İl Müftüsü Dr. Süleyman Aktaş İle Kuran Yılı Üzerine Söyleşi

Yazar: 
İlkadım Dergisi

 

Kur’an’la Yaşamak Allah’la Yaşamak Gibidir
İlkadım Dergisi olarak bu sayımızda “Türkiye’de ilan edilen 2010 Kur’an Yılını” kapak konusu olarak işleyeceğiz. Bu konuda sizinle bir mülakat yaparak okuyucularımızı görüş ve birikiminizden faydalandırmayı düşündük. Aynı zamanda yılın anlamına katkıda bulunmak istedik.Teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Nevşehir İl müftüsü Dr.Süleyman AKTAŞ ile “Kur’an Yılı” üzerine konuştuk. Söyleşiyi takdim ederken sayın müftümüzün gösterdiği sıcak alakaya teşekkür ederiz.

 

Sahabenin Kur’an Anlayışı

Yazar: 
Adem ÇATAK

 

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Salât ve selam O’nun yüce elçisi, gönüller sultanına olsun.
Bu yazımızda sahabe neslinin Kur’an-ı Kerim’le olan ilişkisi inceleyeceğiz inşallah. Rabbim bize sahabe neslini örnek almayı nasip etsin. Amin.
Sahabe Kur’an’a İnanmıştır
Sahabe Kur’an ilişkisinde bilinmesi gereken ilk husus, sahabenin Kur’an’a inandığı gerçeğidir. Bu gerçek Kur’an’da şu şekilde ifadesini bulmuştur:
“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler… ve şöyle dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara suresi, 286. ayet.)
Ayetten anlaşılacağı üzere sahabe, Kur’an’ı herhangi bir kitap olarak okuyarak değerlendirmesini yapmamıştır. Bu güzide nesil onun Allah’tan gelmiş Hak bir kitap olduğuna inanmışlardır.

 

Kur’an’da Kıyamet Sahneleri

Yazar: 
Şifa YOLVEREN

  Yazıyı PDF olarak açmak için tıklayınız...

Kıyamet, Kur'an-ı Kerim'de hangi isimlerle anılıyor?
Kıyamet kelimesi Kur'an-ı Kerim'de yetmiş kez geçer. Bu olay Kur'an'da çok çeşitli isimlerle anılır. Bunlardan bazıları:
Yevmü'l-Kıyâme (Kalkış, Diriliş Günü), el-Saa (Saat, Yevmü'l-Âhir (Son Gün), el-Âhire (Gelecek Hayat), Yevmü'd-Din (Ceza Günü), Yevmü'l-Hesap (Hesap Günü), Yevmü'l-Fası (Karar Günü),Yevmü'l-Cem (Toplanma Günü), Yevmü'l-Hulud (Sonsuzluk, Sonsuzlaşma Günü), Yevmü'l-Ba's (Diriliş Günü), Yevmü'l-Haşre (Pişmanlık Günü), Yevmü't-Teğabün (Kusurların Ortaya Çıktığı Gün), el-Karia (Şaşırtan Felâket), en-Naşiye (İnsanı Dehşete Düşüren Felâket), et-Tamme (Her şeyi Kuşatan Felâket),  el-Hakka (Büyük Hakikat)…

 

Musa’nın Sihirbazları

Yazar: 
Selim ARMAĞAN

 

Ey rabbimiz! Üzerimize (bardaktan boşanırcasına) sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al."   (Araf: 126)
Kuran-ı Kerim bize bir nur bir ışıktır. Bizleri öğütleriyle ıslah etmek ister, huzura, barışa ve sulha çağırır. “Sulh hayırlıdır.” buyurur. “Sulhu” tanımlarken salih insanı ve onun ıslahatçı hareketlerini hayatın merkezine koyar. İnsanlığa model Kurani bir şahsiyet oluşturur. Bu mümin şahsiyetinin karşısına ise bazen iyilik yapıyorum zannıyla kötülük yapan ve ne yaptığının dahi farkında olmayan gafil bir müslümanı! Bazen şaşkın bir bozguncuyu, bazen bir münafığı ve hatta bazen kalbi hastalıklı kâfirleri koyar. 

 

İzzet Allah’ın, Rasulünün Ve Mü’minlerin Yanındadır (1)

Yazar: 
Zeki SOYAK

 

Muhterem mü’minler!
Allah celle celalühu Kur’an Azimüşşanda, biz mü’minler için hayat bahşeden, bizim sağa sola kaymamamız, hep önümüzdeki o ilâhî nurun peşinden gitmemiz ve bizi o yoldan ayıracak şeytaniyetlere, kötülüklere meyletmememiz için kıyamet sabahına kadar her inanan mü’min gönüle sürur, neşe, aşk ve muhabbet verecek, ona kimlik kazandıracak mesajlar sunuyor.
Rabbimiz celle celalühu Münafikun suresi 8. âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:
“İzzet, şeref, haysiyet Allahın, Rasulünün, mü’minlerin yanındadır. Ancak münafıklar bunu bilmezler.”
İzzet arayanlar, itibar arayanlar bunu sakın ola ki başka yerlerde aramasınlar, yanlış yerlerde aramasınlar. İzzetin, şerefin, itibarın ayaklar altına alınıp, kişilerin insanlık özelliklerinin ve insanlık vasıflarının yok edildiği yerlerde aramasınlar. İzzeti, şerefi, itibarı insanlık onurunu olması gereken yerde arasınlar ki orası, Allah’ın, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ve mü’minlerin yanıdır.

 

Sünnetsiz Kur’an, İslam Değildir

Yazar: 
Ahmet AĞMANVERMEZ

 

“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız. Onlar: Allah’ın kitabı Kuran ve Rasulullah’ın Sünneti.” ( İmam-ı Malik, Muvatta Kader,3) buyuran Allah Rasulü Sallallahu aleyhi ve sellem Veda Hutbesi’nde yüz bini aşkın müslümana Kuran ve Sünnet’in ayrı düşünülemeyeceği mesajını vermiştir.
“Dinin elden çıkışı, sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar. (Darimi, Mukaddime 16) Bu hadisten de anlıyoruz ki, Sünnet’in terki, bid’atların dine girmesine yol açar. Ümmet, sünnetle vardır. Ümmet bilinci sünnetlerle yaşatılır. Sapmalar, sünnetten ayrılmakla başlar.
O zaman, sünnet nedir? Sünnet: Söz, davranış ve takrirleri ile Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellemin, Allah’ın emir ve yasaklarını, kısaca bir bütün olarak İslam’ı yaşayarak yorumlaması demektir.

 

Kur’an Ve Hutbe

Yazar: 
Cemil USTA

 

Kur’an ve Hutbe dinlemedeki ölçü nedir?
İbni Mesud: “İlim isterseniz Kur’an-ı Kerim’i karıştırın, çünkü evvelin ve ahirin ilmi oradadır.”
“Kişinin kendi vaziyetini yoklamasına lüzum yok. Eğer Kuran’ı seviyor ve oradaki hükümler hoşuna gidiyorsa, Allah’ı ve Resulünü seviyor demektir. Eğer Kur’an-ı Kerim hoşuna gitmiyorsa, Allah’ı ve Peygamberi sevmiyor demektir.”
Ebu Hureyre: “Hangi evde Kur’an-ı Kerim okunursa orada bolluk, bereket çoğalır. Şeytanlar uzaklaşır ve melekler oraya hücum eder. Hangi evde Kur’an okunmazsa o evde darlık, sıkıntı, huzursuzluk baş gösterir. Rahmet melekleri oradan uzaklaşır ve şeytanlar orayı istila eder.”
Hasan-ı Basri : “Kuran’a sahip olmaktan daha üstün zenginlik ve Kuran’ı kaybetmekten daha aşağı fakirlik olamaz.”

 

Öğrenme Nedir?

Yazar: 
Yard. Doç. İlhami NALÇACIOĞLU

  Yazıyı PDF olarak açmak için tıklayınız...

İmam-ı Şafi’nin güzel bir tespiti vardır: “İlimde ilerledikçe cehalette olduğumu, zaman beni terbiye ettikçe de akılca noksan olduğumu anlıyorum.” Bugün insanlar organları hakkında oldukça geniş bilgiye sahiptir. Birçok organ nakli de rahatça yapılabilmektedir. İnsanın bir organı daha vardır ki; o da beynidir. Bugün, insan beyni hakkında %3 - 5 bilgiye sahibiz. Yani diğer organlarımıza oranla %95’in üzerinde bir bilgisizlik söz konusudur. Son zamanlarda insan beyni hakkında bilgimiz arttıkça, bilgimiz nispetinde beynimizin öğrenme konusundaki fonksiyonuyla bilgi sahibi olabiliyoruz. Gerçekten insanı hayretler içerisinde bırakan, üzerinde düşünülmesini gerekli kılan bir organımızdır.

 

Ahmet Tevfik İleri (1912-1961)

Yazar: 
Ahmet BELADA

 

1960 ihtilalinde, müebbet hapse mahkum olduğunda Kayseri hapishanesinden kerimesi Cahide Aksoy’a şu mektubu yazar: “ Yavrum Cahide ! elli sene yaşadım. Yirmi sekiz senedir Vasfiyemle dünyanın en mes’ud karı-koca hayatına nail oldum. Allah’a şükür dağ gibi üç evladım var. Şimdiye kadar seksen kazadan kurtuldum. Çoktan ölmüş olabilirdim. Demek ecelim gelmemiş… Allah bana aç kalmayacağımızı gösterdi. Bunun tadını tattırdı. Sizin yaşadığınız dünyadayım. Hasret kelimesini kullanmayın. Hasret değilim. Çünkü sizden uzak değilim ki hasret olayım. Maddenin ne kıymeti var, manen hep beraberiz.
Allah her şeyi görüyor ve biliyor… gerisi lafû gûzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir.

 

İnsan Olmak Zor Be Dostum…

Yazar: 
Abdullah GÜLCEMAL

 

Kurudu bahçenin bağın insanı
Kurudu ovanın dağın insanı
Sıksanız bir damla gözyaşı çıkmaz
Kurudu kurudu çağın insanı…
Vahye muhatap olan insan, Ahsen-i takvim üzere yaratılan, eşref-i mahlûkattır.”Biz, gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin: 4)
Niçin insan olarak yaratıldığının idrâkinde olanlar, nasıl ve neden yaratıldığının da üzerinde tefekkür eder, yaratılış gayesine uygun bir hayat yaşamanın mücadelesini verirler…